Anasayfa Arabic English Deutsch Indonesia Arabic
BariyersizSite haritasıİletişimKünye Hakkımızda
Armin Laschet ile söyleşi
"Üçüncü bir Alman Birliği'ne ihtiyacımız var!"



Kuzey Ren Westfalya Eyaleti Kuşaklar, Aile, Kadın ve Entegrasyon Bakanı Armin Laschet, göçmenlerle ilgili yeni bir anlayış oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Eren Güvercin'in söyleşisi.

Armin Laschet, NRW Entegrasyon Bakanı, foto DW
Resmi büyüt A. Laschet: "Göçmen kökenli gençlere perspektifler sunmamız ve aynı niteliklere sahip oldukları sürece, soyadları Schmidt veya Müller olan herhangi biriyle eşit fırsatlara sahip oldukları hissini vermemiz gerekiyor."
Sayın Laschet "Die Aufsteigerrepublik", ["Yükselenler Cumhuriyeti"] adlı kitabınızda, Almanya'nın her yurttaşa toplumsal yükselme olanağı sunan yeni bir zihniyete ihtiyaç duyduğunu yazıyorsunuz. Bu nasıl bir zihniyet olmalıdır?


Armin Laschet: Almanya'da 50'li ve 60'lı yıllarda, tüm bir kuşağın yükselme olanağına sahip olmasını yaşadık. Babam bunun iyi bir örneğidir: Madenciydi, daha sonra öğretmen oldu ve çocukları üniversiteye gidebildi. Savaştan sonra çok sayıda insan toplumda yükselmeyi başardı.

Bu zihniyet, bu çabalar günün birinde sona erdi. Günümüzde toplumsal yükselmeyi belirleyen daha ziyade kişinin kökeni oluyor. Bu yüzden bir yandan yükselmeyi teşvik edecek –bu devletin görevidir– diğer yandan her bireye, çaba gösterirsem başarabilirim hissini verecek yeni bir zihniyete ihtiyacımız var.

Kitabınızda, geleceğin Almanya'sında sosyal ve etnik kökenin toplumsal yükseliş için belirleyici kıstas olmayacağını dile getiriyorsunuz. Oysa bugün gerçek çok farklı…

Laschet: Evet, bugün gerçek farklı görünüyor, çünkü şimdiye kadar görmezden gelindi. Bir göç toplumu değiliz diye düşünüldü ve bu yüzden bunu sistematik olarak teşvik etmedik. Birilerinin yükselmeyi başarması da genellikle tesadüf eseriydi. Kitabımda, sokağına düzenli olarak bir kütüphane otobüsü gelen ve bu yüzden kitap okumaya başlayan Hatice Akyün örneğini anlatıyorum. Diğerlerine ya öğretmenleri yardımcı olmuş ya ebeveylerden özellikle konuyla ilgili birisi çaba göstermişti ya da komşuları ev ödevlerini gözden geçirmişlerdi. Oysa bu desteğin sistematikleştirilmesi gerekiyor, bunu devletin teşvik etmesi gerekiyor. Bu yüzden gerçek henüz benim arzuladığım gibi değil.

Siyasetçiler bu konuda neler yapabilir?

Foto, pa/dpa
Resmi büyüt Toplumsal yükselişin anahtarı: Eğitim. Göçmen çocuklarının, daha sonra ortaya çıkacak eksikliklerin önlenmesi için, okul öncesi eğitimde ve okulda bireysel olarak desteklenmeleri gerekiyor...
Laschet: Çocuklardan başlanabilir. Bir çocuk okula geldiğinde, ortama katılabilmek için dili konuşması gerekir. Oysa hâlâ birçok yerde bu durum söz konusu değil; bu, evlerinde dile artık özen gösterilmeyen Alman çocuklarında da söz konusu. Bu yüzden, dört yaşında zorunlu bir dil sınavının yapılmasının, daha çocuk yuvasındayken destek verilmesinin, tam gün olanaklarının artırılmasının gerekli olduğunu, çocukların müzik, doğa bilimleri ve güzel sanatlar alanlarındaki eğitimleri açısından okul dışı eğitim olanaklarının da gerektiğini söyledik.

Bu destek tüm okul sisteminde devam etmeli ve okullar arası geçişler daha kolay olmalı, başarılı öğrenciler okul değiştirebilmeli. Buna da ancak bireysel destekle ulaşılabilir.

Son yıllarda üniversite mezunu Türkler arasında, mesleki açıdan daha iyi fırsatlar bulacakları inancıyla Türkiye'ye gidenler oluyor. Bu iyi eğitimli uzman göçünü durdurmak için devletin ne yapması gerekir?

Laschet: Gidenlerin sayısı bilinmiyor. Yine de 2008 yılından beri göç veren bir ülke olduk. Artık buraya gelen göçmenden daha fazla genç insan ülke dışına gidiyor. Bu yüzden her bir bireyi kazanmak için çalışmalıyız; perspektifler sunmamız ve göçmen kökenli gençlere, aynı niteliklere sahip oldukları sürece, soyadları Schmidt veya Müller olan herhangi biriyle eşit fırsatlara sahip oldukları hissini vermemiz gerekiyor. Henüz ülkenin her yerinde bu gerçekleşmedi. Sanırım mevcut olan örnekleri görünür kıldığımızda şöyle bir ruh hali de hâkim olacak: Ben burada kalsam daha iyi, burada doğdum, aslında benim ülkem burası.

