23.06.2009Portre: Mir Hüseyin MusaviReferansı olmayan reformcu

Mir Hüseyin Musavi, İran’da muhalefetin kahramanı haline geldi. Ancak kendisinin siyasi yaşamında bugüne değin bunun işaretleri pek fazla görülmemişti. Rudolph Chimelli Musavi'yi anlatıyor.

foto AP
Mir Hüseyin Musavi: "Yeşil protestonun" umudu...
Protesto çağırısında bulunduğunda, kitleleri sokaklara dökebiliyor ve herkes ondan daha iyi bir gelecek için yol göstermesini bekliyor: Mir Hüseyin Musavi insanları teşvik ediyor, güven veriyor, cesaretlendiriyor ve sağduyuya ve sakın olmaya çağırıyor.

O şimdi Tahran’da günün adamı. Aslında o aynı zamanda İslam Cumhuriyeti’nin ilk günlerinin de adamı: Kendisi, devrim lideri Ayetullah Humeyni ile senli benli konuşan ve ona ön adıyla hitap eden sayılı kişilerden biriydi. Ancak bu bir ayrıcalık olabileceği gibi, bir yük de getirebilir. Topluluk karşısında çekingen bir kişiliğe sahip olan Musavi, mayıs ayında cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladığı zaman bir arkadaşına, kampanyasını nasıl bulduğunu sormuş ve şu yanıtı almıştı: "Yarış sırasında forma girmesi ümit edilen yaşlı ve hamlamış bir koşucu gibi."

Musavi’nin bugüne kadar iki kere egemen yapının radikal kanadı adına bu en yüksek devlet makamı için adaylığını koyması gündeme gelmişti; ilk olarak 1989’da Haşemi Rafsancani yerine, daha sonra da 1997’de sürpriz bir şekilde Muhammed Hatemi kazandığında. Ancak kendisi bunu istemedi. Şimdi ise, daha önceki siyasi hayatından hiçbir şey bunu destekler bir özellik taşımasa da kendisi bir "reformcu" olarak sahneye çıkıyor.

Mir Hüseyin Musavi, 28 Haziran 1981 tarihinde İslamcı-Cumhuriyetçi Parti’nin Tahran’daki merkezinde bulunmadığı için şanslıydı. O gün orada, muhalif Halk Mücahitleri’nin koyduğu bomba 82 kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı.

"İkinci devrimimiz"

Bu patlamadan sadece bir hafta sonra Musevi, daha 30 yaşında iken, Dışişleri Bakanı olarak atandı ve üç ay sonra da Başbakan oldu. Irak’a karşı sekiz yıl süren savaş sırasında bu görevde kaldı. Zorlu savaş yılları boyunca İran ekonomisini başarıyla yönetti. Fiyatların nispeten istikrarlı seyretmesini sağladı, sıkı bir tayınlama uygulayarak darboğazlar oluşmasını engelledi ve özel sektörün büyük bir kısmını kamulaştırdı.

iran ırak savası foto dpa
Schimelli, 1980-88 yılları arasındaki İran- Irak Savaşı'nda Musavi'nin, başarılı savaş dönemi yönetimi ile ekonomiyi dengede tutmayı başardığını belirtiyor.
Ancak kendisinin görev süresi dolduğunda dolar kuru 700 Rial’den 4800 Rial’e yükselmişti. Bugün bile liberal muhalifler Tahran’da bir zamanlar Ticaret Odası’nın bulunduğu yeri gösteriyorlar. Musavi bu binayı yıktırdı ve yerine savaş muhacirleri için bir yurt inşa ettirdi. 1979 yılında Amerikan Büyükelçiliği’nin radikal öğrenciler tarafından işgal edilmesini de "bizim ikinci devrimimiz" diyerek övmüştü.

