06.11.2010Avrupa ve ABD'de İslam düşmanlarıUluslararası düzeyde nefret
Geert Wilders tarzı öfkeli bir İslam nefretinin ABD'ye ayak basması uzun zaman aldı. Şimdi artık Atlantik Okyanusu'nun her iki yakasında da İslam karşıtları birlikte hareket ediyor. Thomas Kirchner konunun arka planını anlatıyor.
Thomas Kirchner, New York'ta yapılan 11 Eylül'ü anma törenine Geert Wilders'in de katılmasının, "Atlantiğin her iki yakasındaki İslam karşıtlarının birleşmesinin" başarıyla sonuçlandığının bir işareti olduğunu söylüyor. New York'taki matem günü, Geert Wilders için bir sevinç günüydü. Hollandalı İslam karşıtının Ground Zero'da, yani 11 Eylül saldırılarında yıkılan ikiz kulelerin hemen yakınlarında bir Müslüman cemaat merkezinin inşasına karşı protestoya katılması, üzerinde uzun bir süredir çalıştığı bir planın bir parçasıydı: bu plan İslam'a karşı bir "uluslararası özgürlük ittifakı" kurma planıydı. Bu yüzden Wilders'in ABD'deki varlığı, Atlantiğin iki yakasındaki İslam karşıtlarının birleşmesinin başarıldığını simgeliyordu.
Avrupa tarzı öfkeli İslam nefretinin ABD'ye de ayak basması uzun zaman aldı. Klasik göçmen ülkesi Amerika, eski dünyada Müslüman yurttaşlarla yaşanan sürekli çatışmalara, çok geçmeden her yerde Şeriatın hüküm süreceğine dair histerik uyarılara, yıllarca sadece omuz silkerek tepki verdi. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra da Amerikan yurttaşları, Müslüman Amerikalılara karşı nispeten serinkanlı bir tepki gösterdiler. ABD'de ne Müslümanlara karşı kitle gösterileri yapıldı, ne de camiler kundaklandı.
İslam nefretinin başını çeken blogcular

Eski Berlin CDU milletvekili René Stadtkewitz Almanya'da, İslam düşmanları için bir parti kurdu. Partisine "Özgürlük" adını verdi. Sadece birkaç blog yazarı, "Little Green Footballs" tiradıyla milyonlarca hayran edinen Charles Johnson gibi kimseler, cihada karşı savaş açtılar. Bu blogçulardan biri de, özellikle nefret dolu yorumlar yazan ve daha sonra "Atlas Shrugs" adlı kendi blogunu açan Pamela Geller'di.
Pamela Geller ve sakallı entelektüel Robert Spencer ("Jihad Watch" adlı blogda yazıyor) "Stop Islamization of America" ["Amerika'nın İslamlaştırılmasını Durdurun"] (SIOA) örgütünü yönetiyorlar ve şimdi ABD'deki İslam karşıtlarının kilit insanları olarak kabul ediliyorlar. Bu iki isim sağcı televizyon ve radyo programlarına sürekli konuk oluyorlar, kendilerine finansör olarak milyoner David Horowitz'i buldular, Cumhuriyetçi Newth Gingrich'i ve eski BM elçisi, neo-muhafazakâr John Bolton'u da kendi saflarına çektiler.
Bu arada giderek radikalleşiyorlar. New York'ta hafta sonunda yapılan protestoların arkasında da bu iki isim var. Radikalliğine hayran oldukları Wilders ile çok iyi arkadaşlar. Wilders'in İslam'ın bir din değil, dünyayı fethetmek için kurulmuş bir komplo olduğu yönündeki tezini onlar da benimsiyor.

İslam'dan nefret edenlerin uluslararası ağı: Hollanda'da yayımlanan NRC gazetesinin bir haberine göre, Danimarkalı Anders Gravers İslamofobik çevrelerde önemli bir rol oynuyor. Uluslararası ağ
Ayrıca, Geller ve Spencer Avrupa'da kendileriyle aynı kafadan olan kimseler ile dirsek temasını da sürdürüyorlar. Washington'da şubat ayında yapılan bir toplantılarına Avusturya'da kışkırtıcılık suçundan yargılanan Elisabeth Sabaditsch-Wolff da katıldı. 2005 yılında Stop Islamisation of Europe (SIOE) örgütünü kuran, Danimarkalı kasap Anders Gravers de bu toplantıda bir sunum yaptı. SIOE örgütü "İslamofobi, sağlıklı insan aklının en üstün biçimidir" sloganını benimsiyor. Amerika'daki SIOA'da bu örgütün sayısız uzantısından biri.
