10.01.2011Yabancı BatıGarp'ın Şark üzerindeki etkisi

Şark, Batılı gezgin, araştırmacı ve sanatçıları yüzyıllar boyunca büyüledi. İslam ülkelerinin Garp'ı nasıl gördükleri ve Batı kültürüyle nasıl yakından ilgilendiklerini gösteren unsurlar, Karlsruhe'deki Baden Eyalet Müzesi'nde sergilendi. Cornelia Rabitz sergiyi gezdi.

Sergi kataloğu ''Yabancı Batı?'', foto: © Baden Eyalet Müzesi, Karlsruhe
Diğer kültürün uyarlaması: Karlsruhe'deki sergide klişeleri işlenmiş; zengin, çok yönlü ve neredeyse unutulmaya yüz tutmuş kültürel bir etkileşiminin yüzyıllardır süregeldiğine işaret ediliyor.
1950'li yılların neredeyse efsane statüsüne yükselmiş "Sarotti Zencisi", porselenden hazırlanmış lüks bir çeşitlemesiyle Karlsruhe'deki Baden Eyalet Müzesi'nin bir vitrininde sergileniyor. 2005 yılında hazırlanmış ve zamanında çikolata reklamı için kullanılmış bu Mağribi zenci modeli, bugün yine satış rekorları kırıyor. Eski teneke kutuların üzerindeyse "Sultan" marka sigaraların reklamı yer alıyor. Renkli bir kavanoz, içindeki 1001 Gece masallarından fırlamış Noel çikolatalarının müjdesini veriyor sanki.

Hemen yanı başında "Tütün Tiryakisi Şarklı" adını taşıyan, içine oyuncak bir saat yerleştirilmiş figürlü otomat duruyor. Bavyeralı bir birahanenin afişiyse bira şişeleri taşıyan bir deve ve sırtındaki bedeviyi resmediyor.
Bu ve benzeri klişelerin ait olduğu dünya, Batı dünyasının Şark hakkındaki görüşlerini uzun yıllar boyunca derinden etkiledi. Ansızın, Almanya'ya özgü olması nedeniyle buradaki varlığı insanı şaşırtan bir guguklu saat dikkat çekiyor. Saatin üzerindeki kapı ardındaki kuşun yerine yerleştirilmiş hoparlör ilk başta göze çarpmıyor.

Guguklu saat

Tıpkı Alman asıllarındaki gibi buçuk ve saat başlarında müezzinin sesi yükseliyor saatten. Via Lewandowsky tarafından hazırlanmış bu ürün, hiciv amaçlı hazırlanmış bir eser. Ama aslında kültürel bir imgeye de işaret ediyor, diyor serginin küratörü Schoole Mostafawy: "Avrupa yapımı saatler daha 17. yüzyılda Şark'a girmeye başladı. Bugün bile guguklu saatler Şark ülkelerinde yaygındır; onları Tahran, İstanbul ya da Şam çarşılarında satın alabilir, evlerde bulabilirsiniz."

Guguklu saat, foto: © Baden Eyalet Müzesi, Karlsruhe
Guguklu saatlere gizlenmiş müezzinler: Avrupa yapımı saatler, daha 17. yüzyılda Şark'a giriyor ve Şark ülkelerindeki popülerliklerini bugün dahi koruyorlar.
Bir Garp evinde göçebe işi bir halı ya da elle boyanmış bir seramik ne anlama geliyorsa, Alman Karaorman dağlarına ait bir saat de Şark'ta aynı işlevi üstleniyor: Sahiplerinin güngörmüşlüğünü vurguluyor.

Karlsruhe'deki sergi, klişeleri işliyor ve zengin, çok yönlü, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş kültürel bir etkileşiminin yüzyıllardır süregeldiğine işaret ediyor; sadece Batı'nın hammadde hırsı, ticaret yollarını ele geçirme isteği ve Müslüman halkı aşağılama tavrının ötesinde, karşılıklı alışverişe dayanan bir anlayış bu. "Şark'ın, Batı kültürünün sadece edilgen bir alıcısı olmadığını, yabancı bir kültürü içselleştirebildiğini de göstermek istedik" diyor, küratör Jakob Möller.

Suret yasağı ve resim sanatı

19. yüzyılla beraber Avrupa'da fotoğraf sanatının popülerlik kazanmasıyla, araştırmacı ve gezginlerin Şark'a gidip burada edindikleri izlenimleri fotoğraflarla belgelemeleri ve "Şarkiyatçılığın" moda haline gelmesiyle İslam dünyası da bu yeni sanat dalını da alıyor. Akabinde de aşırı dinci kesim tarafından savunulan suret yasağını da aşıyor. Dahası, din adamları bu çabayı bir adım öteye taşıyor ve bir de gerekçe sunuyor, diyor Möller: "Argümanları, fotoğrafın resim sanatı olmadığı, onun yerine ışığın, fotoğrafik özelliklere sahip bir tabakanın üzerine düşmesiyle oluşan doğa bilimsel bir işlem olduğu ki bu tanım aslında işlemin tam bir tarifi."

