04.03.2009Türkiye'de basın özgürlüğüSultan uslu basın sever

Son günlerde Doğan Medya ile Başbakan Erdoğan'ın arası iyice açıldı; yaklaşık 400 milyon euroluk vergi cezası, hükümete karşı eleştirilerini artıran Hürriyet'in bu yolla baskı altına alınmak ve susturulmak istendiği yolundaki şüpheleri iyice güçlendirdi. Karen Krüger'in haberi.

Aydın Doğan, foto AP
Kulislerde, Deniz Feneri yolsuzluğunun üstüne gitmesinin Doğan medyanın AKP hükümeti ile sorun yaşamasına neden olduğu konuşuluyor
Doğan Medya Holding’in vergi cezası olarak ödemek zorunda olduğu dört yüz milyon euroyla elbette ki bir alakası yoktu ayrıca da Maliye Bakanlığı, Doğan dosyasını incelemeye kendi inisiyatifiyle karar vermişti. Bu sözlerin sahibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

Erdoğan seçim kampanyası turları çerçevesinde Türkiye’nin doğusuna yaptığı gezide dinleyicilerinin onayını alacağına kesin gözüyle bakıyordu. Türkiye’deki gazeteci ve muhalifler arasındaysa, Başbakan'ın söylediklerinin tam aksi doğrultuda kuşkular henüz ortadan kalkmış değil.

Kesilen rekor ceza, fazlasıyla intikam kokuyor, zira zamanlaması itibariyle iktidar partisi AKP için son derece uygun bir döneme denk düşüyor: Mart ayının sonunda Türkiye’de yerel seçimler yapılacak ve Doğan Holding'e ait gazetelerin geçmişte Başbakan'a yakıştırdığı sıfatla "Sultan" Erdoğan, partisinin seçimlerden galip çıkmasını arzu ediyor. Eleştirel bir basın seçimin sonuçlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Özellikle de ülkenin en fazla baskı yapan gazetelerini barındıran bir holding için çalışıyorlarsa.

Vergi cezası holdingin belini bükebilir

"Hürriyet", "Milliyet" ve bunların dışında beş ayrı gazetesiyle Doğan Holding, Türkiye'nin günlük gazete pazarının neredeyse yüzde kırkını meydana getiriyor. Şirketin farklı basın organlarında çalışan gazeteciler, başka yerlerde yazmaya cesaret edemeyecekleri yazılara imza atıyor: Örneğin AKP hükümetinin, toplumu sinsice İslamcılaştırmayı hedef edindiğini, özellikle İslamcıdan demokrata dönüşmüş olan Erdoğan'ın büyük olasılıkla gizli bir gündeme sahip olduğunu yazıyorlar.

Hürriyet, foto dpa
Doğan Yayın Holding 1,5 milyarlık cirosu ve 13 bin çalışanıyla, Türkiyen'nin en büyük medya kuruluşu
Yine Doğan Medya Holdingi'nin gazetelerinden biri olan "Radikal", çoktandır Türk aydınlarının mutlaka okuması gereken gazeteler arasında. Burada Perihan Mağden gibi yazarlar köşelerinde, hükümeti keskin bir dille eleştirmekten geri durmuyor. Buna karşın Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan'ın "basın özgürlüğünü yalan yazma, insanların şeref ve haysiyetleriyle oynamakla" karıştırdını düşünüyor.

Resmi Maliye, söz konusu vergi cezasıyla, Doğan'ın 2006 yılı sonunda holding hisselerinin bir kısmını Almanya'daki Axel Springer AG'ye satmasıyla gerçekleşen süreçte vergi suçu işlediği iddiasında bulunuyor: Holding -Maliye Bakanlığı'nın şüphelerine göre- satıştan elde ettiği geliri aralık ayı yerine, vergi kaçırmak amacıyla ertesi yılın ocak ayında gösterdi. Ne var ki, öngörülen cezanın yüksekliği olağan dışı.

Bu vergi cezası, Hürriyet gazetesi yazarlarından Fikret Bila'ya göre "el koyma" manasına geliyor. Holding, duyurduğu itirazla mahkeme önünde başarılı olamazsa, belki de beli doğrulamayacak şekilde bükülebilir.

