Kuran tefsir uzmanı Ömer Özsoy ile söyleşiTebliğ yerine modern İslam anlayışı
Kuran'ı her zaman tarihsel çerçevesi içinde kavrayıp, çağdaş bir biçimde yorumlamak; Prof. Dr. Ömer Özsoy’un söylediklerinin özünü, bu cümleyle özetleyebiliriz. Bünyan doğumlu Özsoy, bir Alman üniversitesinde kadrolu ilk Müslüman ilahiyatçı. Arian Fariborz, Ömer Özsoy’la söyleşti.

Ömer Özsoy, 90'lı yılların ortasında Ankara Üniversitesi'nde ortaya çıkan, önemli reformcu İslam akımlarından "Ankara Ekolü"ne dahil.
Türkiye’de reformcu İslam ekolünden gelen Prof. Özsoy’un, Frankfurt Üniversitesi Protestan Teoloji Kürsüsü’nde, finansmanı dışarıdan sağlanan bir kadroda bulunması, ilk kez rastlanan bir durum; o bir vakιf- profesörü.
Özsoy’un seminerleri, alışılagelmiş içeriklerin ötesinde olduğu izlenimini uyandırıyor: "Kuran'ın Dili: Metin ve Kelam" ya da "İslam'ın Manevi Mirası ve Modernizm" bunlardan yalnızca ikisi.
43 yaşındaki ilahiyatçı, İslam'ın ve dinin manevi mirasιnιn harfiyen, kalıplaşmιş ve geleneksel yorumundan daha çok, modern yorumuna açık.
Kuran'ı tarihsel bağlamιnda anlamak "Müslümanlar’ın başından beri Kuran'ı tarihi ve şifahi bir belge olarak gördüğünden ve algıladığından yola çıkıyorum" diyen Özsoy, şunları ekliyor: "Başka türlü olmasι da olanaksız görülüyor, çünkü ilk Müslümanlar, yani Kuran'ın hitap ettiği ilk insanlar, Kuran'ı böyle yaşadılar; Peygamber'in yoldaşları olarak vahiylerin inmesini O'nunla birlikte yaşadılar. Vahiy, Mekke ve Medine devresi ayetlerini inceleyen bilim dallarını da , birinci ve ikinci kuşağa borçluyuz."
Özsoy'a göre Kuran'da anlatılmak istenen içeriğin yalnızca yüzde 10'u, Kuran'ın ayetlerinde bulunabiliyor. Geri kalan kısım, tarihsel bağlamda yorum gerektiriyor. Dolayısıyla Özsoy Kuran'ı ne ebediyen geçerli, ne de evrensel bir belge olarak kabul ediyor. Bu tarihsel-eleştirel görüşleriyle, Kuran'ın emirlerini günümüzde de bağlayıcı olarak gören muhafazakar Müslümanlar’ın tepkisine neden oluyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde 2004 yılında Tefsir Ana Bilim Dalı'nda Profesör olan Ömer Özsoy, 90'lı yılların ortasında yine Ankara Üniversitesi'nde ortaya çıkan önemli reformcu İslam akımlarından "Ankara Ekolü"ne dahil.
Özsoy'un seminerlerine artan ilgi 2006 yılında Frankfurt Üniversitesi'nde profesör kadrosuna alınmasıyla, Özsoy'un araştırma ve ders metotlarına ilgi olağanüstü artmış. Geçtiğimiz yaz yarıyılında Özsoy'un Kuran seminerlerinden birini ziyaret eden Müslüman ve Müslüman olmayan 15 öğrencinin bu derse girmesi, farklı gerekçelere dayanıyor.
Bir Türk öğrenci, Ömer Özsoy'un dersine bilinçli olarak girdiğini anlatıyor ve bunun gerekçesini de şöyle açıklıyor: "Özsoy'un derslerine olabildiğince katılmayı istiyorum, çünkü kendisinin temsil ettiği akım, İslam Dünyası'ndaki birçok Müslüman'dan farklı; dolayısıyla Kuran ve İslam Tarihi'nin nasıl yorumlandığı çok ilginç. Özellikle 19. yüzyıl Avrupası'nda ortaya çıkan tarihselciliği Kuran'a uygulayıp yeni bir yorum getirme çabaları çok ilginç."
Bir başka öğrenciyse ekliyor: "Bu derslere katılmamdaki asıl amaç, eğitim fakültesini bitirdikten sonra lise öğretmeni olarak okulda İslam din dersi de verebilmem."
Frankfurt Üniversitesi'nde Ömer Özsoy'un okuttuğu dersler kapsamında imam eğitimi almak mümkün değil. Münster Wilhelms Üniversitesi "Dini İlimler Merkezi"ndeki gibi, din öğretmeni olmak da mümkün değil, ancak Özsoy'dan ders alan birçok öğrenci yüksek öğrenimlerini tamamladıktan sonra, İslam din dersi verebilmek için ek bir eğitim alıyor.
Dinler arası diyalog çıkmazda Kuran uzmanı Ömer Özsoy'un, ağırlık noktasını "Kuran araştırmaları", "İslam ve Modernizm", Avrupa'da İslam ve Müslümanlar" gibi konuların oluşturduğu bilimsel araştırma ve ders verme görevlerinin yanısıra, Protestan İlahiyat Bölümü'ndeki Hristiyan meslektaşlarıyla dinlerarası diyaloğu pekiştirmesi de bekleniyor.
Özsoy, bunun için geç bile kalındığını, Alman tarafınca uzun zamandır uygun Müslüman bir muhatap arandığını, diyaloğun ise çıkmazda olduğuna dikkat çekiyor:
"Ben Almanya’da henüz yeni sayılırım, ancak bu konuda çarpık bir gelişme olduğu kanaatindeyim. Bir yanda iyi eğitim almış, İslam konusunda yüksek öğrenim görmüş Hıristiyan ilahiyatçılar var, diğer yandaysa -buradaki- işçiler ya da İslam'a kalpten inanan ve bu konuda sorumlu olduğunu düşünen mühendis ya da doktorlar bulunuyor.
Bu bir diyalog değildir. Açıkçası taraflar eşit seviyede değil. Zaten Hıristiyan tarafı da, uygun ve yeterli bilgiye sahip muhatap olmadığından yakınıyor.
Ama belki Münster, Erlangen ya da bizdeki kürsüler, doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuda bir katkı sağlayabilir."
Arian Fariborz
Almancadan çeviren: Attila Azrak
© Qantara.de 2007 Qantara.de Nahid Selim
Kuran'da kadın düşmanlığına eleştiri Mısır kökenli Nahid Selim kitabında Kuranıkerim’in çağdışı tefsir biçimini eleştiriyor ve içerdiği birçok kadın düşmanı eğilimi ortaya koyuyor. Abdul-Ahmad Rashid kitabı tanıtıyor.
Yazıcıya gönder