Anasayfa Arabic English Deutsch Indonesia Arabic
BariyersizSite haritasıİletişimKünye Hakkımızda
Nedim Gürsel ile söyleşi
İnanç sorgulanabilmeli



Nedim Gürsel, "Allah'ın Kızları" adlı romanı ile Müslümanların dini duygularını incittiği gerekçesiyle hakkında açılan davalardan geçen haziran ayı sonunda beraat etti. Davanın temyiz mahkemesinde olduğunu söyleyen Gürsel, olumsuz bir karar beklemiyor ama yine de "belli olmaz" diyor. Yazarla, Ramon Schack bir söyleşi yaptı.

nedim Gürsel foto dpa
Resmi büyüt N.Gürsel: "Bir yazar, bir aydın ya da düşünürün, eğer teokrasiyle yönetilen bir ülkede yaşamıyorsa, inançları da sorgulamakta özgür olması gerektiğini düşünüyorum."
Sayın Gürsel, son romanınız "Allah'ın Kızları", Türkiye'de başınıza büyük dertler açtı. Bu kitap yüzünden hapse bile girebilirdiniz. Müslümanların manevi duygularını incittiğiniz iddiasıyla hakkınızda üç yıla kadar hapis istemi vardı. Romanınızı yayınladıktan sonra böyle bir olayla karşılaşmayı bekliyor muydunuz?


Gürsel: Hayır, hiç beklemiyordum doğrusu. Bir yazarın yazdığı bir roman nedeniyle hapis istemiyle karşı karşıya kalması, hedefi Avrupa Birliği'ne girmek olan bir ülkeye yakışmıyor. Bir roman yazdım ve bütün hayatım değişti. Maalesef bu olumlu bir değişiklik de değil. Üstelik laik bir ülke olan Türkiye'de, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun nasıl olup da romanım hakkında bir hükme vardığını da anlamış değilim. Açıkçası bu konu, daha çok canımı sıkmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam'ın ülkemizde izleyeceği yolu denetleyen bir kamu kurumudur. Bu kurum edebi bir eser hakkında görüş bildiriyor, üstelik yürümekte olan bir adli sürece müdahil olmaya kalkıyor, anlamış değilim.

Diyanet İşleri'nin somut eleştirileri neler?

Gürsel: Din İşleri Yüksek Kurulu'nda bulunan bilirkişiler, başka noktaların yanı sıra romandaki kahramanlardan birinin Muhammed peygamber hakkında "cahil çocuk" demesinden şikâyet etti. Burada gözden kaçan nokta, adı geçen ifadenin sahibinin, Muhammed'in hasımlarından biri olması ve en azından ciddi bir romanda böyle bir karakterden peygamber hakkında methiyeler düzmesinin beklenemeyeceği. Elbette bunlar hep öne sürülen sebepler. Kanımca asıl rahatsızlık verense, peygamberin bir roman figürü olarak karşımıza çıkması.

Allah'ın Kızları romanının yarattığı kargaşa, Salman Rüşdü'nün kaleme aldığı Şeytan Ayetleri'nin sebep olduğu tartışmaları hatırlatıyor. Her iki roman da 7. yüzyılda geçiyor ve her ikisinde de Muhammed peygamber bir roman figürü olarak betimlenmiş. Rüşdü'nün kitabında eleştirmenler daha kitabı okumadan hezeyanlara kapılmıştı. Sizin kitabınızda da aynı şeyin olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Gürsel: Kesinlikle öyle. Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından kitabın değerlendirilmesiyle görevlendirilmiş uzman, hazırladığı raporda romandan öyle yanlış alıntılar yapmış ki, kitabı gerçekten okuduğundan şüpheliyim.

Romanınızın piyasaya çıkmasının ardından dine hakaretle itham edildiniz. Almanya, Fransa ve İsviçre medya kuruluşları geçen yaz bu konuyu haber yaptılar. O dönem asliye mahkemesinde beraat ettiniz, ama bazı savcılar bu karara itiraz etti. Yeni bir dava açıldı ve şimdi de temyizde bulunuyor.

