29.01.2011Mısır'da isyanMısır'ın "öfke günleri"

Muhammed El Baraday'ın dönüşü, sanal erişime getirilen kısıtlamalar ve bugünkü Cuma namazının ardından yapılan protestolar, Mısır'da durumun ciddiyetine işaret ediyor. Mısır'da yayımlanan günlük gazete El Mısri El Youm'da protestoların yayılışı anlatılıyor.

Kahire'de ''Mübarek, senden nefret ediyoruz!'' pankartlı protestocu, foto: dpa
Gece yarısından kısa bir süre sonra, güvenlik güçleri göstericileri başkentin ana meydanından zor kullanarak çıkarttıktan sonra, sokaklarda ortak bir şarkı dolaşıyordu: "Halk rejimi devirmek istiyor."
25 Ocak'ta Mısır'da yapılan protestolar, Mısır'daki küçük ve zayıf muhalefet için tarihsel bir dönüm noktası görünümünü alabilirlerdi. "Öfke günü"nde büyük Mısır şehirlerinde onbinlerce insan sokaklara döküldü, gösterilerin birçoğu gece boyunca sürdü. Katılım Mısır koşullarına göre olağanüstü yüksekti. Bu, Mübarek'in 31 yıllık iktidarında daha önce görülmemiş bir olaydı. Tunus'taki son ayaklanmalar birçok Mısırlıda, direnişin etki gösterdiği ve seslerinin duyulabileceği umudunu uyandırdı.

Kahire'de göstericiler birçok buluşma yerinde biraraya geldiler; daha fazla destekçiyi yanlarına katıp aynı zamanda polis engellerinin ardından dolaşmak için şehrin farklı kesimlerinden yürüdüler ve başkentin Tahrir meydanına aktılar; burada toplanan insanların sayısının 15.000'i aştığı tahmin ediliyor. Ülkenin bu en büyük protesto gösterisine tanınmış muhalefet liderleri, ünlü sinema yıldızları ve yazarların yanı sıra, mahallelerden sıradan işçiler ve hatta çocuklu aileler bile katıldı.

Genç, barışçıl ve dinsel söylemler yok

Yine de toplantıya tüm diğer gruplardan daha fazla damgasını vuran, cesur ve coşkulu gençlerdi. Bu onların protestosuydu. İnternet kültürüne sahiptiler, ağırlıklı olarak orta tabakadan geliyorlardı ve kendilerine birçok sorun yaratan ama ulaşabilecekleri çok az şey sunan bir rejime karşı öfkeliydiler. Mısırın genç nüfusunun bu büyük grubu, değişim talebiyle geldi. Ve bunu, birçok insanın beklentilerini aşan ani bir öfkeyle yaptı.

Batı medyasının ve birçok yerel analizcinin, Arap siyasal muhalefetinin şiddet ve baskı içeren bir İslami söylem tarafından belirlendiği yolundaki betimlemelerinin aksine, göstericilerin çoğu dikkati çekecek ölçüde barışçıldı ve dinsel taleplerde bulunmuyorlardı.

Kahire'de Mübarek karşıtı protesto, foto: AP
Firavun defolsun: Onbinlerce Mısırlı, Cuma namazının ardından, Kahire, İskenderiye ve pek çok kentte otoriter Mübarek rejimine karşı sokaklara döküldü...
Tahrir meydanında tek bir İslamcı slogan duyulmadı, dini semboller içeren bir pankart görülmedi ve dağıtılan yegâne bildiride, göstericilerin yeni bir hükümet kurulması talebi dile getiriliyordu.

Gece yarısından kısa bir süre sonra, güvenlik güçleri göstericileri başkentin ana meydanından zor kullanarak çıkarttıktan sonra, sokaklarda ortak bir şarkı dolaşıyordu: "Halk rejimi devirmek istiyor."

