06.07.2010Avrupa Birliği- Türkiye ekseniTürkiye'den dış politikada "uyum" bekleniyor
Türkiye'nin dış politikasındaki yeni yönelimler, Avrupa'da tartışma yaratmaya devam ederken, Avrupalı siyasetçiler ve uzmanlar arasında da yeni bakış açıları dikkat çekiyor. Berlin'den Jülide Danışman'ın haberi.
Türkiye'nin İran'la yakınlaşması, Avrupa ve Amerika'da tedirginliğe neden oluyor... Federal Almanya Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve Hrıstiyan Demokrat Birliği (CDU) partisi milletvekili Ruprecht Polenz, Türkiye'nin yeni dış politikasında komşuları ile yaşadığı sorunları aşma çabasını, olumlu olarak değerlendiriyor. Bu çabanın Avrupa Birliği'nin de yararına olacağını kaydeden CDU'lu politikacı, ancak Türkiye'nin dış politikada Avrupa Birliği’nin çizgisinden uzaklaşmaması gerektiğine işaret ediyor ve şunları kaydediyor:
"Türkiye dış politika konusunda Avrupa Birliği'nin ortaklaşa belirlediği güvenlik ve dış politika çizgisinde hareket etmelidir; bu çizgi Türkiye’ye yeterince inisiyatif ve hareket imkânı sunacak kapasitededir."
Türkiye son olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde tartışmalı nükleer programı nedeniyle İran’a yönelik yaptırımlara karşı çıkmış, -Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’ni karşısına alma pahasına- İran’a yaptırımlara Brezilya ile birlikte hayır oyu vermişti. Türkiye’nin Ortadoğu'da izlediği dış politikanın, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bazı yorumlarda kaygıyla karşılanmasına neden olan İran ile ilişkileri konusunda Polenz, Türkiye’nin bu tavrı nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını dile getiriyor:

R. Polenz: "Türkiye dış politika konusunda Avrupa Birliği'nin ortaklaşa belirlediği güvenlik ve dış politika çizgisinde hareket etmelidir; bu çizgi Türkiye’ye yeterince inisiyatif ve hareket imkânı sunacak kapasitededir." "Kanımca bu bir hataydı, hatta ağır bir hataydı. Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’nde 'hayır' oyu kullanması İran hükümetine, uluslararası toplum sanki hiç endişe duymuyormuş gibi davranma olanağı sağladı. Ama uluslararası toplum kaygı duyuyor, yakından bakıldığında Türkiye de endişeli; Türkiye de nükleer silahlara sahip olan komşular istemiyor."
Türkiye ile ortak projeler üstünde durulmalı
Sosyal Demokrat Parti Türkiye Koordinasyon Grubu Başkanı Dietmar Nietan ise, Türkiye’nin dış politika konusundaki bağımsız tavrından korkulmaması gerektiğini belirtiyor. Nietan, Karadeniz ve Ortadoğu bölgelerinde istikrarın sağlanması için Türkiye ile ortaklaşa ne yapılabileceğinin düşünülmesi gerektiğini ifade ediyor. Türkiye'ye Avrupa Birliği'ne tam üyelik perspektifi verilmesinin Avrupa Birliği'nin çıkarına olacağına işaret eden Nietan, bazı Avrupalı siyasetçileri de şöyle eleştiriyor:
"Türkiye’yi Avrupa Birliği’nde istemediklerini söyleyen bazı Batılı siyasetçiler beni sinirlendiriyor, ama bu siyasetçiler Türkiye'nin bağımsız tavrından, komşuları arasında önemli bir rol oynamasından da şikâyet ediyorlar. Bu bir çelişkidir; Türkiye bizim ortağımız, Avrupa’daki komşumuz olarak ya desteklenir ya da desteklenmez. Batı’da Türkiye’yi eleştirenlerin yarattığı tartışmayı – dikkatli bir şekilde ifade etmek gerekirse- haksızlık olarak görüyorum."
Dietmar Nietan, Türkiye'nin İran’a yaptırımlara karşı çıkmasını, Ankara'nın komşusu ile iyi ilişkileri korumak istemesi olarak değerlendiriyor. Ancak Nietan, Türkiye’nin İran konusunda Batı ile sıkı işbirliği yapması gerektiğini de belirtiyor:

Dietmar Nietan, Ortadoğu sorununun çözülebilmesi için İsrail’in Türkiye ile ilişkilerini düzeltmesi gerektiğine işaret ediyor... "Türkiye’nin arabulucuk çabalarını olumlu olarak değerlendiriyorum. Ancak arabuluculuk için atılan adımlar, Washington, Berlin ve Paris’teki ortaklar tarafından da onaylandığı takdirde başarıya ulaşabilir."