Diğer yandan, Mekke’ye giden İranlı hacıların kutsal mekânlarda gösteriler gerçekleştirmesi nedeniyle Suudi Arabistan ile olan ilişiklerin bozulması da Musavi’nin Dışişleri Bakanı olduğunu döneme denk geldi. Son olarak 1987’de Alman televizyonunun tatsız bir komedi programında Humeyni’ye bayan iç çamaşırı hediye edilmesi üzerine Tahran’daki Goethe Enstitüsü’nün kapatılması sırasında dönemin Başbakanı Musavi olayda, Bonn’un "ırkçı ve faşist" siyasetinin bir işaretini görmüştü.

O dönem Musavi’nin kabinesinde Kültür Bakanı, daha sonra reformcu Cumhurbaşkanı olacak olan Hatemi’ydi. Buna karşılık kendisinin ilk İçişleri Bakanı ise, genç İslam Cumhuriyeti’nde devrim ihracının avukatı ve daha sonra Suriye’de büyükelçilik yapan ve Lübnan’daki Hizbullah hareketinin kurucusu olan Ali Ekber Muhteşemi olmuştu.

Unutulmayan geçmiş

Şimdi her ikisi de seçimlerin geçersiz sayılması için verdiği mücadelede, Musavi’nin yanında yer alıyor. Onlar Musavi’nin yeşil hareketinin içinde, karşı yöndeki eğilimlerin sembol figürleri konumundalar. Birden bir idol haline gelen Musavi için yürüyen milyonlarca İranlı, nadiren bir program talebinde bulunuyor.

Foto AP
"Oyum nerede?" Birçok İranlı seçim sonuçlarının mevcut Başkan Ahmedinejad lehine manipule edildiğini düşünüyor...
Bu arada geçmiş de tam olarak unutulmuş değil. Seçim kampanyası sırasında siyasetçiler ve gazeteciler arasında yapılan bir tartışmada bir kadın, seksenli yıllarda idam edilmiş olan binlerce masum insan hakkında bir soru yöneltti: “Neden?” Burada kastettiği, Musavi’nin şahsen sorumlu olmadığı, ancak Başbakan olarak kınamaya da yanaşmadığı Halk Mücahitleri’nin toplu infazlarıydı.

Musavi’nin yerine eskiden beri kendisinin yakın çalışma arkadaşı olan Muhammed Atrianfar cevap verdi: "Arkadaşlar, devrimin başlarında hepimiz Ahmedinejad gibiydik. Ancak yolumuzu ve tutumumuzu değiştirdik."
Bugün Musavi kendisini "realist muhafazakâr" olarak tanımlıyor ve "ilk kez İslam Cumhuriyeti’ni tehlikede gördüğü için" harekete geçmek zorunda kaldığını ifade ediyor. İstikrarın sağlanması, tansiyonun düşürülmesi ve başta ABD olmak üzere Batı ile diyalog kurulmasını, başlıca hedefleri olarak gösteriyor. İran’ın nükleer programı ile ilgili olarak ise "tam bir şeffaflık" içerisinde görüşmelere açık olduğunu bildiriyor.

Musavi’nin devrimci tarafı

Uranyum zenginleştirme çalışmalarını sona erdirme konusunda ise mevcut devlet başkanı gibi, pek değişikliğe gitmeyi düşünmüyor. "İran’da kimse bunu kabul etmez" diyor Musavi. Ancak diğer yandan, Ahmedinejad’dan farklı olarak Yahudilerin Naziler tarafından kitlesel olarak katledilmesini tarihsel bir gerçeklik olarak görüyor ve bu şekilde değerlendiriyor.

Bu arada Musavi, kamu yatırımlarıyla işsizlik sorununu çözmek mümkün olmadığından İran için güçlü bir özel sektör arzu ediyor. Aynı zamanda İranlıları takip ve taciz eden ahlak polisini de kaldırmak istiyor.

foto DW
Zehra Rehnevard; siyasetçi ve sanatçı. Örnek gösterilebilecek bir kariyerle ve siyasi tartışmalardaki net tavırlarıyla dikkat çeken güçlü bir kadın...
Musavi'nin kadın konusuna yaklaşımı ise, reformcu olmanın da ötesinde bir devrimci konumunda. Kendisi halkın karşısına Amerikalı Başkan adayları gibi eşi Zehra Rehneverd ile el ele çıkıyor. Bugüne kadar devrim sonrası İran’da hiçbir siyasetçi benzer bir davranışta bulunmadı.

