07.02.2011Hrant Dink davası"Topluma değilse de devlete kırgınlar"
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2007 yılında öldürülen gazeteci Hrant Dink davasında Türkiye'yi haksız buldu ve Dink ailesine tazminat ödemeye mahkum etti. Türkiye karara itiraz etmeyeceğini bildirdi. Hülya Sancak, Hrant Dink davasının Avukatlarından Arzu Becerik'le dava süreci üzerine bir söyleşi yaptı.Arzu Becerik, Hrant Dink davası ile ilgili olarak "Tetikçiler de eğer daha fazla korunur ve gereken cezalar verilmezse, Türkiye'nin artık, bir hukuk devleti olduğunu söylememesi gerekir" diyor... AİHM'nin kararını Türkiye nasıl karşıladı?
Arzu Becerik: AİHM'nin kararının bizim taleplerimiz doğrultusunda olacağı, hükümetin beklemediği birşey değildi. Ama biraz şaşırdılar, çünkü bu kadarını beklemiyorlardı.
Neden?
Becerik: Bu davanın birden çok ayağı var: Cinayet birden fazla şehirde planlanıyor ve en son Trabzon'dan yola çıkan tetikçi veya tetikçiler İstanbul'da eylemi gerçekleştiriyor. Biz bu davanın kamu görevlilerinin de yargılanabileceği biçimde, tüm dosyaların birleştirildiği bir dava olarak görülmesini istiyorduk, ancak bu talebimiz mahkeme tarafından hep reddediliyordu.
AİHM bizim belirttiğimiz noktalar doğrultusunda karar verdi. İçişleri Bakanlığı Başbakanlık Teftiş Kurulu Meclis İnsan Hakları Komisyonu dava ile ilgili çeşitli raporlar hazırladılar ve süreçteki ilgili ve sorumlu kişileri tespit ettiler. Ancak, dava dosyalarının birleştirilmesi talebimizi, onlar da hep reddettiler. Fakat AİHM dosyaların birleştirilmesine karar verdi ve kamu görevlilerinin dava sürecinde korunmasını eleştirdi. AİHM ayrıca, Hrant Dink'in öldülürülmesine kadar geçen süreçte, Türkiye'yi kusurlu buldu, ihmal olduğuna hükmetti.
İhmal var mı?
Becerik: İstanbul Emniyeti'nin, Trabzon'dan gelen uyarı yazısını gereği gibi incelememesi, hem cinayet öncesi uyarıları dikkate almaması, hem de cinayet sonrası delilleri karartma ve yok etme gibi bir durumu var. İstanbul Valiliği Suikast öncesi Hrant Dink'i çağırıyor ve sadece gözdağı veriyor, fakat suikast düzenleneceğine dair Trabzon'dan gelen uyarı notuyla ilgili bir bilgi vermiyor. Burada devletin bir koruma vermesi gerekiyordu, ama bunu yapmadılar. İstihbarat Daire Başkanlığı'nda da bilgi olmasına rağmen, onlar da süreci takip etmiyor. Bunları AİHM de dikkate aldı karar verirken.
Cinayet sürecinde planlı bir ihmal (koruma) ve cinayete yönlendirme var. Cinayet sonrasında ise yine cinayete dahil olanları koruma ve delil karartma var. (Kamera kayıtlarının geri dönüşümü olmayacak şekilde silinmesi, suikast raporlarının gizlenmesi, telefon sim kartlarının yok edilmesi vs..).
İfade özgürlüğü bağlamında bir karar var mı?