Nietan, Türkiye ile İsrail arasındaki gerginliğin nedenleri konusunda da, Ankara’nın İsrail’in komşuları ile ilişkilerinin düzelmesi için gösterdiği çabaların sonuçsuz kalmasına dikkat çekiyor. Dietmar Nietan, Ortadoğu sorununun çözülebilmesi için İsrail’in Türkiye ile ilişkilerini düzeltmesi gerektiğine işaret ediyor:
"İsrailliler ile Filistinliler arasında yaşanan çatışmanın Suriye ve İran'ın izlediği siyaset ile çözülmesi ile mümkün değil. İşte bu nedenle soruna akılcı bir çözüm bulunabilmesi için Türkiye gibi güçlü ortaklara ihtiyaç var. Bu tüm bölgenin çıkarına olur. Her iki ülkenin de harekete geçmesi gerekiyor, sonuçta Türkiye’nin İsrail’e ihtiyacı olduğundan daha çok İsrail’in Türkiye’ye ihtiyacı var."
Avrupa "artık" öncelik taşımıyor
2005 yılında AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayan Türkiye, Kıbrıs sorunu ve Fransa’nın itirazları nedeniyle süreçte zorluklarla karşı karşıya. Ankara’nın, tam üyelik için 35 başlıkta müzakereleri tamamlaması gerekiyor, bugüne kadar açılan müzakere başlığı sayısı ise yalnızca 13.
Kıbrıs sorunu yüzünden 8 fasılda müzakereler askıya alınırken, tek yanlı olarak Fransa'nın 5 faslı ve son olarak Rumların 6 faslı tıkaması ve bunların bir kısmının çakışması nedeniyle geriye açılabilecek 4 fasıl kalıyor. AB yetkilileri, Türkiye’nin de reform sürecini yavaşlattığı bunun da, yeni başlıkların açılmasını güçleştirdiğini kaydediyor.

Uluslararası İlişkiler ve Kalkınma Çalışmaları Merkezi Akdeniz Programı Koordinatörü Eduard Solar i Lecha, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin durumu konusunda karamsar bir tablo çiziyor... Barcelona'da bulunan Uluslararası İlişkiler ve Kalkınma Çalışmaları Merkezi Akdeniz Programı Koordinatörü Eduard Solar i Lecha, geçtiğimiz hafta 13. müzakere faslının açılmasının "müzakerelerin yavaş da olsa ilerlediğinin bir kanıtı" olduğunu belirtiyor. Ancak Solar i Lecha, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin içinde bulunduğu durum konusunda karamsar bir tablo çiziyor:
"Hangi yöne gideceklerini bilmiyorlar. Türkiye’nin bir kesimi Avrupa’ya ihtiyaçları olmadığına inanmaya başladı. Yeterince güçlü, ekonomik güce sahip ve siyasi prestije sahip oldukları için Avrupa Birliğine ihtiyaçları kalmadığını düşünüyorlar. Avrupalıların da çoğu Türkiye’ye ihtiyaçları olmadığına inanıyor."
Solar, Avrupa'da iktidar veya mevcut hükümetlerde zihniyet değişikliği olmadığı sürece bu durumda da farklılık kaydedilmeyeceğini belirtiyor. Türk hükümet yetkilileri Avrupa Birliği sürecinin devam ettiğini söylese de birçok Avrupalı uzman, Türkiye’nin dış politikasında tek önceliğin artık Avrupa Birliği olmadığını dile getiriyor.
Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor mu?

Prof. Dr. Heinz Jürgen Axt: "Türk siyasetçilere, ilişkileri germek yerine, Avrupa Birliği ile temasa devam etmelerini tavsiye etmek isterim. Zira Türkiye, Avrupa Birliği’nden koptuğu zaman öngördüğü programı da hayata geçiremez." Türkiye’nin son dönemde Rusya ile özellikle ekonomik alanda işbirliğini artırması, Ortadoğu ve Kafkasya’da yaşanan sorunlarda arabulucu rol oynama çabası, İran ile kurduğu iyi ilişkiler, İsrail ile yaşadığı gerginlik Ankara'nın yeni arayışlar içinde olduğu şeklinde yorumlanıyor ve "Ankara Batı'dan uzaklaşıyor mu?" sorusunu akıllara getiriyor. Ancak bu soruyu Alman siyasetçi ve uzmanlar "hayır" şeklinde yanıtlıyor. SPD'li Dietmar Nietan bu konuda şunları söylüyor:
"Ben Türkiye’nin dış politikasının Batı’dan uzaklaştığını düşünmüyorum. Aksine Türkiye’nin ağırlığının arttığını, kendine düşen rolü üstlendiğini düşünüyor ve bunu önemli buluyorum. Bu dış politikayı Batı’ya veya demokrasiye karşı olmadığı, olumlu bir güç olarak şekillendiği sürece, memmnuniyetle karşılamamız gerektiğine inanıyorum."
