Anasayfa Arabic English Deutsch Indonesia Arabic
BariyersizSite haritasıİletişimKünye Hakkımızda
Muhsin Kadivar ile söyleşi
Yotube ile dünyaya duyurulan direniş



İran'lı reformist teolog Muhsin Kadivar ile "Yeşil Protesto Hareketi"nin geleceği ve son olarak İranlı aydınların yayımladıkları bildiri üzerine, Katajun Amirpur bir söyleşi yaptı.

Muhsin Kadivar, foto diplomasi Iran
Resmi büyüt 1959 Şiraz doğumlu Kadivar, "Yeşil Hareket"in de ruhani lideri sayılan Ayetullah Hüseyin Ali Montazeri'nin ögrencisiydi.
Şu anda yurtdışında yaşayan ve aralarında Kadivar’ın da bulunduğu İranlı beş aydın bundan birkaç hafta önce bir bildiri yayımladı. Hareketin hedeflerinin dile getirildiği bu bildiri, muhalefet lideri Mir Hüseyin Musavi’nin, yurtdışındaki çeşitli yorumcu ve muhalifler tarafından bir geri adım olarak eleştirilen bildirisinden birkaç gün sonra yayımlandı. Musavi, Ahmedinecad’ın istifasını açıkça talep etmek yerine, hükümetin son aylardaki olayların sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğinden söz etmişti.

Bildirinizin amacı neydi?

Muhsin Kadivar: Bu bildiri, şu anda İran’da mümkün olabilecek şeyler doğrultusunda kaleme alındı. Yurtdışındaki çoğu İranlının düştüğü hataya düşmemeye çalıştık. Yapılan birinci hata, uzun yıllardan beri Iran dışında yaşayan İranlıların kendilerinin doğru ve iyi buldukları bir şeyin, İranlıların çoğunluğu tarafından da istenip istenmediğini dikkate almamaları; ikinci hata ise, bunun şu anda gerçekçi olup olmadığına bakılmaması.

Bu durumda siz bir devrimden yana değilsiniz?

Kadivar: İranlıların çoğunluğu, son devrimin üzerinden otuz yıl geçtikten sonra ikinci bir devrim için istek duymuyor. Bunun yerine çoğu kişi sistemde kurumsal ve köklü bir değişiklik yapılmasını istiyor. Bu nedenle, bu hareketi, gerçi devrimci hedefleri olan ama kesinlikle şiddetten uzak, temkinli, mevcut yasalar çerçevesinde hareket eden bir reform hareketi olarak niteleyebiliriz. Bu yüzden bu bildiriyi yazarken İslam Cumhuriyeti’nin anayasasını yoğun bir biçimde dikkate aldık. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve demokrasi ilkesiyle örtüşen alanlara yer vermeye çalıştık. Rejimin, anayasayı diktatörce bir bakış açısıyla okuduğu yerlerle ilgili olarak şunu göstermek istiyoruz: Bu anayasanın demokratik bir okuma biçimi de var.

Anayasada, tüm yasa taslaklarını İslam'a uygun olmadıkları gerekçesiyle reddedebilen Anayasayı Koruma Konseyi gibi bir organ öngörülmüş olsa bile mi?

Kadivar: Eğer halk tarafından seçilmiş bir Anayasa Koruma Konseyi olsaydı, böyle bir sorun olmazdı. Biz anayasal çerçeve içinde hareket etmeye çalıştık. Taleplerimiz çok küçük ama uygulanabilir talepler.

Foto AP
Resmi büyüt M. Kadivar: "Kim İranlıların şimdi bir devrimle rejimi devirmek istediğini söylüyorsa, o, ülkesini tanımıyor demektir."
Ama eğer Anayasayı Koruma Konseyi'nin halk tarafından seçilmesi mümkün olsaydı, o zaman halka aslında böyle bir konseyi isteyip istemediği sorusunun da sorulması gerekmez miydi?

Kadivar: Teorik olarak bu mümkün ama bizim tanımımıza göre bu konsey sadece bir tür anayasa mahkemesi olurdu zaten.

Bildiriniz, Mir Hüseyin Musavi’nin bildirisine bir tepki mi? Hatta bir düzelti mahiyetinde mi?

Kadivar: Hayır, değil. Aslında her iki bildiride de aynı şeyler söyleniyor ve talep ediliyor. Biz bu bildiriyi şunu göstermek için yayımladık: Hareket radikalleşmeden de ilerleyebilir; burada, yurtdışında ve tabii Tahran sokaklarında bazı gençlerden de sürekli duyduğumuz radikalizme başvurmadan da olabilir bu. Bu nedenle bildirimizde, rejimin bize karşı kullanabileceği tek bir nokta yok.

Göstericiler taleplerinde Musavi’den çok daha ileriye gitmiyorlar mı?

Kadivar: Yoğun devlet şiddeti nedeniyle özellikle de gençler arasında radikalleşmeler var tabii. Fakat insanların çoğunluğu gibi göstericiler de Musavi’den, halkın oylarıyla seçilen başkanımızdan yana.

