02.11.2009AB ilerleme raporuTürkiye ilgisiz
Avrupa Birliği'nin Türkiye hakkındaki son ilerleme raporuna karşı, hükümetin ve kamuoyunun kayıtsızlığı dikkat çekici. Detayları İstanbul'dan Jürgen Gottschlich bildiriyor.
J.Gottschlich'e göre Türkiye, Avrupa tarafından artık daha fazla tanınmak ve ciddiye alınmak istiyor. Türkiye’nin AB başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın tavrı uzlaşmacı: "Biz memnunuz, bu dengeli bir rapor." Brüksel bu seneki ilerleme raporuyla Türkiye’nin iç siyasetine her zamankinden daha fazla karışıyor. Raporda sadece insan hakları, cinsiyet eşitliği, din özgürlüğü ve genel olarak reformlar talep edilmiyor, bunların yanısıra AB Komisyonu artık sendikal hakların da iyileştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Rapor, düşünce özgürlüğü konularında ise son derece somut ifadeler içeriyor. Doğan Yayın medya grubundan yaklaşık 2 milyar euroluk bir vergi talep edilmesini komisyon düşünce özgürlüğüne karşı bir saldırı olarak görüyor ve perde arkasında "Putin tarzı yöntemlerin" kullanıldığından bahsediliyor.
Egemen Bağış ise bu iddiaları basit bir şekilde geçiştiriyor ve bunun hükümetin değil vergilendirme makamlarının bir kararı olduğunu, yargı yolunun da açık olduğunu söylüyor.
Sert bir tepki yok
Bu arada ilerleme raporunun hükümet tarafından olduğu kadar kamuoyunca da ne kadar sükunetle ve hatta tabir yerindeyse ilgisizlikle karşılandığı da dikkat çekiyor. Tartışma programlarında sert bir tepki verilmediği gibi büyük gazeteler sadece ılımlı birer haberle yetindiler. Siyasiler; Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise bir beyanda bile bulunmadılar.
Bunun ardındaki sebep ise sadece Avrupa ve özellikle de Merkel-Sarkozy ikilisi ile ilgili olarak birkaç yıldır yaşanmakta olan hayal kırıklığı değil. Buna bu yıl yeni bir unsur daha eklendi: Türk hükümeti artık Avrupa'ya giderek daha az bağımlı olduğunu düşünüyor.
ABD’nin Newsweek dergisinde son olarak yayınlanan bir makale birkaç yıl önce olsa büyük bir heyecan yaratırdı. Söz konusu makalede derginin muhabirlerinden Owen Matthews, Türk hükümetinin özellikle Doğan grubuna karşı olan tutumu nedeniyle AB ile olan ilişkilerinde sorunlar yaşayacağını yazıyordu. Bu sene bu makale Doğan grubunun kendi yayın organlarında bile yer bulamadı.
AB'ye kuşkulu yaklaşımlar
Buna karşılık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fransız gazetesi Figaro’ya verdiği demecinde, konunun sadece Fransızların Türkiye’nin AB üyeliğine karşı kuşkucu yaklaşımları olmadığına, bir gün Türkiye’nin de, üyeliğin artık kendi çıkarlarına uygun olmadığı sonucuna varabileceğine işaret etti.
Ankara'dan Brüksel'e çekinerek bakılan günler artık geride kalmış görünüyor. Bunun da hem siyasi hem de ekonomik olmak üzere birçok sebebi var.Avrupa’daki ekonomik krize karşı Ankara’daki izlenim, bu krizin ucuz bir şekilde atlatıldığı şeklinde. İşsizlik rakamları güncel verilere göre rekor seviyede, ancak 2010 yılında tekrar yüzde 3-4’lük bir büyüme gerçekleşmesi öngörülüyor.
Türkiye’deki bankacılık sistemi istikrarını korumayı başardı ve borsa da tekrar Lehman’ın iflasından önceki seviyesinin üzerine çıktı. Bu da Erdoğan’ın bugüne kadar Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) yardım almayı reddetmiş olmasına rağmen yabancı yatırımcıların ülkeyi terketmediklerinin bir işareti.

