Edward Said'in "Oryantalizm" kitabının Almanca yeni çevirisiKlişelerden uzak bir Şark
Edward Said'in ilk kez 1978 yılında yayımlanmış olan eseri "Oryantalizm"in, klasik şarkiyatçılıkta bir travmaya yol açtığını söylersek, abartmış olmayız. Said'in bu eseri, yeniden Almancaya çevrildi ve kısa süre önce yayımlandı. Stefan Weidner kitabı Qantara.de için değerlendiriyor.

S. Weidner, "Said'in Şarkiyatçılığın, ideolojik, hatta kısmen ırkçı tutumlar içinde olduğu, bu tutumların da yine politikacılar ve kanaat önderleri tarafından, Şark'a yapılan müdahaleleri haklı çıkarmak için benimsendiği saptaması, oldukça ilginçtir" diyor.
Bugün Filistinli-Amerikan edebiyatbilimci Edward Said'e (1935-2003) atıfta bulunmadan İslam'dan söz etmek zordur. Yazarın başyapıtı Oryantalizm'in 1978'de yayımlanan ilk Almanca çevirisi pek çok eksikliklerle doluydu ve uzunca bir süre önce de tükenmişti. Yeni çeviri, son 30 yılın tarihsel gelişiminden önce yazılmış olan kitabın tezlerini sınama olanağı sunuyor.
Şarkiyatçılık ve sömürgecilikGünümüzde bu kitabı eline alan tarafsız bir okur, kitabın eskiden yarattığı heyecanı anlamakta zorluk çekebilir. Çünkü bugün artık hiçbir ciddi araştırmacı, 19. yüzyılın eşiğinde bilimsel bir şarkiyatçılığın yükselişinin, esas olarak İngiltere ve Fransa'nın sömürgeci ihtiraslarıyla kolaylaştırıldığına itiraz etmeyecektir; Edward Said, Sylvestre de Sacy (1758 – 1838) ve Edward Lane'in (1801 – 1876) rolü üzerinde ayrıntılı olarak duruyor.
Şarkiyatçılık, sanatta ve edebiyatta da pek iyi sonuçlar vermiyor. Fransız romancı Flaubert, Mısır seyahatinde çoğu kez, Lane'in 1836 tarihli 'modern' Mısırlılar hakkındaki etnolojik raporunda dile getirdiği tuhaflıkların aynısını buluyor; 20.yüzyıla kadar Arabistan'a seyahat eden tüm Batılılar için, Şark klişesine rastlanmayan bir Şark seyahatinin, gerçek bir Şark seyahati olmadığı kuralı geçerliydi. Said'in, Şarkiyatçılığın ideolojik, hatta kısmen ırkçı tutumlar içinde olduğu, bu tutumların da yine politikacılar ve kanaat önderleri tarafından, Şark'a yapılan müdahaleleri haklı çıkarmak için benimsendiği saptaması özellikle çarpıcı bir saptamadır.

Oryantalizm Said'in, Batılı her türlü klişeye ve çarpıtılmış Doğu/Doğulu imgesine karşı cevabı niteliğinde. Said'e göre bunu Oryantalist Sylvester de Sacy'de de görmek mümkün.
Açıktan açığa ırkçılıkÜnlü şarkiyatçı William Muirs'in (1819 -1905) aşağıdaki sözleri türünden ifadeler başka söze gerek bırakmamakta ve Lord Cromer gibi politikacılar tarafından canı gönülden benimsenmektedir:
"Muhammed'in kılıcı ve Kuran; bu ikisi, uygarlığın, özgürlüğün ve hakikatin dünyanın bugüne kadar gördüğü en kötü düşmanıdır."Bu gibi sözlerden, günümüzün İslam karşıtı bloglarına uzanan düz bir çizgi çekilebilir ve kuşkucu bir gözlemci, Papa'nın Regenburg'ta yaptığı konuşmayı da bu geleneğin içine yerleştirmeyi düşünebilir.
Edward Said'in bugüne kadar üzerinde tartışılan biri olmasının nedeni tam da Şark'a karşı benzeri tutumların, ürkütücü derecede uzun bir süre yaşayabilmiş olmalarıdır, Said incelediği yazarlarda bu tutumların varlığını göstermiştir. Günümüzün, İslam ve savunucularından başka düşman tanımayan aydınlanma fundamentalizminin ardında, Irak ve Afganistan savaşları için uygarlık misyonerliği argümanları biçiminde yeniden dirilen, eski bir otoriter refleks gizlenmektedir.
Karşılıklı klişeler Edward Said'den miras kalan, Şark hakkında şarkiyatçı klişelerden uzak bir biçimde konuşmanın mümkün olup olmadığı ve mümkünse bunun nasıl yapılabileceği sorusuna, genç İslambilimcilerin bir çoğu –özellikle bu ülkede– bu arada uygun bir yanıt bulmuşlardır.