Fiziksel ve medyatik çöküş

Rejim'in yanıtı inatçı, ama sinsiydi. Güvenlik güçleri Tahrir meydanındaki göstericilere başlangıçta nispeten yumuşak davranırken, gece yarısı bir plastik mermi ve gaz bombası yağmuru başladı; onlarca gösterici yaralandı, daha fazlası da gözaltına alındı.

Bu arada Mısır güvenlik güçleri, protestoların üzerinde bir iletişim bariyeri kurdu; şehrin içinde hem Twitter hem Ustream, hem de Mısırın üç yerel cep telefonu ağı bloke edildi.

Muhalif internet gazetesi El Dustur'un web sayfasına gün boyunca ulaşılamadı; devlet gazeteleri olayların boyutunu ve önemini, sanki sıra dışı bir şey olmuyormuş gibi küçük gösterdiler.

Belki de bu taktik, otoritenin, göstericilerin ve şikâyetlerinin çok geçmeden ortadan kaybolacağına dair umudunun bir ifadesiydi. Belki de, rejimin, ülkeyi patlamanın eşiğine getiren tabandaki siyasal gerçekliklerden ne kadar uzak olduğunun bir göstergesiydi. İnsanların bütün bölgede –Yemen, Cezayir ve Tunus'ta– hükümdarlarına karşı seslerini yükseltiyor oluşları, Mısır hükümetinde, geleceğin neler getireceğine dair endişeler doğurmalıydı.

Mısır nereye gidiyor?

Peki, şimdi ne olacak? Mısır gençliğinin filizlenen protestoları tırmanacak mı? Örgütlü bir hareket haline gelecekler mi? Bunu yapabilirlerse, bu hareket diğer sosyal grupları kendine bağlamayı, ya da hiç olmazsa diğer aktivistlerle, özellikle işçi dünyasıyla köprüler kurmayı başarabilecek mi? Her şeyden önemlisi: Mübarek rejimi gençliğe tavizler verecek mi? Henüz bu soruların net yanıtları yok, bunları zaman gösterecek.

Muhammed el Baraday Kahire'de bir protesto gösterisinde, foto: dpa
Kısa bir süre önce ülkesine geri dönen el Baraday, göstericelerin yanında sokaklarda yer alınca polisle karşı karşıya kaldı ve ev hapsine alındı.
Şimdiden bildiğimiz bir şey varsa, o da 25 Ağustos protestolarının Mısır'ın resmi muhalefetini –Tagammu, Vafd ve Müslüman Kardeşler dâhil olmak üzere– savunmaya çekilmeye zorladığıdır; çünkü tüm bu gruplar protestoları tereddüt içinde desteklemek ile protestolara katılmayı tamamen reddetmek arasında kararsız kaldılar.

"Öfke günü", bu grupları içeriden bölmek ve genç üyelerinin politize olma seviyesini yükseltmek için zorunlu bir katalizatör olabilirdi. Bu, hiç de az bir kazanım sayılmaz.

"Tunus humması" Arap dünyasında hızla yayılıyor. Birçokları, Mısır'da Tunus tarzı bir ayaklanmanın her iki ülkenin rejimlerinin ve toplumlarının yapısındaki kökten farklılıklar yüzünde ihtimal dışı olduğunu söylüyorlardı. Ne var ki Mısırlılar 25 Ocak 2011 tarihinde politik açıdan çok yönlülüklerini ve güçlü bir güvenlik teşkilatı tarafından kendilerine dayatılan sınırlamalara karşı koymaya etkileyici bir biçimde hazır olduklarını kanıtladılar.

Belki de Tunus modeli, Mübarek rejimini yakın bir gelecekte düşürebilecek bir tehdit değildir. Ancak Mısır muhalefetini gelecekte rejim için daha ciddi bir siyasal tehdit oluşturacak, daha büyük, daha kendiliğinden ve daha kapsamlı bir harekete dönüştürme potansiyelini barındıyor.

© Al-Masry Al-Youm 2011

Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel

Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de 2011