AİHM, geçen eylül ayında Türkiye'yi Hrant Dink'in ailesine 100.000 euro tazminat ödemeye mahkum etti. Becerik: AİHM ayrıca, zamanında Hrant Dink'in de yargılandığı o tarihteki 159. Madde, şimdiki 301. Madde'de yer alan "Türklüğe hakaret tanımı''ndaki "Türklük" kavramının da sadece bir etnik grubu; "Türk" etnisitesini etnik, dinsel, dilsel, tarihsel birliktelik olarak tanımladığına ve bu etnik grubun dışında kalanları, dışlayıcı nitelikte olduğuna hükmetti. Ayrıca, bu madde ifade özgürlünü de kısıtlıyor, her söylenen bu madde içine sokularak dava açılıyor. Başbakan dahi, basın mensuplarına kendisini ya da icraatını eleştirdikleri için dava açabiliyor. AİHM de bu maddenin ifade özgürlüğünü kısıtladığına hükmetti.
Bir başbakanın yaptığı işlere yönelik eleştirileri kaldıramaması, davalar açması pek normal bir yaklaşım değil. Türkiye ifade özgürlüğü bağlamında çok büyük sıkıntılar yaşıyor. Özellikle siyasi irade, ifade özgürlüğü konusunda eskiden kalan kısıtlamaları kaldırmıyor, bunları kendi çıkarları doğrultusunda uyguluyor. Örneğin toplantı ve gösteri yürüyüşleri... Kanununa göre, öğrenci gösterilerine katılan öğrencilere ceza verilmiyor. Bunun amacı gösteri yapma özgürlüğünü korumak. Ancak Başbakan, öğrencilerin polise mukavemet gösterdiğini belirtiyor ve polisin onlara yaptığı kötü muameleyi savunuyor. Yani siyasi olarak yönlendiriyor, çok ciddi ifade özgürlüğü sorunu var Türkiye'de; Avrupa ile aramızdaki en önemli fark bu. Ayrıca da siyasilerin bunu değiştirmeye niyeti yok.
Peki CMK'nın 102. Maddesi ile ilgili düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Becerik: Türkiye'de iyi birşeyler yapılırken, o kadar kötü şeyler yapılıyor ki, iyi şeyleri savunmakta bile zorluk çekiyorsunuz. Tutukluluk sürelerinin sınırlandırılması ile ilgili yasal düzenleme 2004 yılında yapılmıştı, ama uygulanması erteleniyordu. Buna göre tutukluluk süreleri 5 ila 10 yıl arasında sınırlandırılıyor. Ancak, önce yargılama sürecinin hızlanması için gereken düzenlemeler yapılmalı, sonra bu yasa yürürlüğe girmeliydi. Ama böyle yapılmadı ve ağır suçlular topluma, insanların arasına bırakıldı ve bu da kamu vicdanını çok rahatsız etti.
Ayrıca hükümetin 'yargıda reform' dediği şey de, yüksek mahkemelerin yapısı ile ilgili. HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili birtakım düzenlemeler yaptılar ve buraya kendi istedikleri hakimleri atadılar. Şimdi de Yargıtay ve Danıştay ile ilgili birtakım düzenlemeler yapmak istiyorlar. Burada yapılması istenen değişiklikler, uygulama açısından, sadece belli bir görüşün diğer görüşe üstün kılınmasına neden olacaktır. Bu kurumlar politize edilmiş olacaklar.

Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de Ogün Samast tarafından sokak ortasında öldürmüştü. Hâlâ süren dava, 2012'de 5.yılını doldurmuş olacak. AİHM kararlarının bağlayıcılığı var mı?
Becerik: Var. Eğer AİHM kararlarına uymazsanız, üyeliğin askıya alınmasına varana kadar çeşitli yaptırımlar var.
Ogün Samast korunuyor mu?
Becerik: Ogün Samast korunuyor tabi... Samast hiç yalnızlaşmadı!.. Süreçle ilgili deliller gereği gibi toplanmadı. Suçu ve suçluyu övmek suç olmasına rağmen, buna benzer yöntemlerle korundu. Cezaevinde evlendi. Çocuk mahkemesi ile ilgili yasada düzenlemeler yapıldı ve dava dosyası çocuk mahkemesine gönderildi. Ogün mahkemede bazen büyük laflar ederdi, bir keresinde "5 senede çıkarım'' demişti. Bu dava bitmezse ve mahkumiyet çıkmazsa, bu en son CMK'da yapılan değişikliklerle 5 senede de tahliye olabilir!..