Hollanda'da yayımlanan NRC Handelsblad gazetesinin bir haberine göre, Geller ve Spencer, Gravers tarafından yönlendiriliyorlar. Keçi sakallı bu Danimarkalı, gazeteye verdiği demeçte, eski yönetim fazla uyuşuk olduğu için, geçtiğimiz yıl bu iki ismi SIOA'nın yönetimine getirmiş olmakla övünüyor.
Yeni İslam düşmanları enternasyonalinin, İsrail'le de sıkı ilişkileri var. Bu yeni enternasyonal de, İslamcılık gibi küreselleşiyor. Alman İslam düşmanları internette "PI-News" ve benzeri sitelerde buluşuyorlar. Sitelerin aldığı tıklama sayısına bakılırsa, çok kalabalıklar. Politika sahnesinden henüz uzaktalar, ama şimdi eski Berlin CDU milletvekili René Stadtkewitz onlar için bir parti kurdu. Partisi'nin adını "Özgürlük" koydu, tıpkı Wilders'in partisinin adı gibi.
Thomas Kirchner
© Süddeutsche Zeitung 2010
Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel
Editör: Hülya Sancak/qantara.de 2010
Qantara.de
Geert Wilders'in "Fitne"si
Film bile denemez
Aylardır kulislerde, Hollandalı aşırı sağcı popülist Politikacı Geert Wilders'in Kuran’ı faşist söylemli bir eser olarak karalayan bir film hazırladığı söylentisi dolaşıyordu. Geçtiğimiz günlerde "Fitne" adlı film internette gösterilmeye başlandı. Filmi Angela Schader seyretti.
Henny Kreeft ile söyleşi
"Hollanda İslam Cumhuriyeti kurmak istemiyoruz"
Hollanda Müslüman Partisi (NMP) Başkanı Henny Kreeftpartisinin ana hedeflerinden birinin, Müslümanların toplumda eşit haklara sahip olmaları için çalışmak olduğunu söylüyor. Eren Güvercin Kreeft ile söyleşti.
Hollanda'da İslam eleştirisi
"İslam korkusuyla oynanan oyun"
Sağcı-popülist Geert Wilders'in, Kuran hakkında bir film yapma isteğini dile getirmesi Hollanda'da huzursuzluğa yol açtı. Yayıncı Geert Mak ortamın çok gergin olmasına rağmen, yeni bir karikatür krizinin doğma tehlikesinin bulunmadığını düşünüyor. Maak'la Daniel Bax söyleşti.
Geert Wilders'in "Fitne"si
Film bile denemez
Aylardır kulislerde, Hollandalı aşırı sağcı popülist Politikacı Geert Wilders'in Kuran’ı faşist söylemli bir eser olarak karalayan bir film hazırladığı söylentisi dolaşıyordu. Geçtiğimiz günlerde "Fitne" adlı film internette gösterilmeye başlandı. Filmi Angela Schader seyretti.
Henny Kreeft ile söyleşi
"Hollanda İslam Cumhuriyeti kurmak istemiyoruz"
Hollanda Müslüman Partisi (NMP) Başkanı Henny Kreeftpartisinin ana hedeflerinden birinin, Müslümanların toplumda eşit haklara sahip olmaları için çalışmak olduğunu söylüyor. Eren Güvercin Kreeft ile söyleşti.
Hollanda'da İslam eleştirisi
"İslam korkusuyla oynanan oyun"
Sağcı-popülist Geert Wilders'in, Kuran hakkında bir film yapma isteğini dile getirmesi Hollanda'da huzursuzluğa yol açtı. Yayıncı Geert Mak ortamın çok gergin olmasına rağmen, yeni bir karikatür krizinin doğma tehlikesinin bulunmadığını düşünüyor. Maak'la Daniel Bax söyleşti.