E.Said'in Oryantalizm adlı kitabının yeni cevirisi de önceki gibi eksikliklerle dolu; birçok yerde eserin orijinaline başvurmak gerekiyor
Bu yanıta göre, kendi araştırmaları üzerinde sürekli düşünmek, İslam'a olabildiğince kendisi hakkında konuşma fırsatı vermek, "İslam şudur…" gibi tanımlama amaçlı genelleme önermelerinden kaçınmak ve bunun yerine, tekil örnekleri ve çok sayıda farklı 'İslam'ı incelemek gerekmektedir.
Tüm bunlar, aslında olması gerektiği gibi, çok doğal olsaydı, Edward Said bir parça bilim tarihinden ibaret kalırdı ve bugün artık onu okuma ihtiyacı duymazdık. Said'in değindiği olgu, çok sayıda tekil araştırmada ve genel bakış içeren yapıtlarda daha net ve daha ikna edici bir biçimde söylenmiştir.
Kitabı yeniden okuduğumuzda "Şarkiyatçılık" karşımıza, çoğu zaman karışık, üslup açısından biraz özensiz, çıkarımları -nadiren yanlışlıklar olsa da- biraz aceleci ancak özenle ortaya konmaya çalışılmış bir deneme olarak çıkıyor.
Said, gereksiz yere kendinde zayıf noktalar yaratıyor ve Müslüman fundamentalistler kuşağı ile arasına gereken mesafeyi koymadığı için savları, onların bir o kadar etkili 'oksidentalist' klişelerine şablonlar oluşturuyor.
Elimizdeki nüshada bu zayıflıklar, okura kafasını sallatacak cinsten şık ve ikna edici cümlelerin yer aldığı Almancada, İngilizce metindekinden daha güçlü bir biçimde öne çıkıyor: Elimizdeki metin yeni bir çeviri açısından olağanüstü ihmalkârlıklar içeriyor. Sadece, çevirmenin "İslambilimciler" yerine "İslamcılar" (yani İslamcı fundamentalistler!) terimini kullanmış olması değil; çoğu cümlelerden açıkça hiçbir şey anlaşılmıyor ve çeviriyi anlayabilmek için sadece orijinal metin işe yarıyor.
Stefan Weidner
Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel
© Qantara.de 2010
Edward Said: Orientalismus, İngilizceden Almancaya çeviren: Hans Günter Holl. S. Fischer Verlag, Frankfurt 2009.
Stefan Weidner "Manual für den Kampf der Kulturen. Warum der Islam eine Herausforderung ist" [Medeniyetler Çatışmasının Elkitabı. İslam Neden Bir Meydan Okumadır?"] kitabının yazarıdır ve şu sıralar Berlin Hür Üniversitesi'nde August-Wilhelm-Schlegel misafir profesör olarak ders veriyor.
Qantara.deArap dünyasında Edward Said'in "Oryantalizm"i
Bilinçli "seçilmiş Araplık" Edward Said otuz yıl önce "Oryantalizm" adlı başyapıtını yayımladı. Batılı akademisyenlerin gözünde bu kitap teorik dekolonizasyonun manifestosu oldu. Peki Said'in bu eseri Arap dünyasında nasıl yer buldu? Markus Schmitz bu sorunun yanıtlarını bulmaya çalışıyor.
Alman oryantalisti Elsa Sophia von Kamphoevener üstüne
Doğu masallarının Batı'daki sesi Yirmi yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşadı ve sultanın sarayında bir Prusya subayının kızı olarak Doğu'nun rasyonel Batı için son derece çekici olan anlatım sanatını keşfetti. Alman oryantalizminin bu başına buyruk temsilcisini Sonja Hegasy tanıtıyor.
Müslümanlar ve Batı
Umutsuzca oksidentalist aramak Maulana Waris Mazhari, eğer Batı ile Müslüman dünyası arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi isteniyorsa, Müslümanların Batı düşüncesini, medeniyetini ve tarihini yalnızca hem olumlu hem de olumsuz taraflarını ciddi bir çabayla incelemekle yetinmeyip bu inceledikleri olgulardan bir şeyler de öğrenmeleri gerektiğini belirtiyor.
Yazıcıya gönder