Medyayla iyi bir ilişkisi yok

Hürriyet'in FAZ ile ilgili haberi, foto Hülya Sancak
Hürriyet sayfalarında, FAZ'in haberine ve Başbakan Erdoğan'ın medyaya karşı tutumuna uluslararası basın ve basın kuruluşlarından (IPI) dan gelen tepkilere geniş yer verdi.
AB Komisyonu, geçen kasım ayında Türkiye hakkında hazırladığı raporda, Türkiye'de basın özgürlüğünün tehdit altında olduğunu belirtmişti. Gerçekten de Tayyip Erdoğan hükümeti, medyayla ilişkiler konusunda son derece karanlık bir sicile sahip.

Geçen yıllar içinde birçok medya kuruluşu parçalanırken, tanınmış gazete ve televizyonlar AKP'ye yakın duran şirketler tarafından satın alındı ve o günden bu yana hazırladıkları haberlerde birer kuzu gibi uslular.

Türkiye'nin ikinci büyük medya grubu olan Sabah-ATV, Çalık Holding şirketlerinden biri tarafından satın alındı. Holdingin sahibiyse, Erdoğan'ın damadı. Görülen o ki, şimdi sıra Doğan grubunda. Holdingin gazeteleri, uzun süredir Başbakan'ın eleştirilerinin odağında.

Mecliste ateşli konuşma

Bundan altı ay önce Erdoğan, mecliste yaptığı konuşmanın otuz dakikasını Doğan Holding'i lanetlemeye ayırmıştı; Başbakan'ın görüşüne göre Doğan'ın gazeteleri üniversitelerdeki başörtüsü yasağını kaldırma denemesini haksız yere eleştirmişti.

Başbakan o zamanlar özellikle "Hürriyet" gazetesinin manşetine vurgu yapmıştı; gazete, adı geçen manşette, başbakan tarafından ciddiyetsiz olarak nitelendirilen "New York Times", "Le Monde" ve "Washington Post"tan eleştirel sesleri alıntılamıştı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, foto AP
Deniz Feneri yolsuzluğuyla ilişkilendirilmesine sinirlenen Başbakan Erdogan, kitlelere hitaben yaptığı konuşmalarında "Bunlara para vermeyin, evlerinize sokmayın bunları" diyerek, Doğan grubu gazetelerini boykot etme çağrsında bulunmuştu...
Tüm bu süreç, Doğan gazetelerinin 2008 sonbaharında AKP'nin, Alman-Türk yardım derneği Deniz Feneri'nin bağış skandalına karışmış olduğu haberlerini bir kez daha gündeme taşımasıyla iyice tırmanma noktasına geldi.
Frankfurt Eyalet Mahkemesi'nin tespit ettiği üzere dernek, Almanya'da topladığı 14,5 milyon avro tutarındaki bağış paralarını Erdoğan'a yakın kanallara dağıtmıştı.

"Hürriyet" gibi gazeteler bu konuyu haber yaptıklarında Erdoğan bir kez daha Doğan Medya grubunun boykot edilmesi çağrısında bulundu: "Bunlara para vermeyin," dedi bir konuşmasında, "evlerinize sokmayın bunları." Erdoğan Doğan gazetelerinin bu bağış skandalı hakkındaki haberleri neden yaptıklarını açıklamaları gerektiğini, aksi halde bunu kendi yapacağı tehdidinde bulunmuştu.

Kızgın kalabalık tarafından dövülen gazeteciler

"International Press Institute" (Uluslararası Basın Enstitüsü) bu davranışı nedeniyle Erdoğan'ı kınadığında, Türkiye Başbakanı onlara karışmamalarını söyledi. Kimse, ona ülkenin en büyük haber kuruluşuna nasıl davranacağını söylemezdi. Ancak "Sultan"ın tartışmalı davranışlarının yegâne kurbanı onlar değildi sadece.

Ocak ayı sonunda Erdoğan kamuya açık bir kalabalık bir alanda yaptığı konuşma sırasında, Gazze savaşı hakkında çarpıtılmış bir tablo sunduklarını ileri sürerek gazetecilere hakaret etti. Bunun üzerine kalabalık, orada bulunan gazeteci ve fotoğrafçılara saldırdı.

Başbakan birkaç gün sonra İstanbul'da bir metro istasyonunun açılışını yaparken, bir kez daha gazeteciler öfkeli kalabalık tarafından dövüldü: Hemen öncesinde Erdoğan, basının "Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı yerine başkalarına destek" olduğunu söylemişti. Buna da şaşmamak gerek.

Karen Krüger

Almancadan çeviren Ogün Duman

© Frankfurter Allgemeine Zeitung 2009

© Qantara.de 2009