İç birliğin henüz kurulmadığını ve üçüncü bir Alman birliğine ihtiyacımız olduğunu söylüyorsunuz. Bu toplumsal uçurum nasıl aşılmalı? Toplumda Müslümanlara karşı belirli bir kuşku hüküm sürüyor…

İslam Konferansı'nda kadınlar, Berlin, foto dpa
Resmi büyüt Bu ülkenin, farklı kültürlere ve dinlere nasıl davranacağını öğrenmesi gerekiyor...
Laschet: Ben ilk etapta bunun sadece Müslümanlıkla ilgili bir sorun olduğunu söylemezdim. Bu dinsel değil, toplumsal bir sorundur. Kimin yükselme şansı var ve kimin yok? Bu ülkenin farklı kültürlere ve dinlere nasıl davranacağını öğrenmesi gerektiği ise, meselenin bir yönüdür. Bu yüzden Alman İslam Konferansı yapılıyor, bu yüzden bu sıralar burada çok sayıda diyalog kuruluyor. Bu meselenin bir yönü. Diğeri ise yükselme yönüdür, benim verdiğim adla "Üçüncü Alman Birliği"dir.

İlk Alman birliği, yaşadığı yerlerden sürülmüş oniki milyon insanın entegrasyonuydu ki o zamanlar bu da çok zor bir işti. Bir Protestan köyüne gelen bir Katolik çoğu zaman dışlanıyordu ve pek şansı yoktu. Karışık evlilikler yasaktı ya da 2. Konsül'den önce Katolik müminlere yasaktı. Bu konuda da birçok şey değişti.

İkinci birlik ise Doğu ile Batı Almanya arasındaydı. Yeniden birleşme anında birçok göçmen, üçüncü sıraya itildiklerini fark ettiler. Onlar çok önceden beri buradaydılar ve kenara itilmişlik duygusuna kapılmışlardı. Bu bakından, şimdi bu üçüncü birlik için çalışma zamanının geldiğine inanıyorum. Şimdi burada olan yeni Almanların da en iyi desteğe ve yükselme perspektiflerine sahip olmaları için elimizden geleni yapmalıyız.

Almanya'nın ilk entegrasyon bakanı ve bir CDU politikacısı olarak, göçmen kökenli yurttaşlar için fırsat eşitliğine ihtiyaç olduğunu söylediniz. Bütün bunlar kulağa hoş geliyor, peki ama CDU içinde neden göçmen kökenli tek bir milletvekili bile yok?

Laschet: Evet, güzel bir soru. Bu yıllar içinde oluşmuş bir sorundur. Çok fazla göçmen kökenli üyemiz yok. Birçok göçmen kökenli insan partiye yeni yeni üye olmaya başladı. Elbette bizim Alman-Türk Forumu gibi çeşitli girişimlerimiz var. Ancak tüm bunlar henüz yolun başı. Bunların gelişmesi gerekir. Diğer partilerde de durum pek parlak değil aslında.

Kuzey Ren Westfalya Eyalet Meclisi'nde göçmen kökenli tek bir milletvekili bile yok. SPD'nin Köln milletvekili Lale Akgün, Federal Meclis milletvekilliğini kaybetti, çünkü eyalet listesinde kazanma şansı olan bir yere konulmamıştı. Diğer partilerdeki coşku da bu kadar büyük değil. 620 koltuklu bir federal mecliste beş Türk kökenli milletvekili, çok düşük bir sayıdır.

Söyleşi Eren Güvercin

Almancadan çeviren Mustafa Tüzel

© Qantara.de 2009

Kuzey Ren Westfalya Eyaleti, Kuşaklar, Aile, Kadın ve Entegrasyon Bakanı Armin Laschet'in "Die Aufsteigerrepublik – Zuwanderung als Chance" ["Yükselme Cumhuriyeti – Bir Fırsat Olarak Göç"] adlı kitabı, kısa bir süre önce Kiepenheuer&Witsch yayınevinden yayımlandı.



Yazıcıya gönder

Arama

Aranan Kelime:

Bülten

Armin Laschet

| Bild: KRV Kuşaklar, Aile, Kadın ve Entegrasyon Bakanı Armin Laschet, foto DW | KRV Eyaleti Kuşaklar, Aile, Kadın ve Entegrasyon Bakanı Armin Laschet "Üçüncü bir Alman Birliği'ne ihtiyacımız var!" diyor.

Kadının İnsan Hakları

| Bild: foto,www.kadinininsanhaklari.org | Bir kadın ve insan hakları örgütü olarak amacımız, kadınların kendi katılımlarıyla kurdukları demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir toplum düzeninde yaşamalarını sağlamaktır.

İrene Han

| Bild: Irene Han, foto AP | İrene Han Uluslararası Af Örgütü'nün yalnızca ilk kadın genel sekreteri değil, ilk Asyalı ve ilk Müslüman Genel Sekreteri...

Avrupa Birliği ve Türkiye

| Bild: | Türkiye’nin Avrupa’ya uzun yolculuğunda Türkiye nereye vardı, Avrupa nerede? Türkiye’nin siyasetten kültüre, ekonomiden spora AB sürecindeki konumunu Ernst Reuter Girişimi'nin desteğiyle hazırladığımız dosyamızda ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz. Devam ...