14.12.2009Küresel mali krizin Dubai'deki üzerindeki etkisiHoşçakal Dubai!

Küresel mali krizin yıkıcı etkisi, Emirlik'teki büyük kültür projelerine de yansıdı. Öte yandan ortaya çıkmış bulunan sektörel durgunluk Dubai’deki kültür sektörüne nihayet kendi öz kültürlünü ön plana çıkarma fırsatını da sunmakta. Laura Weissmüller'in haberi.

Bir gece vakti Dubai'deki Atlantis Resort; Foto: AP
Dubai'deki kültür projelerinin, Abu Dhabi ya da Doha'dakinden daha başarılı olması bekleniyordu. 2008 yılında yaşanan büyük gayrimenkul patlamasında 100 milyar dolarlık inşa projeleri sözkonuydu. Şimdiyse devlet kasaları boşalmış durumda.
Listede sayılan maddeler, Batılı bir kültür tüketicisinin dilek listesi gibi: Yıldız mimar olarak tanınan Zaha Hadid’in opera binası, Pritzker ödülü sahibi Rem Koolhaas'ın tasarladığı ve içinde tiyatrosu bulunan bir çağdaş sanatlar galerisi, tema odaklı on müze, dokuz kütüphane, on dört tiyatro sahnesi, on bir sanat galerisi, yedi kültür ve sanat enstitüsünün yanı sıra Staatliche Museen Berlin, Staatliche Kunstsammlungen Dresden ve Bayerische Gemäldesammlungen müzelerinin sergi açmaya can attığı bir evrensel müze.

İhtiraslı proje artık çölde serap

Dubai'de yer alacak tüm bu projeler akıl almaz bir tempoyla yürütülüp 2015'te tamamlanmış olacaktı. Ancak çöl devleti, iflas bayrağını çekmiş durumda. Adı geçen kültür kurumlarının inşa edileceği 27 kilometre genişliğindeki "Khor Dubai" körfezindeki vinçler de uzun süredir çalışmıyor, zira 2009 yazına kadar Dubai Culture and Arts Authority'nin (Dubai Kültür ve Sanat Kurumu) yöneticiliğini yapmış olan Michael Schindhelm'in demecine göre tüm projeler askıya alınmış. Dubai'yi bir dünya kültür başkentine dönüştürme hayali de böylelikle bir serap misali havaya karışmış durumda.

Öte yandan bu inşaatların, Körfez ülkesi Dubai'nin ödeme güçlüğünü açıklamasından önce durdurulmuştur. Daha geçtiğimiz sonbahar, yapay palmiye adası üzerindeki 20 milyon dolarlık lüks Atlantis oteli bir havai fişek gösterisiyle işletmeye açılırken çoğu kültür projesi çoktan durdurulmuş, bazıları tamamen iptal edilmişti bile.

Dubai'nin tarihi merkezi; Foto: AP
Altına hücum devirleri geçmişte kaldı: Weissmüller’e göre Batılı mimarlar, sergilenecek herhangi bir koleksiyon güvencesi olmamasına rağmen bulutlara uzanan devasa müze binaları tasarladılar.
Oysa kültürün ticari açıdan burada, Abu Dhabi ya da Doha'dakinden daha başarılı olması bekleniyordu. Nitekim büyük bir gayrimenkul patlaması yaşayan Dubai'de 2008 yılında toplam 100 milyar avro tutarında bir inşaat projesi yürütülmekteydi ve hızla büyüyen çöl devletinin renkli reklam afişinde başrol oynama rolü bu kültür yapılarına tam da bu sebeple biçilmişti.

Vatandaşlarından vergi almayan ve petrol kaynakları birkaç yıl içinde kuruyacak olan bir devlet, Avrupa devletlerinin yaptığı gibi kültür eserlerine sağlanan devlet sübvansiyonunu yüklenecek durumda değildi. Bu yüzden her müzenin, her tiyatro projesinin kendi gelirleriyle ayakta kalabilmesi gerekiyordu. Kültürü, uluslararası çapta bir mimarlar karması marifetiyle gösterişli bir ambalaja sardığınızda bile hayal olmayı sürdürecek bu planın gerçekleşemeyeceği sonradan görülmüş olacak ki diğer girişimlerden önce müze ve tiyatro projeleri iptal edildi.

Ancak bu Körfez devletini, kültüre ticari bir bakış açısıyla yaklaşmakla itham etmeden önce, Batılı mimar ve kültür üreticilerinin sömürgeci tavrına göz atmak doğru olacaktır. Zira birkaç yıl önce bunlar, Dubai'yi kültürel altın çağına taşıyacak yegâne kişi ve kurumlar kendileriymişçesine buraya ayak basmıştı.

Mali kriz, Dubai’nin kendi kültürü için bir fırsat mı?

Bu dönemlerde tam bir altına hücum havası esmiş olmalı: Mimarlar ortada herhangi bir koleksiyon olmadan gökdelen benzeri müze binaları dikmeye, Avrupa'nın en önemli müzeleri, ellerindeki koleksiyonlarla asıl merkezlerini nasıl ayakta tutacaklarını bile düşünmeden eserleri kalıcı olarak göndermek üzere Dubai'de şube açmak için birbirleriyle yarışa girmişti. "Herkesin peşinden koştuğu Batı kültürünün büyük isimlerinin eserleri, yerel halkın ihtiyacını karşılamıyordu" diyor Schindhelm, Dubai'de bir opera binası açma hayali suya düştükten sonra.

Michael Schindhelm; Foto: dpa
"Dubai’de oynanan, küreselleşmenin ne demek olduğunu bütün çıplaklık ve çarpıcılığıyla gösteren bir oyundu: Ülkelerin yüzyılların birikimiyle ortaya çıkmış kendilerine has kültürlerinin ithal kültürle çarpıtılması" diye yorumluyor Schindhelm.
Bunun sebebi halk arasında kültüre ilgi duyulmaması değil. Hatta son üç dört yıl içinde özellikle genç nüfusun kültür konusundaki bilinci ve ortaya çıkan canlı kültür ilgisi dikkat çekici. Nitekim Arap dünyasındaki farklı türden sanat eserlerini hem de sansürsüz biçimde sanatseverlerin ilgisine sunan 40 - 50 kadar sanat galerisi de bunun göstergesi.

Fakat planlanan büyük kültür projelerinin kayıtsız şartsız Batı'daki örneklere uygun gerçekleştirilmesi isteniyor. "Dubai’de oynanan, küreselleşmenin ne demek olduğunu bütün çıplaklık ve çarpıcılığıyla gösteren bir oyundu: Ülkelerin, yüzyılların birikimiyle ortaya çıkmış kendilerine has kültürlerinin ithal kültürle çarpıtılması" diye yorumluyor Schindhelm.

Tam da bu sebeple günümüzde yaşanan küresel mali kriz, tüm olumsuz etkilerine karşın Dubai için gerçek anlamda bir fırsat yaratabilir: Dubai, nihayet kendine has kültürü ön çıkarabilir ve Batı kültür sömürgecilerine yekten verilen değerin aynını kendi kültürüne de tanıyabilir. Üstelik bunun için yıldız mimarların sükseli kılıflarına giydirilmiş devasa yapılara da gereksinimi yok.

Laura Weissmüller

Almancadan çeviren Ogün Duman

© Süddeutsche Zeitung 2009