19.01.2011Dizi üzerinden kültürel tartışmaMuhteşem Yüzyıl'a tepkiler

Fragmanların dönmesiyle birlikte tartışmalar başladı; izleyen izlemeyen "Muhteşem Yüzyıl" adlı televizyon dizisini kıyasıya eleştirdi. Gösteriler düzenlediler, afişlerini yırttılar, RTÜK'e şikayet dilekçeleri yağdı. Diziyle yatıp diziyle kalkan bir kitle oluştu. Jürgen Gottschlich olayları değerlendiriyor.

 Kanuni Sultan Süleyman, foto: Wikipedia
I. Süleyman nam-ı diğer Kanuni Sultan Süleyman: 46 yıllık hükümdarlığı döneminde Osmanlı İmparatorluğu yükseliş dönemini yaşadı. Muhafazakar kitleler, böyle bir padişahın dizide yanlış tanıtıldığını, tarihe ihanet edildiğini savunuyorlar...
Davullarla ve yeniçeri kostümleriyle geldiler. Saadet Partisi'nin harekete geçirdiği yüzlerce gösterici, özel televizyon kanalı Show TV'nin önünde toplandı ve yeni başlayan televizyon dizisinin ısrarla yayından kaldırılmasını talep etti. "Muhteşem Yüzyıl" şu sıralar Türk televizyonlarının en tartışılan dizisi.

Dizi Kanuni Sultan Süleyman ve haremini konu ediniyor; sağ kesim, İslamcılar ve Osmanlı nostaljisi yaşayanlar, bu diziyi büyük geçmişlerine bir ihanet olarak görüyorlar. Ne de olsa Kanuni Sultan Süleyman'ın 46 yıl süren hükümdarlık dönemi (Avrupa'da ise Muhteşem Süleyman diye biliniyor) Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemini oluşturuyor.

İmparatorluk hiç bir zaman, Süleyman'ın birliklerinin Budapeşte'yi fethettikleri ve akabinde Viyana'yı kuşattıkları 16.yüzyıldaki kadar güçlü ve muktedir olmamıştı. Bu mirasla şaka yapılmaz. Bu dizi "Yakışıksız", "saygısız", "küstah", "aptalca" ve hepsinden kötüsü de tarihsel açıdan yanlışmış ve bu yüzden Türk televizyonlarında yeri yokmuş.

Yalnızca sokaktaki muhafazakâr göstericiler değil, Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da böyle düşünüyor: Haremli dizinin yayınlanmasına karşı iktidar gücünü kullanarak müdahalede bulunacaklarını açıkça ilan etti. Hemen ardından RTÜK harekete geçirildi.

"Toplumun hassasiyetini" dikkate almak

Bülent Arınç, foto: AP
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sadece fragmanların bakarak dizi ile ilgili hüküm vermişti. "Böyle bir dizinin yayinlanmasıdan üzüntü duyuyorum" diyen Arınç, gerkenin yapılacağını söylemişti; yapımcılar uyarılmıştı.
Başbakan Erdoğan, yasanın gerektiğinde hükümet başkanına da TV'deki bir diziyi yasaklama yetkisi verdiğini söyleyerek tehditte bulundu, bunun üzerine RTÜK de hiç vakit kaybetmeden, dizinin yapımcılarına "toplumun hassasiyetini" dikkate almazlarsa, kendilerine yönelik yaptırımları hesaba katmaları gerektiği tehdidinde bulundu. Yapımcılar da dikkat ettiler; Dizinin ikinci bölümü (her hafta bir buçuk saatlik bir bölüm yayınlanıyor) televizyon kanalına gönderilmeden önce, bazı öpüşme sahneleri çıkartıldı.

Tüm bunların nedeni ne? Muhteşem Yüzyıl, Osmanlıya eleştirel yaklaşan ya da onlarla yalnızca alay eden bir dizi değil ki!

