18.02.2011Hizbullahçıların serbest bırakılması Türkiye'yi sarstıYargı ve hükümet arasındaki çekişme
Bazı Hizbullah üyelerinin serbest bırakılmasına ilişkin tartışmalı karar, yalnızca hükümetle yüksek yargı arasındaki kavgayı körüklemekle kalmadı, Kürt sorunu tartışmalarını alevlendirip, siyasal partiler arasındaki kavgayı da ateşledi. Ayşe Karabat’ın haberi.
Ocak ayı başında yürürlüğe giren yeni bir düzenleme gereğince, on Hizbullah üyesinin cezaevinden salıverilmesi, toplum vicdanını derinden yaraladı... Ocak ayı başında yürürlüğe giren yeni bir düzenleme gereğince, on Hizbullah üyesinin cezaevinden salıverilmesi , Yargıtay’ı vaktinde hareket etmemekle suçlayan hükümeti kızdırıken, yüksek yargı da iktidarı, durumdan çıkar sağlamakla suçladı.
Türkiye Hizbullah'ı, Meclis araştırma komisyonlarının raporlarında da ifade edildiği gibi özellikle 1990lı yılların ortalarında derin devlet yapılanmasının PKK’ya karşı kullanmak için desteklediği bir örgüt. Ancak Hizbullah, kurulduktan kısa bir süre sonra yalnızca Kürt yanlısı kişileri ve PKK’yı değil, laik Kürtleri ve Türkleri de hedef aldı.
Hizbullah İran ilişkisi kanıtlanmış değil
Sunni Türkiye Hizbullah'ının, Lübnan iç siyasetinde önemli bir aktör olan Şii Lübnan Hizbullah'ı ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı Lübnan Hizbullah’ının yetkilileri tarafından çeşitli vesilelerle dile getirilmiş olmasına rağmen, tıpkı Lübnan Hizbullah’ı gibi, Türkiye Hizbullahının da İran destekli olduğuna inanların sayısı bir hayli fazla, ancak bu konuda herhangi bir somut kanıt ortaya konulmuş değil.
Hizbullah vahşi yöntemleriyle de biliniyor. Bu yöntemler arasında en çok bilineni ve adı Hizbullah ile özdeşleşmiş olanı, kurbanın el ve ayaklarının arkadan birbirine bağlandığı ipin boyuna dolanmasıyla yapılan ve en sonunda boğulmaya neden olan 'domuz bağı' olarak adlandırılan işkence yöntemi. 2000’li yılların sonunda yapılan bir operasyanda bu şekilde öldürülmüş insanların gömüldüğü bazı Hizbullah evleri ortaya çıkartılmıştı.
Yargıda yeni düzenleme
2009 yılında sonuçlanan Hizbullah davasında örgüt üyeleri 188 kişinin öldürülmesine karışmaktan ömür boyu hapse mahkum oldular. Hizbullah üyeleri aynı yıl temyiz için Yargıtay’a başvurdular.
Türkiye’deki mevcut düzenlemelere göre, alt mahkemelerinin mahkumiyet kararı Yargıtay’da onanıncaya kadar sanıklar mahkum değil, tutuklu sayılıyor. Bu yılın başında yürürlüğe giren bir yasaya göre, tutukluluk süresi özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde görülen dava sanıkları için on yıl ile sınırlandırıldı. Bu yeni düzenleme Hizbullah sanıklarına da yansıdı ve davaları henüz Yargıtay'da sonuçlandırılmadığı için, yeni düzenleme gereği tutukluluk süreleri on yılı geçtiğinden ocak ayı başında cezaevinden salıverildiler. Bu salıverme ülkede yeni tarıtşmalara ve kamuoyu vicdanında ağır bir yaraya yol açtı.

Kılıçdaroğlu, hükümeti, Hizbullah üyelerinin kaçmasını engelleyecek tedbirleri almadığı için eleştiriyor...
Yüksek yargıyı uzunca bir süredir muhalef partisi gibi hareket etmekle ve sürekli engel çıkarmakla itham eden Hükümet, Yargıtay'ın bilerek davayı vaktinde bitirmediğini iddia etti. Yüksek yargıysa adaletin hızlı bir biçimde tesis edilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmayan hükümetin sorumluluktan kaçmak için Yargıtay’ı hedef tahtasına oturmaya çalıştığını öne sürdü.
AK Parti Grup Başvekili Bekir Bozdağ, Yargıtay’ın sanıkların tutukluluk süreleri dolmak üzeri olan davalara öncelik vermek yerine daha yakın tarihli siyasal bazı davalarda karar vermek için acele ettiğini ifade ederek, "Yargıtay’ın Hizbullah davasını görmek için bir engeli yok, eğer isterlerse bir saate toplanıp hüküm açıklayabilerler" diye konuştu.