Avrupa davaya gereken ilgiyi gösteriyor mu?
Becerik: Evet. İlerleme raporlarında yer alıyor, süreci takip ediyorlar, 301 ile ilgili durumu sorguluyorlar, daha çok özel ilgiler söz konusu; duruşmalara Fransa'dan gelen Ermeni asıllı gruplar, avukatlar var.
Türkiye'de azınlık hakları konusunda yeterli ve gerekli düzenlemeler yapıldı mı?
Becerik: Azınlık hakları konusunda birtakım şeyler yapıldı. Vakıf mallarına ilişkin bazı sorunlar yaşandı ve açılan davalar sonucu, AİHM de mülkiyetin iadesine ilişkin kararlar verdi. Burada da çok iyi niyetli bir uygulama göremiyoruz! Hep bir zorlama ile ilgili bir uygulama söz konusu... Cemaatlerin eski mallarının iadesi ile ilgili bir düzenleme var, ama cemaatlerde bir kişinin malını cemaate bağışlaması söz konusu değil.

Becerik: ''Toplumun onlara sahip çıkışı, onlara bir teselli oluyor, toplumla devletin tavrını birbirinden ayırıyorlar; topluma değil de devlete kırgınlar." Bu dava süreci nasıl ilerliyor?
Becerik: Bu dava başladığından (beri) ileriye gitmiyor. 18 kişi ile başladı, 18 kişi ile bitecek. Bu dava bir oyalamaca. Biz, gerçek anlamda azmettiricileri, sanıkları koruyanları isim isim tespit ettik, ama bu davada bunlar etkili olmuyor. Ancak kamuoyu şunu anladı: Bu davada yargılananlar; tetikçiler, asıl suçlular değil. AİHM kararları ile de bu tescil ve tespit yapılmıştır. Bundan sonra yapılan oyalamalar Türkiye'nin prestij kaybına yol açacak: Tetikçiler de eğer daha fazla korunur ve gereken cezalar da verilmezse, Türkiye'nin artık bir hukuk devleti olduğunu söylememesi gerekir.
Cinayeti işleyen Ogün Samast'ta pişmanlık belirtileri var mı?
Becerik: Ogün Samast bu cinayetle kişilik kazandı, kendisini cinayet işleyen biri olarak görmüyor. Duruşma sırasında hiçbir utanç belirtisi yok, halinden memnun ve meydan okuyor. Kahraman olmuş bir hali var. Ogün, aslında ziyan edilmiş bir insan, ama o bunun farkında değil... Belki de, dışarı çıktığında itibarı artmış ve başka "ağabey"lerinin olduğu gibi sözü dinlenen, televizyonlara çıkarılan biri olacağını düşünüyor...
Dink ailesi bu süreci nasıl değerlendiriyor. Topluma karşı bir kırgınlıkları var mı?
Becerik: Topluma karşı büyük bir kırgınlıkları olduğunu düşünmüyorum. Ama aile "direğini" kaybetti, çok üzüldüler, çok yıprandılar. Toplumun onlara sahip çıkışı, onlara bir teselli oluyor, toplumla devletin tavrını birbirinden ayırıyorlar; topluma değil de devlete kırgınlar!
Söyleşi: Hülya Sancak
© Qantara.de 2011
Editör: Mustafa Tüzel/ Qantara.de
Qantara.de
Türkiye Ermenileri
Güçsüzlük duygusu
Hrant Dink'in öldürülmesinden yaklaşık iki yıl sonra, birçok Ermeni, devlet ve toplum içinde daha iyi ve eşit haklara sahip olabileceklerinden kuşku duyduklarını belirtiyorlar. Günter Seufert genel havayı anlatıyor.