Osmanlı İmparatorluğu'nun bir dönemi üzerine kurgulanan dizide, kıskançlık ve entrikalarla içiçe basit bir aşk hikâyesi anlatılıyor. Nitekim tüm bunlar da izleyici kitlesini heyecanlandırıyor. Bu eleştirilerle uzun süre gündemde kalan dizi, rakiplerini silip süpürdü ve geçen çarşamba günü muhteşem bir reyting oranı yakaladı; dizide Alexandra diye anılan, ünlü Roxelana'nın Sultan'ı nasıl baştan çıkarttığını izlemek için Türkiye halkının yarısı ekran başına kilitlendi.

Olaylar, savaş meydanları yerine ağırlıklı olarak haremde de geçse ve sultana şarap sunulmaya devam edilse bile, gördüğü bu kadar büyük ilgi nedeniyle artık dizinin yasaklanması düşünülemez. Yine de tüm bunlar, şu sıralar ülkede yaşanan kültürel çatışmanın iyi bir göstergesidir. Bu pembe dizinin yarattığı heyecan karşısında aslında gülmek gerekiyor, ama bir başka açıdan da insan kaygılanıyor.

Bir sanat yapıtı "Ucube" olabilir mi?

''Muhteşem Yüzyıl'' adlı TV dizisinden bir kesit
Dizi ekibi: Bu dizi "Yakışıksız", "saygısız", "küstah", "aptalca" ve hepsinden kötüsü de tarihsel açıdan yanlışmış ve bu yüzden Türk televizyonlarında yeri yokmuş... Bazı çevreler diziyi bu şekilde eleştiriyor...
Televizyon dizisi üzerindeki tartışma henüz yeni alevlenmişti ki, Başbakan Tayyip Erdoğan hemen bir tartışma daha başlattı: Ülkenin en doğu ucundaki Kars şehrine yaptığı bir ziyarette, Ermeni sınırının yakınında, hoşuna gitmeyen bir anıt keşfetti.

Bu anıt, Türk-Alman heykeltıraş Mehmet Aksoy'un bir heykeliydi; 35 metre yüksekliğindeki heykel, birbirlerine doğru yaklaşan, boydan ikiye bölünmüş iki figürü gösteriyor. Heykel yaklaşık yüz yıl süren ayrılıktan sonra yeniden birbirlerine yaklaşan Türkleri ve Ermenileri simgeliyordu. Erdoğan'ın "ucube" dediği ve Kars'tan uzaklaştırılmasını istediği heykel, bir barış anıtıydı.

Estetik ölçütler belirleyen ve kendi partisinden olan mevcut belediye başkanına, bir sanat yapıtının ortadan kalkması için gerekeni yapması doğrultusunda defalarca talimat veren bir başbakan; bir televizyon dizisini yayından kaldırmak isteyen bir hükümet sözcüsü: AKP'nin uzun süredir sözünü ettiği özgürlüklerle bunların hiçbir ilgisi yok.

Alkol ve tütün yasağı

Türkiye'deki İslami kökenli hükümet partisi AKP'nin özgürlük denince, sadece kendi isteklerine özgürlüğü, -örneğin Üniversitelerde ve okullarda başörtüsü yasağının kaldırılmasını- kastettiğine inanan muhalifler haklı çıkacaklar gibi görünüyor.

Buna karşılık hoşgörüden daha uzun süre söz edilemeyeceğini, bu günlerde yürürlüğe girecek olan ve yine İslamcı çoğunluk ile laik azınlık arasındaki kültür savaşının bir parçası olan bir yasa gösteriyor: Gelecekte her türlü alkollü içki reklamı yasak olacağı gibi, açılış kokteyllerinde veya tiyatro prömiyerlerinde alkol ikramı da yasak olacak.

Şirketlerin müşterilerine verdikleri hediye paketlerinde de artık alkollü içecekler yer alamayacak. Erdoğan, eleştiri yöneltenlere, isteyen herkes evinde içebilir yanıtını verdi. Sormak gerek, daha ne kadar zaman?

Jürgen Gottschlich

© Qantara.de 2011

Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel

Editör: Hülya Sancak/Qantara.de