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri O.Rehn, Orhan Pamuk gibi yazarların haklarında açılan davalardan dolayı duyduğu rahatsızlığı dile getirirken -aynı zamanda- Türkiye'nin Avrupa için stratejik önemine de vurgu yapıyor… Erdoğan,Türkiye’nin artık bu bastonla yürümeye ihtiyacı olmadığını söylüyor kısaca. Bu arada bu güçlü konum, Türkiye’nin enerji kaynaklarının transit yolu olarak öneminin giderek artması ile destekleniyor.
"Komşularla sıfır problem"
Rusya’dan, Hazar havzasından ve Irak’tan gelen petrol ve doğal gaz boru hatları, Türkiye üzerinden Akdeniz’e açılıyor ya da Nabucco’da olduğu gibi Batı Avrupa’ya kadar uzanmaları planlanıyor. Türkiye AB ile Rusya arasında başarılı bir strateji ile tüm seçeneklerini açık tutmaya çalışıyor. Enerji siyaseti açısından uzun zamandır Türkiye, Batı Avrupa’ya değil, Batı Avrupa Türkiye’ye bağımlı durumda.
Erdoğan hükümeti yeni "çok yönlü dış politikası" ile kendine göre Avrupa'ya olan bağımlılıktan kurtulmuş oldu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "komşularla sıfır problem" sloganı altında yeni bir girişim başlattı ve bir yıl içerisinde bugüne değin Türkiye’yi, Suriye, Irak ve Ermenistan'dan ayırmış olan birçok engeli ortadan kaldırdı.
Tüm bu girişimlerde Türkiye, Batılı partneri olarak ABD’yi yanına alıyor, Avrupa ise pek bir rol oynamıyor. Örneğin Ermenistan'la uzlaşma girişimi herkesten önce Washington tarafından kuvvetli ve etkili bir şekilde destek gördü.
Obama yönetimi, Serj Sarkisyan hükümetinin rotadan şaşmasını ve korktuğu için geri adım atmasını engellemek için Ermenistan üzerinde ciddi bir baskı uyguluyor. Türkiye ile Irak arasındaki yakınlaşmada da Washington belirleyici bir rol oynuyor. İlişkiler o kadar iyi bir seviyeye geldi ki geçtiğimiz hafta Erdoğan bir dizi anlaşma imzalamak için kabinesindeki bakanlarla Bağdat'a gitti.
Yeni siyasi manevra alanları
Bu arada Kuzey Irak’taki Kürt özerk yönetimi ile uzun zamandır hasmane bir şekilde süren ilişkiler de o kadar rahatladı ki Kürt lider Mesut Barzani sık sık Türk televizyonuna çıkarak PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunuyor.
Buna karşılık Türkiye de Barzani ve arkadaşlarını gayrıresmi olarak da olsa Kuzey Irak’ın gerçek yönetimi olarak tanıma ve böylelikle bir Kürt fiili devletini onaylama yolunda. Tüm bunlar kısa bir süre öncesine kadar düşünülemeyecek, ancak şimdi Türkiye’ye yeni manevra alanları sağlayan siyasi yenilikler.

Haziran 2009'da Ankara'da Nabucco Boru Hattı anlaşması imzalandı. Türkiye enerji hattında önemli bir yere sahip. Ankara'nın uzun zamandır bu konuda kendi başına nasıl hareket ettiği İsrail ile olan anlaşmazlıkta görülüyor. Brüksel’in aktif bir rol oynamamasına rağmen Türkiye’nin yeni komşuluk politikası AB’nin çıkarlarına ne kadar uygunsa, Türkiye’nin İsrail’le neredeyse tamamen kopmuş olan bağları da Batı'nın çıkarlarına o kadar ters düşüyor.
Gazze savaşından bu yana Erdoğan, İsrail'le sert polemiklere giriyor. Son olarak da TRT'deki Yahudi karşıtı bir dizi ile, İsrail’in Türkiye’deki bir askeri tatbikattan çıkartılması, yeni bir sıkıntıya yol açtı.
Yakın ve Uzakdoğu'ya bir yönelim mi?