Büyük rakipler

1979 yılında Şah ile Kraliçe Farah’ın ülkeyi terk etmelerinden bu yana hiyerarşinin yüksek kademelerindeki erkeklerin eşleri büyük ölçüde gözlerden uzak kalmıştı. Bu arada Zehra Rehneverd, Ahmedinejad tarafından 2006 yılında görevden alınana kadar El Zehra Üniversitesi’nin rektörü olarak mesleki bir özgürlüğe ulaştı ve Musavi’nin isteği de bu imkânı tüm İranlı kadınlara sağlamak. Çiftin üç çocuğu var.

Musavi 1941 yılında Doğu Azerbaycan eyaletinde yer alan ve ruhani lider Ali Hamaney’in ailesinin ismini aldığı Hamene kentinde dünyaya geldi. Bu iki büyük rakip, uzaktan akraba oluyorlar. Musavi, Farsça, Azeri Türkçesi, İngilizce ve Arapça konuşuyor.

Tahran Üniversitesi’nde mimarlık ve şehir planlama eğitimi alan Musavi’ye bu yüzden ünvana önem veren vatandaşları tarafından "Mühendis" deniyor, arkadaşları ise ona sadece "Mir Hüseyin" şeklinde hitap ediyorlar. Diğer yandan Ahmedinejad ise doktor olmasına önem veriyor.

Foto AP
Muhalifler oyların yeniden sayılmasını istiyor. Musavi'den beklentileri ise, siyasi reform ve sistem değişikliği...
1989 yılında başbakanlık makamının kaldırılmasıyla Musavi kamuoyundan uzaklaşmıştı. Ancak siyasetten hiç uzaklaşmadı. Cumhurbaşkanları Rafsancani ve Hatemi’ye danışmanlık yaptı. Ayrıca Rafsancani’nin başkanlığında, devletin en yüksek organları arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesini amaçlayan Danışma ve Çözüm Konseyi’nde de yer aldı.

Meclis, anayasa mahkemesi ve dini lider bir kanun tasarısı üzerinde görüş birliğine varamazlarsa Danışma ve Çözüm Konseyi devreye giriyor. Cumhurbaşkanlığına aday olmadan önce, İran nüfusunun daha genç olan yarısı, Musavi’yi bu önemli ancak gözlerden uzak rolünde fark etmemişlerdi.

Sade ve dürüst

Halkın karşısına ilk çıktığında sade, dürüst ve karizması olmayan bir izlenim bırakmıştı. Yardımcılarının ustaca kullandıkları elektronik iletişim imkânları sayesinde birkaç hafta içerisinde siyasetin yıldızı haline geldi. Sessiz geçirdiği dönemlerde Musavi, 1998 yılında kurulmuş olan İran İslami Sanat Akademisi’nin başkanı olmuştu. Bir mimar olarak isim yapan ve vakti olduğunda resim yapmaktan hoşlanan Musavi, bir sanat gözlemcisi olarak en fazla soyut resimden hoşlanıyor.

Devrimden önce çarşaf değil Batılı giysiler taşıyan ve saçını açan eşi de sanatla uğraşıyor; ağaç, metal ve camdan heykeller yapıyor. Şimdi ise her ikisi de yeni bir İran için çalışıyorlar.

Rudolph Chimelli

Almancadan çeviren Altay Atlı

© Süddeutsche Zeitung/ Qantara.de 2009

Ortadoğu uzmanı Rudolph Chimelli, uzun yıllardır "Süddeutsche Zeitung" için muhabirlik yapıyor.