Yargıtay'ın yükü ağır
Hükümet adalet sistemini hızlandırmak için yüksek Yargı organları olan Danıştay ve Yargıtay’da yeni daireler açılmasını öngören bir yasal düzenlemeyi, tartışmalı Hizbullah kararından sonra hemen gündeme getirdi. Yaklaşık iki milyon dava nedeniyle kilitlenme aşamasına gelmiş Yargıtay ise iş yükünün hafifletmesi için yeni daireler açılması yerine temyiz mahkemesi işlevi görecek olan bölgesel istinaf mahkemelerinin devreye sokulmasını istedi. Bazı şehirlerin baro örgütlenmeleri de, yüksek yargıdan yana tavır alarak, yeni daireler kurulmasını, hükümetin yargıyı denetim altına almayı amaçlayan yeni bir hamlesi olduğunu öne sürdü.
Yargıtay başkanlık divanının, yeni dailer kurulmasına karşı çıkması, kimilerine göre, tam bir u dönüşü oldu. Zira her yıl yaklaşık yirmi bin davanın zaman aşımı nedeniyle düştüğü, ağır işleyen adalet sistemini hızlandırmak için geçmişte yüksek yargı yeni daireler açılmasını kendisi talep etmişti.
Yandaş yargı çabaları mı
Fakat hükümetin yeni daireler açılmasını 'yandaş' bir yargı kurma çabasına bağlayanlar da var. Bu fikri savunanlara göre, siyasal partilerin kapatılmasıyla ilgili davaları açma yetkisine de sahip olan Yargıtay Başsavcısı ve yine önemli yetkileri olan Yargıtay Başkanlık Divanı, dairelerdeki üyelerin oylarıyla seçiliyor, yeni kurulacak dairelere, hükümet yanlısı yargıçların atanmasıysa kaçınılmaz. Dolayısıyla eğer yeni daireler kurulursa, Yüksek Yargı hükümetin istediği biçimde şekillenecek.
Yüksek Yargıda yeni dairelerin kurulmasıyla ilgili tasarı Meclis Adalet komisyonuna sevk edildiğinde ana muhalefet partisi CHP’nin komisyon üyeleri tasarının yasalaşmasının gecikmesine yol açacak bir hareketle, komisyondan topluca istifa etti. İstifa eden üyeler, hükümetin meseleyi bir oldu bittiye getirme çabası içinde olduğunu öne sürerek bu amaçla teamüllerin aksine tasarıyı toplantılarının yapılmadığı Cuma günü komisyona getirdiğine dikkat çekti.
Serbest kalan Hizbullahçılar ortadan yok oldu

A.Öcalan konuyla ilgili "Kürt ulusal mücedelesini sahte bir İslamcılıkla bitirmeye çalışıyorlar. Bunları Kürt Hamas’ı diye nitelendirmek de doğru değil, bunlara çete demek lazım, bunlar İslamcı olduğunu iddia ediyor ama İslamla alakaları yok" diyor. Hizbullah üyelerinin serbest bırakılması toplumda da başka bir nedenle ağır tartışmalara yol açtı; serbest bırakılanlar ortadan kayboldular.
Cezaevinden salıverilen tutukluların her gün karakola giderek denetimli serbestlik uygulaması çerçevesinde imza vermesi gerekiyordu ancak bunu yapmadılar. Yargının yeniden tutuklanmaları için karar alması da işe yaramadı, çünkü güvenlik güçleri bir çok baskın yapmalarına rağmen, onları bulamadı.
Bu durum Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında neredeyse hakarete varan yeni bir söz düellosuna neden oldu. Kılıçdaroğlu, hükümeti, Hizbullah üyelerinin kaçmasını engelleyecek tedbirleri almamakla eleştirmeninin yanısıra, hükümetin haziran ayında yapılacak genel seçimlerde Kürt oylarının bir kısmını alabilemek için Hizbullah ile işbirliği yapmakla itham etti. CHP Genel Başkan yardımcılarından ve eski Diyarbakır Barosu başkanı Sezgin Tanrıkulu, Kürtler arasında AK Parti’nin Hizbullah ile işbirliği yaptığına dair bir kanaatin olduğunu söyledi.
Öcalan: "Bunlar çete"
Kürtlerin önemli bir kısmında dini eğilimlerinin güçlü olduğu bilinen bir gerçek. Milliyetçi taleplerine rağmen, kürt yanlısı siyasetin laik karakteri bir çok Kürdü bu siyasetten uzak tutuyor. PKK’nın Marksist yaklaşmının da bunda etkisinin olduğu biliniyor.