Kitap kapağı, Allah'ın Kızları
Resmi büyüt Allah'ın Kızları, Doğan Kitap tarafından 2008 yılında yayımlanmış..
Gürsel:
Doğru. "Allah'ın Kızları" geçen yıldan bu yana Türkiye edebiyat piyasasında ve buradaki pazar için son derece tatminkâr bir rakam olan 30 binlik bir satışa da ulaştı. Romanın çıkmasından kısa süre sonra savcılık tarafından kovuşturma süreci başlatıldı. Ama başlarda mahkemeyi kitabın herhangi bir hakaret içermediği konusunda ikna edebildim.

Ancak üst mahkeme şaşırtıcı biçimde yeni bir davanın açılmasına karar verdi. Belli bir kesimin, Türkiye'yi yazarların mahkeme önünde yargılandığı bir ülkeye dönüştürmek istedikleri anlaşılıyor. Aslında bu dönemleri çoktan ardımızda bırakmış olmamız gerekiyordu. Orhan Pamuk gibi yazarlara karşı açılan sayısız davanın ardından mahkemeler bu gibi davaların açılmasını zorlaştırıcı koşullar getirmişti. Ancak anlaşılan o ki, Ankara'nın verdiği teminatların pek bir kıymeti harbiyesi yok. Bunun üzerine ben de Başbakan Erdoğan'a açık bir mektup yazdım.

Size yanıt yazdı mı?

Gürsel: Henüz yazmadı. Ama okurlarımdan geniş bir onay ve destek gördüğümü söyleyebilirim.

Paris'te yaşıyor, Sorbonne Üniversitesi'nde Türk edebiyatı eğitimi veriyorsunuz. Türkiye vatandaşlığının yanı sıra Fransız pasaportuna da sahipsiniz. Bu iki dünya arasında gidip gelirken, yani İstanbul ile Paris arasında seyahatler ederken, Türkiye'nin siyasi gerçeklerini gözden kaçırmış olabilir misiniz? Ne de olsa ülkenin girdiği yeni siyasi yönelim, yani laik Kemalist devlet doktrininin yaşadığı değişim gözler önünde.

Gürsel: Bu değişimi görmemiş değilim. Belki de bu sürecin kendi dinamiğini küçümsemiş olabilirim. Ama bir yazar, bir aydın ya da düşünürün, teokrasiyle yönetilen bir ülkede yaşamadığı takdirde inançları da sorgulamakta özgür olması gerektiği inancını taşıyorum.

Söyleşi: Ramon Schack

Almancadan çeviren: Ogün Duman

© Qantara.de 2010


Yazıcıya gönder

Arama

Aranan Kelime:

Bülten

Şark fotoğrafları

| Bild: Foto koleksiyon | Hamburg Etnoğrafya Müzesi'ndeki tarihi Şark fotoğrafları koleksiyonunu, Nimet Şeker tanıtıyor...

Atılkunst

| Bild: fon atilkunst, foto http://atilkunst.blogspot.com/ | Gündem Fazlası Gündeme müdahale Atılkunst'un varoluş alanıdır.Blog

Yollarda

| Bild: 'Yollarda' logo | Goethe Enstitüsü, Avrupa Birliği "Cultural Bridges" programının finansal desteğiyle, Mayıs 2009 – Haziran 2010 tarihleri arasında, Türkiye'de başlayıp Brüksel'de sona erecek olan, geniş kapsamlı bir kültür projesi gerçekleştiriyor. Ayrıntılar...

Şark'ın görüntülenimleri

| Bild: Şahname'den illustrasyon Foto, özel arşiv Emanuel Sevrugian Horst Ziegenfusz | Ermeni asıllı İranlı sanatçılar, Antoine-Khan Sevruguin ile André "Derviş" Sevrugian'ın eserleri Frankfurt Dünya Kültürleri Müzesi'nde sergileniyor. Bu eşsiz sergiyi Nimet Şeker gezdi.

Yerebatan Sarnıcı

| Bild: logo | Yerebatan Sarnıcı, 542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından Büyük Saray'ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır…

TEDA projesi

| Bild: | TEDA, Türk kültür, sanat ve edebiyatının klasik ve çağdaş eserlerinin ilgili ülkelerin tanınmış yayınevlerince Türkçe dışındaki dillere çevrilmesi, yayınlanması, tanıtılması ve pazarlanması esasına dayalı özünde bir "çeviri ve yayım" destek projesidir.

Türkçe’ye çevrilmiş Almanca kitaplar