Türkiye’nin uluslararası arenada kendine güvenen bir ülke haline geldiğini, ekonomik açıdan öneminin farkına vardığını belirten Duisburg-Essen Üniversitesi Siyasal Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Heinz-Jürgen Axt , Türkiye'nin dış politikadaki bu yeni arayışlarının, Türkiye’nin Avrupa Birliği konusunda yaşadığı hayal kırıklığına bağlı olduğuna dikkat çekiyor:
"Kendilerini biraz geri plana atılmış hissediyorlar. Türk politikasının yararına olacak yeni bağlantı noktaları ve yeni alanlar arıyorlar. Yani bu hayal kırıklığı (bu arayışta) bir rol oynuyor. Ama ben Türk siyasetçilere, ilişkileri germek yerine, Avrupa Birliği ile temasa devam etmelerini tavsiye etmek isterim. Zira Türkiye, Avrupa Birliği’nden koptuğu zaman öngördüğü programı da hayata geçiremez."
© Deutsche Welle 2010
Jülide Danışman
Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de 2010
Qantara.de
Zülfü Livaneli ile söyleşi
"Avrupa Birliği üyeliği artık popüler değil
Yazar, yönetmen, besteci, bir dönem siyasetle iç içe geçmiş bir sanatçı, Zülfü Livaneli. Çok kısa bir ziyaret için Almanya'ya gelen Livaneli ile son filmi Veda, Türkiye'de demokrasi ve sol yapılanma, yabancı düşmanlığı, Avrupa Birliği gibi konular üzerine, Hülya Sancak bir söyleşi yaptı.
Türkiye ve Avrupa Birliği
Batı Türkiye'yi kaybetmiyor
Son zamanlarda, Türkiye'nin dış politikada yönünü Ortadoğu'ya çevirmesi, ülkenin Batı'ya sırt çevirebileceği yönünde endişelere yol açarken, Orta Doğu Teknik Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü profesörlerinden Hüseyin Bağcı, ABD ve AB'nin Türkiye'nin en önemli partnerleri olduğunu söylüyor.
Türkiye'nin yeni dış politikası
Eksen kayması mı?
Türkiye'nin Ortadoğu sorunlarına aktif bir biçimde müdahil olması, dış politikasında eksen kayması tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bazı Türk aydınları asıl eksen kaymasının ülkenin iç politikasında yaşandığını öne sürüyor. Ankara'dan Ayşe Karabat bildiriyor.
Zülfü Livaneli ile söyleşi
"Avrupa Birliği üyeliği artık popüler değil
Yazar, yönetmen, besteci, bir dönem siyasetle iç içe geçmiş bir sanatçı, Zülfü Livaneli. Çok kısa bir ziyaret için Almanya'ya gelen Livaneli ile son filmi Veda, Türkiye'de demokrasi ve sol yapılanma, yabancı düşmanlığı, Avrupa Birliği gibi konular üzerine, Hülya Sancak bir söyleşi yaptı.
Türkiye ve Avrupa Birliği
Batı Türkiye'yi kaybetmiyor
Son zamanlarda, Türkiye'nin dış politikada yönünü Ortadoğu'ya çevirmesi, ülkenin Batı'ya sırt çevirebileceği yönünde endişelere yol açarken, Orta Doğu Teknik Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü profesörlerinden Hüseyin Bağcı, ABD ve AB'nin Türkiye'nin en önemli partnerleri olduğunu söylüyor.
Türkiye'nin yeni dış politikası
Eksen kayması mı?
Türkiye'nin Ortadoğu sorunlarına aktif bir biçimde müdahil olması, dış politikasında eksen kayması tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bazı Türk aydınları asıl eksen kaymasının ülkenin iç politikasında yaşandığını öne sürüyor. Ankara'dan Ayşe Karabat bildiriyor.