19 Ocak: Hrant Dink'in ölüm yıldönümü
301. Madde ve Türklüğe hakaret
Ermeni asıllı Türk gazeteci Hrant Dink 19 Ocak 2007’de sokak ortasında vurularak öldürüldü. 301. madde, bunda önemli bir rol oynadı. Ankara şimdi bu tartışmalı paragrafı değiştirmeyi amaçlıyor. Semiran Kaya İstanbul’dan bildiriyor.
Hrant Dink Davası
Cadı avı mı, ifade özürlüğü mü?
Geçen ocak ayında Ermeni gazeteci Hrant Dink, İstanbul'da öldürüldü; ancak bu cinayetin perde arkasında kimlerin olduğu, güvenlik güçlerinin de bu işte parmağının olup olmadığı henüz tam olarak anlaşılamadı. Dink'in avukatı Fethiye Çetin ile Henriette Wrege görüştü.
Türkiye'de demokrat olmak
Ya Sev, ya Terket!
Agos Gazetesi Yazıişleri Müdürü Arat Dink ve İmtiyaz Sahibi Serkis Seropyan “Türklüğü aşağıladıkları” gerekçesiyle TCK'nın 301. maddesinden yargılanarak, 1'er yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Ancak cezaları, sabıkaları olmadığı gözönüne alınarak ertelendi. Aydın Engin yorumluyor.
İshak Alaton'la söyleşi
"Türkiye zihinsel devrimi yaşamalı"
Türkiye'nin büyüyen ekonomisine ve bölgesinde en istikrarlı ülke olduğuna dikkat çeken, saygın cemiyet ve işadamlarından İshak Alaton'la, Türkiye'nin genel siyasi haritası üzerine Hülya Sancak söyleşti.
Türkiye Ermenileri
Güçsüzlük duygusu
Hrant Dink'in öldürülmesinden yaklaşık iki yıl sonra, birçok Ermeni, devlet ve toplum içinde daha iyi ve eşit haklara sahip olabileceklerinden kuşku duyduklarını belirtiyorlar. Günter Seufert genel havayı anlatıyor.
19 Ocak: Hrant Dink'in ölüm yıldönümü
301. Madde ve Türklüğe hakaret
Ermeni asıllı Türk gazeteci Hrant Dink 19 Ocak 2007’de sokak ortasında vurularak öldürüldü. 301. madde, bunda önemli bir rol oynadı. Ankara şimdi bu tartışmalı paragrafı değiştirmeyi amaçlıyor. Semiran Kaya İstanbul’dan bildiriyor.
Hrant Dink Davası
Cadı avı mı, ifade özürlüğü mü?
Geçen ocak ayında Ermeni gazeteci Hrant Dink, İstanbul'da öldürüldü; ancak bu cinayetin perde arkasında kimlerin olduğu, güvenlik güçlerinin de bu işte parmağının olup olmadığı henüz tam olarak anlaşılamadı. Dink'in avukatı Fethiye Çetin ile Henriette Wrege görüştü.
Türkiye'de demokrat olmak
Ya Sev, ya Terket!
Agos Gazetesi Yazıişleri Müdürü Arat Dink ve İmtiyaz Sahibi Serkis Seropyan “Türklüğü aşağıladıkları” gerekçesiyle TCK'nın 301. maddesinden yargılanarak, 1'er yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Ancak cezaları, sabıkaları olmadığı gözönüne alınarak ertelendi. Aydın Engin yorumluyor.
İshak Alaton'la söyleşi
"Türkiye zihinsel devrimi yaşamalı"
Türkiye'nin büyüyen ekonomisine ve bölgesinde en istikrarlı ülke olduğuna dikkat çeken, saygın cemiyet ve işadamlarından İshak Alaton'la, Türkiye'nin genel siyasi haritası üzerine Hülya Sancak söyleşti.