İsrail'e karşı yükselen eleştirilerle eş zamanlı olarak Suriye ile olan ilişkilerdeki samimiyet artıyor. Yakın bir zamanda iki ülke arasında vize uygulaması kaldırıldı ve hiç de tesadüf sayılmayacak bir şekilde tam Brüksel’in ilerleme raporunu açıkladığı gün Türkiye ve Suriye hükümetleri sınırda büyük şov yaparak Almanlarla Fransızların eskiden yaptıkları gibi sınır bariyerlerini kaldırdılar.
Türkiye, Avrupa’dan Yakın ve Uzakdoğu’ya mı dönüyor? Bu soruya kesin bir cevap verebilmek için henüz çok erken. Ancak Türkiye’nin şu anda Avrupa’ya olan bağımlılığını azaltmaya ve dış politika seçeneklerini çoğaltmaya çalıştığı da şüphe götürmeyen bir gerçek.
Ancak diğer yandan iktidardaki AKP’nin içindeki akil kişiler, ülkenin sahip olduğu ağırlığın, artık Yakındoğu ve Kafkaslar’da da, Türkiye’nin Avrupa’da yerini ne kadar kuvvetlendirmiş olduğu ile ölçüldüğünü biliyorlar. Bu nedenle, Erdoğan hükümetinin Müslüman komşuları ile tüm dayanışmasına rağmen Avrupa ile olan ilişkilerini de bir kenar atması olası değil. Ancak, artık Avrupa tarafından daha fazla tanınmak ve ciddiye alınmak isteniyor.
Jürgen Gottschlich
Almancadan çeviren Altay Atlı
© Qantara.de 2009
Qantara.de
Günter Verheugen: Türkiye zaten "imtiyazlı ortak"
AB-Türkiye ilişkileri
AB Komisyonu'nun yayınladığı aday ülkelerle ilgili ilerleme raporu, Türkiye– AB ilişkilerini yeniden gündeme taşıdı. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, Türkiye'nin üyelik süreci hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı. Volker Finthammer'in haberi.
AB'den hükümet ve Anayasa Mahkemesi'ne çağrı
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporu
Avrupa Parlamentosu, Anayasa Mahkemesi'ne "Avrupa parti kapatma standartlarına uy", Türk hükümetine ise, "reform sürecinde çoğulculuğa ve farklılıklara saygılı ol" çağrısında bulundu. Kayhan Karaca Strasbourg'tan bildiriyor
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri
Boşa geçen bir yıl
Avrupa Birliği, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolundaki duraksama sürecinden rahatsız. Ankara da, zorlu müzakere yolunda yorgun ve bıkkın bir görüntü sergiliyor. Gerçekten, her iki taraf da şu an içinde bulunulan durumdan memnun değil. Brüksel ve Ankara’da hakim olan sıkıntılı havayı, Daniela Schröder özetliyor.
Günter Verheugen: Türkiye zaten "imtiyazlı ortak"
AB-Türkiye ilişkileri
AB Komisyonu'nun yayınladığı aday ülkelerle ilgili ilerleme raporu, Türkiye– AB ilişkilerini yeniden gündeme taşıdı. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, Türkiye'nin üyelik süreci hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı. Volker Finthammer'in haberi.
AB'den hükümet ve Anayasa Mahkemesi'ne çağrı
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporu
Avrupa Parlamentosu, Anayasa Mahkemesi'ne "Avrupa parti kapatma standartlarına uy", Türk hükümetine ise, "reform sürecinde çoğulculuğa ve farklılıklara saygılı ol" çağrısında bulundu. Kayhan Karaca Strasbourg'tan bildiriyor
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri
Boşa geçen bir yıl
Avrupa Birliği, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolundaki duraksama sürecinden rahatsız. Ankara da, zorlu müzakere yolunda yorgun ve bıkkın bir görüntü sergiliyor. Gerçekten, her iki taraf da şu an içinde bulunulan durumdan memnun değil. Brüksel ve Ankara’da hakim olan sıkıntılı havayı, Daniela Schröder özetliyor.