Fotoğraf çekmek de modernliğin bir nişanesi haline geliyor; gündelik yaşama ait resimlerde yeni bir özgüven yansıyor ve İslam hükümdarları, kendi kültürlerinin yabancı olanla karıştığı fotoğrafların çekilmesi için fotoğrafçılar görevlendiriyor. Dolayısıyla bir fotoğrafta divan üzerine uzanmış bir haremi, üzerinde geleneksel bir yelek ve 20. yüzyılın başında Batı'da popüler olan kısa, kabarık etek giymiş halde görebiliyoruz.

Peygamberin sureti mi?

''Sözde'' Hz. Muhammed portresi sanılan suretler, foto: © Baden Eyalet Müzesi, Karlsruhe
Şaşırtıcı bir buluntu: Bu resimlerdeki gerçekten de Hazreti Muhammed mi? Peygamberin –güya- var olan yegâne portresinin suretleri, İran'da hâlâ yaygınmış.
Bir başka şaşırtıcı buluntu da yukarıdaki resimler. Gerçekten de Hz. Muhammed'in sureti mi bunlar? Onun var olan yegâne portresinin suretlerinin, günümüzde İran'da hâlâ yaygın olduğu söyleniyor. Ama hayalperest bakışlı bu oğlan çocuğu, Franz Lehnert ve Ernst Heinrich Landrock adlı Alman fotoğrafçılar tarafından 20. yüzyılın başlarında görüntülenmiş genç bir Fellah.
Karlsruhe'li proje yöneticisi Schoole Mostafawy durumu şöyle açıklıyor: "Bu tür fotoğraflar, az giyimli, çekici Berberi kızlarının karşı kutbunu meydana getiriyordu. Fotoğrafçı ve müşterileri için, tıpkı diğerleri gibi bir Şark'ın bir izlenimiydi."

Kültür transferi

Sanat ve gündelik yaşam nesneleri, İslam kültürünün Garp'ın fenomenlerini de kendine uyarlayabildiğini ve tıpkı 18. yüzyıldan bu yana olduğu gibi Avrupa sanatını alımladığını örneklerle gösteriyor. Hükümdar portreleri, kutsal resimler ve duvar halıları, İslam'ın dini motiflerini Batı, hatta Hıristiyan detaylarla birleştiriyor, cennetin geleneksel ifadesi içine modern bir iskemle ya da takım elbise giymiş bir adamı yerleştiriyor.

Hindistan ve İran'da bulunan tanrı suretleri, Garp'tan bildiğimiz Meryem simgeselliğine dayanmaktadır. Schoole Mostafawy, Doğu'nun kendi geleneğinde yarattığı hikâyeleri görselleştirmek için Garp sanatını bir şablon olarak kullandığını ileri sürüyor. "İslam sanatkârları, Batı'nın motif hazinesinden bolca faydalandı. Gerek üslubu gerekse ele aldığı temalar bir katalog gibi alınıp Doğu'da kullanım buldu." 1914 yılında Viyanalı ressam Hans Zatzka, 1920'ler Avrupa'sının yatak odası duvarlarını süslemesi için bir "Elfler Dansı" tablosu yapmıştı. Karlsruhe'deki sergide aynı temanın Şark uyarlamasını bulabilirsiniz: Avrupaî elflerin yerini, Tanrı Krişna ile dans eden Hint çobanlar almıştı.

Günlük yaşam, özlemler, travmalar

Her iki kültürün seyyahları birbirlerinden farklı düşlere sahipmiş. Avrupalılar Akdeniz iklimi ve palmiye ağaçlarının hayalini kurarken, Müslüman sanatçılar hülyalarını dağlar, serin ormanlar ve çağıldayan ırmaklarla süslemiş, hatta bazen resme atlar, inekler ve bir cüce biblosu eklemişler.

Afgan ''savaş halısı'', foto: © Baden Eyalet Müzesi, Karlsruhe
Savaş helikopterleri, Kalaşnikof'lar, tanklar: Afganistan'dan gelen "savaş halısı".
Gündelik yaşam da ilginç bilgiler edinmemize yarıyor. Sergide yer alan Afgan halılarına uzaktan baktığınızda, üzerindeki güzel Şark motiflerine hayran kalmamak mümkün değil. Ne var ki, biraz daha yakınlaşınca bunların aslında başka şeyler olduğu anlaşıyor: Kalaşnikoflar, tanklar ve makineli tüfekler süslüyor halıyı. "Afganistan'ın işgali esnasında yapılmış halılar bunlar. Büyük olasılıkla Rus subaylar tarafından dokutulmuştu. Ama bunun dışında halıcıların gailesini, gündelik yaşamlarını ve travmalarını göz önüne seriyor," diyor Jakob Möller.

Bunun karşı kutbunu oluşturan parça hemen karşısında asılı: Almanya'nın Baltık Denizi kıyısını meydana getiren Pommern'de dokunmuş ve üzerinde Şark süsleme üslubunda resmedilmiş ringa balığı ve çapalarla bir halı. Halı dokumacılığı bu bölgedeki işsiz balıkçılar için 1960'lı yıllara kadar alternatif bir meşgale, bir folklordu. Halk arasında "Baltık'ın İran Halıları" denen bu halıların üretimleri artık durdurulmuş.

Cornelia Rabitz

© Deutsche Welle 2011

Almancadan çeviren: Ogün Duman

Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de 2011