PKK lideri Abdullah Öcalan da, Hizbullah üyelerinin serbest bırakılmasıyla başlayan tartışmaya dahil oldu ve devletin kürtler arasında yeni bir bölünmeye yol açmak için Hizbullah üyelerini serbest bıraktığını iddia etti.
Avukatları ile yaptığı haftalık görüşmelerin birinde Öcalan, Hizbullah’tan Kürt Hamas'ı yaratılmaya çalışıldığını öne sürdü ve "Filistin Kurtuluş Örgütü'nü Hamas’ı kurarak bitirdiler. Hepimiz biliyoruz, Hamas üyeleri FKÖ üyelerini dördüncü katların camlarından aşağı attı. Kürt ulusal mücedelesini sahte bir İslamcılıkla bitirmeye çalışıyorlar. Bunları Kürt Hamas’ı diye nitelendirmek de doğru değil, bunlara çete demek lazım bunlar İslamcı olduğunu iddia ediyor ama İslamla alakaları yok" diye konuştu.
Bütün bunlar olurken, güvenlik güçleri Hizbullah üyelerini bulmak için operasyonlar düzenleyerek, Hizbullah ile ilişkisi olduğu iddia edilen yasal dernekleri bastılar ve serbest bırakılan Hizbullah üyelerini bulmak yerine, buradaki bazı kişileri gözaltına aldılar. Geriye kalan ve bu tartışmalar kadar toplumu meşgul eden sorunun yanıtı ise bilinmiyor: Serbest bırakılan Hizbullah üyeleri şimdi nerede?
Ayşe Karabat
© Qantara.de 2011
Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de
Qantara.de
AKP ile Ordu arasında iktidar mücadelesi
Otoritarizme doğru (mu?)
Kısa süre önce, hükümete karşı balyoz darbe planı çerçevesinde yüksek rütbeli subayların gözaltına alınmasıyla, Türkiye'de ortam yine gerildi. Ordu iyice baskı altına alınıyor, paşaların perde arkasında ipleri elinde tuttuğu dönemler artık geride kaldı diyor, Jürgen Gottschlich.
Kürt sorununa çözüm arayışları
Barışa götürecek üçüncü bir yol var mı? var mı?
PKK, Kürt sorununun çözümü için gerekli olan adımları atmakta ayak sürüyen hükümetle pazarlık arayışı içinde. Ama bu arada sivil topluma dayanan, şiddeti reddeden ve anadilde eğitim gibi hakları da talep eden üçüncü bir yol da gündme girdi. Bu üçüncü yolun ortaya çıkma sancılarını, karşılaştığı sorunları ve önündeki zor yolu Ayşe Karabat yazdı.
Kürt meselesinin çözümü için planlar
Bıçak sırtında reform çalışmaları
Erdoğan hükümeti, 25 yıldır süren Kürt meselesini sonlandırmak ve ülkedeki terörü bitirmek arzusunda. Bu amaçla ortaya atılan demokratik açılım paketi, TBMM'de ortamın gerilmesine neden oldu. Ömer Erzeren'in haberi.
AKP ile Ordu arasında iktidar mücadelesi
Otoritarizme doğru (mu?)
Kısa süre önce, hükümete karşı balyoz darbe planı çerçevesinde yüksek rütbeli subayların gözaltına alınmasıyla, Türkiye'de ortam yine gerildi. Ordu iyice baskı altına alınıyor, paşaların perde arkasında ipleri elinde tuttuğu dönemler artık geride kaldı diyor, Jürgen Gottschlich.
Kürt sorununa çözüm arayışları
Barışa götürecek üçüncü bir yol var mı? var mı?
PKK, Kürt sorununun çözümü için gerekli olan adımları atmakta ayak sürüyen hükümetle pazarlık arayışı içinde. Ama bu arada sivil topluma dayanan, şiddeti reddeden ve anadilde eğitim gibi hakları da talep eden üçüncü bir yol da gündme girdi. Bu üçüncü yolun ortaya çıkma sancılarını, karşılaştığı sorunları ve önündeki zor yolu Ayşe Karabat yazdı.
Kürt meselesinin çözümü için planlar
Bıçak sırtında reform çalışmaları
Erdoğan hükümeti, 25 yıldır süren Kürt meselesini sonlandırmak ve ülkedeki terörü bitirmek arzusunda. Bu amaçla ortaya atılan demokratik açılım paketi, TBMM'de ortamın gerilmesine neden oldu. Ömer Erzeren'in haberi.