22.11.2010Joumana Haddad: "Şehrazad'ı Nasıl Öldürdüm?"Güçlü Arap kadınlarının manifestosu

Lübnanlı kadın yayıncı Joumana Haddad, kendisi, kadın imgesi ve Arap dünyasının siyasal sorunları hakkında, kışkırtıcı ve son derece öznel bakış açısıyla bir kitap yazdı. Bu konular 120 sayfalık küçük bir kitap için çok fazla ama eleştirmen Stefan Weidner, kitabı yine de okumaya değer buluyor.

iıtap kapağı, Joumana Haddad
Joumana Haddad'ın yeni kitabı "Şehrazad'ı nasıl öldürdüm" Arap dünyasındaki kadın düşmanı imgelere karşı bir başkaldırı....
Bunları söylemeye cesaret edebiliyor: Çocukluğunda en sevdiği şeylerin, okumak ve mastürbasyon yapmak olduğunu, hiç çekinmeden yazıyor. Oniki yaşında Balzac'ı okumuş ve Marquise de Sade'ı keşfetmiş: "De Sade beni omuzlarımdan tuttu ve dedi ki: 'Hayal gücü senin krallığındır. Her şey mümkündür'."

De Sade haklı çıkmış olmalı, Joumana Haddad için hiçbir şey imkânsız olmamış gibi görünüyor: Ne, içinde "penis" sözcüğünün geçtiği Arapça bir şiir yazmak, ne de Beyrut'ta "Beden" başlıklı pırıl pırıl bir dergi yayımlamak; bir porno dergisi değil ama, Ortadoğu'da beden ve cinsellik üzerindeki tüm tabuların zevkle yıkıldığı bir dergi.

1970 doğumlu Lübnanlı yazarın şimdi Almanca da yayımlanan itiraf kitabı da bir Confessio'dan [Fr.: 'İtiraf ediyorum'] çok, bir J'accuse [Fr.: 'İtham ediyorum'] havası taşıyor. Bu kitap, Arap dünyası hakkındaki imgemizi alt üst eden küçük, yabanıl bir okuma esrikliği.

Şehrazad'ın öldürülmesi

Burada (elbette biraz da haksız yere) Batılı "Şark hayali"nin bir simgesi olarak kavranan 1001 Gece Masalları'nın anlatıcısı Şehrazad'ın bu 'öldürülüşü" için, İsveçli bir kadın gazetecinin, bir Arap kadını olarak erotik bir dergi yayımlananın mümkün olup olmadığı sorusu vesile oldu. Joumana Haddad, gazetecilikteki bu cesaretini, özyaşam öyküsünden yola çıkarak açıklıyor.

Dergi 'Jasad' foto: www.joumanahaddad.com
S. Weidner: "Bir porno dergisi değil ama, Ortadoğu'da beden ve cinsellik üzerindeki tüm tabuların zevkle yıkıldığı bir dergi" olarak betimliyor, "Jasad"ı.
Kitabı ise, Haddad'ın kendini özgürleştirmesinin anlatımından ve ezilen Arap kadınlarına ilişkin Batılı klişelerin çürütülmesinden daha fazlasını içeriyor. Bu kitap her şeyden önce hiçbir şeye aldırmadan teşhir ettiği, Arap dünyasındaki egemen, beden ve kadın düşmanı yapılara karşı bir savaş ilanı.

Ne var ki, kalbin sesiyle olduğu kadar öfkesiyle de yazılmış olan bu kitap, bireysel özgürleşme ile toplumsal baskı arasındaki diyalektikte nerdeyse ikiye ayrılıyor: Haddad bir yanda, otobiyografik pasajlarda, tabuları tanımayan, özgürleşmiş bir kadının portresini çizerken, diğer yanda aynı zamanda tabuların aşılamazlığından yakınıyor; bir yandan batılı klişelere öfkelenirken, bir yandan da aynı zamanda şu saptamayı yapıyor: Bu klişelerde resmedilenlerin çoğu doğrudur ve Arap dünyasındaki bütün kadınlar, özellikle de kendisi bunların altında eziliyorlar; bir yandan kendi toplumu için aydınlanmayı talep ederken, diğer yandan, Arapları umutsuzca aydınlanmamış olarak dışlayan, aşağılayıcı dışarıdan bakışa tepki duyuyor.

İki arada bir derede

Joumana Haddad böylelikle sürekli iki arada bir derede duruyor, ne İslam eleştirisiyle ne de Arap-İslam savunusuyla ortaklaşıyor. Bu duruşu bazen kafa karışıklığına yol açsa da, genel olarak, Haddad'ın özgüveniyle ve görev bilinciyle açık ettiği konulara önyargısız, ferahlatıcı bir bakış sunuyor.

J. Haddad, foto: wikipedia
S.Weidner: "Haddad bir yanda, otobiyografik pasajlarda, tabuları tanımayan, özgürleşmiş bir kadının portresini çizerken, diğer yanda aynı zamanda tabuların aşılamazlığından yakınıyor..."
Güzel, maddi bağımsızlığa sahip, özgür, yüksek eğitim görmüş, çok gezmiş ve üstelik modadan anlayan ve yaşama zevkine sahip bir kadın olmanın gururu, her satırda kendini hissettiriyor ve kitabı bir tür Evet-biz-başarabiliriz iyimserliğiyle donatıyor; Lübnan iç savaşında yaşanmış sancılı bir çocukluğun serimlenişi ve Arap dünyasının genel durumunun cesaret kırıcı anlatımları bile bu iyimserliği solduramıyor. Bireyin kendi kaderini seçme özgürlüğüne duyulan sarsılmaz inançtan beslenen bir iyimserlik bu.

Bu denemenin büyüklüğü de sınırları da bu iyimserlikle belirlenmiş. Haddad, Arap dünyasındaki politik durumlara ne kadar çok eleştiri yöneltse de, sorunlara bakış tarzı bir o kadar politika dışıdır. Çünkü Arap kadınının özgürleşmesinin sosyal ve politik, özellikle ekonomik koşullardan bağımsız olduğunun kabulü, naif kalıyor.

Kitapta toplumsal çerçeveyi oluşturan koşulların derin bir analizi eksik ve de zaten yapılmak istenen bu değil. Ancak kitap her şey bir yana, büyüleyici bir kişiliğin otobiyografik denemesi olarak okunmaya değer.

Eğer kitap, Arap kadının özgürleşmesi için bir reçete olarak okunmak istenirse o zaman, Joumana Haddad'ı da çok etkilemiş olan de Sade önerilebilir: Daha fazla de Sade okuyun!

Joumana Haddad: Wie ich Scheherezade tötete: Bekenntnisse einer zornigen arabischen Frau. ["Şehrazad'ı nasıl öldürdüm: Öfkeli bir Arap kadının itirafları.] İngilizceden Almancaya çeviren: Michael Hörmann. Hans Schiler yayınevi, Berlin 2010.

Stefan Weidner

© qantara.de

Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel

Editör: Hülya Sancak