Eğer Musavi sizin seçtiğiniz başkanınızsa, neden bir bildiri yayımlama gereği duydunuz? Hareketin hedeflerini onun ifade etmesi gerekmez mi?

Kadivar: Musavi İran’da, tüm danışmanları da cezaevinde. Bu nedenle, ona destek olmak için yurtdışında bir ‘think-tank’ başlatmak istedik. Çünkü onun eski 'think-tank'ını rejim Evin Hapishanesi’ne kapattı. Biz rejime sadece şunu göstermek istedik: Bir 'think-tank'a engel olursanız, o zaman biz de yurtdışında yenisini kurarız. Ayrıca yurtdışında bazı şeyleri daha net bir biçimde ifade edebiliyoruz.

Büyük Ayetullah Montazeri’bin oğlu Said Montazeri’nin korktuğu gibi, kan dökülmesi olası mı?

Kadivar: Biz de bundan endişeleniyoruz, böyle bir tehlike var. Bu yüzden temkinli hareket etmek zorundayız.

Rejimin en büyük hatası neydi?

Mir Hüseyin Musavi, foto AP
Resmi büyüt Mir Hüseyin Musavi: Yeşil Protesto Hareketi'nin lideri; muhalefetin umudu...
Kadivar: En büyük hatayı, bu seçimi onaylayarak ve bağımsız bir hakem kurulu tarafından değerlendirilmesine izin vermeyerek Ali Hamaney yaptı. Diger bir hatası da masum insanların kanını dökmüş olması. Anayasaya göre gösteri yapmak temel haklar arasında. Lakin İslam Cumhuriyeti rejimi, halkın barışçıl gösterilerini bir çatışmaya dönüştürdü.

Ayrıca yalan söylüyorlar: Aşure Günü’nde yaşanan olay, güvenlik güçlerinin barışçıl bir dini alaya vahşice saldırısıydı. Hiçbir gösterici, rejimin iddia ettiği gibi dini değerlere hakaret etmedi. Bunu söylemelerinin tek nedeni, kendilerini kutsal saymaları ve insanların Hamaney’i kastederek "kahrolsun diktatör" diye haykırmasını kutsal değerlere hakaret olarak görmeleri. Ama Sayın Hamaney’in kutsal bir tarafı yok, bizim için kutsal olan kişiye, İmam Hüseyin’e kimse hakaret etmiş değil. Sayın Hamaney’in bir diğer hatası şu: Ülkeyi güvenlik aygıtının eline teslim ettiğini hiç düşünmüyor. Ayrıca hapishanelerdeki işkence ve cinayetler de söz konusu.

Sizce İran’ın geleceği, hareketin geleceği nasıl olacak?

Kadivar: Ben son derece iyimserim. Son aylarda İran’da otuz yıldan beri görülmeyen şeyler oldu. Yeşil Hareket’in yol açtığı sonuçlardan biri de şu: Eskiden yöneticileri sadece belli bir tabaka, seçkinler, aydınlar eleştirirdi. Artık herkes eleştiriyor.

İslam Cumhuriyeti’nin işlediği suçların ve yasa ihlallerinin artık tüm halk farkında. Şimdi herkes bilinçlendi. Birincisi bu. Diğeri de şu: İnsanlar kendi güçlerine inanmaya başladılar. Üçüncüsü ise, teknolojinin protestocu İranlıların imdadına yetişmiş olması. Eskiden rejim suç işlerdi ama kimse bunun farkında olmazdı. Bugün bu suçlar cep telefonuyla kaydediliyor ve 'youtube' sayesinde birkaç saat içinde tüm dünya olan biteni öğreniyor. Bu nedenle, Yeşil Hareket’in uzun vadede kazanacağından eminim.

Söyleşi: Katajun Amirpur

Almancadan çeviren: Zehra Aksu Yılmazer

© Qantara.de 2010



Yazıcıya gönder

Arama

Aranan Kelime:

Bülten

Armin Laschet

| Bild: KRV Kuşaklar, Aile, Kadın ve Entegrasyon Bakanı Armin Laschet, foto DW | KRV Eyaleti Kuşaklar, Aile, Kadın ve Entegrasyon Bakanı Armin Laschet "Üçüncü bir Alman Birliği'ne ihtiyacımız var!" diyor.

Kadının İnsan Hakları

| Bild: foto,www.kadinininsanhaklari.org | Bir kadın ve insan hakları örgütü olarak amacımız, kadınların kendi katılımlarıyla kurdukları demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir toplum düzeninde yaşamalarını sağlamaktır.

İrene Han

| Bild: Irene Han, foto AP | İrene Han Uluslararası Af Örgütü'nün yalnızca ilk kadın genel sekreteri değil, ilk Asyalı ve ilk Müslüman Genel Sekreteri...

Avrupa Birliği ve Türkiye

| Bild: | Türkiye’nin Avrupa’ya uzun yolculuğunda Türkiye nereye vardı, Avrupa nerede? Türkiye’nin siyasetten kültüre, ekonomiden spora AB sürecindeki konumunu Ernst Reuter Girişimi'nin desteğiyle hazırladığımız dosyamızda ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz. Devam ...