31.01.2011Tanzanya'daki "Morogoro Müslüman Üniversitesi""Dürüst insanlar buradan çıkmalı"

Tanzanya, Doğu Afrika'nın en fazla Müslüman nüfusa sahip ülkesi. Devlet resmi olarak tarafsız bir tutum içinde olsa da, idari kurumlar ve yüksek öğretim kurumları Hıristiyanların hâkimiyetinde. Laik eğitim müfredatının uygulandığı "Morogoro Müslüman Üniversitesi" 2005 yılında kurulmuş. Charlotte Wiedemann'ın haberi.

Morogoro Müslüman Üniversitesi Tanzanya, foto: www.mum.ac.tz
Özel üniversitenin şimdilik en önemli gelir kaynağı, eğitim ücretleri. Ayrıca Tanzanyalı iş adamlarından da para geliyor.
Büyük oranda Hıristiyanların ders verdiği, fakültelerden birinin dekanının Hindu olduğu bir Müslüman üniversitesi mi? Böyle bir üniversite gerçekten var: Tanzanya'daki Morogoro kentinde. Üniversitenin bu kendine özgü yapısı, hem zaruretten hem de hoşgörüden kaynaklanıyor.

Yeşil bir demir kapı, kapının ardında çiçek tarhlarıyla dolu hoş bir kampüs. Beş yıl önce açılan özel "Muslim University of Morogoro" henüz yapılanma aşamasında. 1500 öğrencinin hemen hemen yarısı genç kadınlardan oluşuyor; başörtülerinin siyahtan alev kırmızısına uzanan renkleri kampüse damgasını vurmuş durumda. Üniversitede başörtüsü takmak zorunlu, az sayıdaki Hıristiyan kız öğrenci için de geçerli bu. Onlar –ya da anne babaları– bu üniversiteyi korunmuş bir ortamı olduğu için seçmişler: Alkol yok, parti yapmak yok, kadın-erkek ayrımı var.

Genellikle Tanzanya'nın Hıristiyan bir ülke olduğu düşünülür, oysa Doğu Afrika’nın en fazla Müslüman nüfusa sahip ülkesidir Tanzanya. 40 milyon kişinin yaşadığı Tanzanya’da her iki dinin mensupları da kendilerinin çoğunlukta olduğunu düşünmeyi tercih ediyor; bu nedenle devlet epey bir zamandır nüfus sayımı yapmaktan vazgeçmiş bulunuyor.

Gerçek şu ki, yüksek eğitimde ve devlet hizmetinde çalışan Müslüman sayısı Hıristiyanlardan çok daha düşük. Üniversite öğrencilerinin en fazla beşte biri Müslüman. Sömürge döneminden beri eğitim sistemi, özellikle de Katolik kilisesinin çok güçlü olması nedeniyle, Hıristiyanların hâkimiyetinde. Yüksek okul sayısı çok düşük olduğu için, ilkokuldan sonra kimin okumaya devam edeceği sadece okul notlarıyla belirlenmiyor. Bu kişiler seçiliyor. Morogoro'daki üniversitenin rektör yardımcısı Hamza Nijozi "Ayrımcılık burada başlıyor'' diyor.

Marjinalleştirilme duygusu

Njozi tezcanlı, sıcakkanlı bir adam, kendi deneyimlerini ayrımcılığa örnek olarak gösteriyor: En başarılı öğrencilerden biri olduğu halde, liseye kabul edilmediği için önce çiftçilik yapmış. "Dinimin kurbanı olmuştum." Daha sonra engelleri aşarak yüksek okulu bitirmeyi başarmış ve edebiyat profesörü olmuş. Bugün Njozi Tanzanya devletini radikal bir biçimde eleştiren Müslümanların başında geliyor. "Devlet resmi olarak tarafsız bir tutum içinde" diyor, Njozi. "Ama önemli pozisyonlara Hıristiyanların gelmesi bir kuralken, Müslümanların gelmesi istisnai bir durum."

Tanzanyalı ilkokul öğrencileri, foto: DW
Yüksek okul sayısı çok düşük olduğu için, ilkokuldan sonra kimin okumaya devam edeceği sadece okul notlarıyla belirlenmiyor; bu kişiler seçiliyor. Morogoro'daki üniversitenin rektör yardımcısı Hamza Nijozi "Ayrımcılık burada başlıyor" diyor.
Tanzanyalı Müslümanların geçmişine bakıldığında, bugün statülerini kaybetmiş olmaları daha da dramatik geliyor insana. Tanzanya’nın dili, resmi Svahili ya da asıl adıyla Kisvahili bir zamanlar sahil Müslümanlarının konuştuğu dildi: Svahililer açık görüşlü tüccarlardı; ülkenin iç kısımlarındaki Afrikalılar henüz yazı nedir bilmezken, onların Arap harfleriyle yazdıkları bir edebiyatları vardı. Alman sömürgeciler Svahilileri idari yardımcı yaptılar ve Kisvahili'yi sömürgenin resmi dili ilan ettiler. Müslüman olmanın o dönemde üstün bir yanı vardı. Sömürge Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Britanyalıların hâkimiyeti altına girince, Hıristiyan misyonerler istedikleri gibi çalışabildiler; çoğu Katoliklerden oluşan eğitimli seçkinler yetiştirdiler. Ülkenin 1961'de bağımsızlığını kazanmasından sonra iktidara gelen ilk devlet başkanı Julius Nyerere –ki o da Katolikti– idari kadrolar için eğitimli Hıristiyanları tercih etti.

Bugün çok sayıda Müslüman, toplumda giderek marjinalleştirildikleri duygusu içinde. Tanzanya'nın şimdiki devlet başkanının Müslüman olması da bu gerçeği değiştirmiyor. Yozlaşmış politikada yüksek makamlara gelmeyi başaran Müslümanlar öfkeli dindaşları tarafından "Hıristiyan sistemin" oportünistleri olarak görülüyor; inançlarına ve onurlarına ihanet ettikleri düşünülüyor. Dolayısıyla, Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki gerilimlere, Müslümanların kendi arasındaki gerilimler de ekleniyor.

Laik eğitim müfredatı

Müslüman Üniversitesi 2005'de işte böyle bir ortamda kuruldu. O dönemin Hıristiyan Devlet Başkanı Benjamin Mkapa görevinden ayrılmadan önce bir barış mesajı vermek istiyordu; eskiden devletin elektrik mühendisleri için eğitim merkezi olan Morogoro kampüsünü Müslümanlara armağan etti. Bu armağan, devleti eleştiren Müslümanlar arasında şiddetli bir tartışmaya yol açtı: Onlarca yıldan beri yaşanan ayrımcılıktan sonra tamtakır binalarla mı yetineceklerdi yani?! Hamza Njozi o dönemde pragmatistlerden yana tavır aldı. Müslümanlar bağımsızlıktan bu yana kendilerine ait bir üniversitenin hayalini kurmuyorlar mıydı?

Tanzanya Devlet Başkanı Benjamin Mkapa, foto: AP
Dönemin Hıristiyan Devlet Başkanı Benjamin Mkapa, görevinden ayrılmadan önce bir barış mesajı vermek için Morogoro kampüsünü Müslümanlara armağan etmiş.
Bugün Njozi üniversitenin idari sorumlusu; resmi olarak üniversitenin başında bir kadın var. Rektör Mwatumu Malale, Tanzanya sisteminde sadece sembolik bir role sahip gerçi ama yine de bu göreve atanması önemli bir mesajdı. Bir başka sürpriz, ders müfredatının büyük oranda laik olması. Öğrencilerin çoğu geleceğin öğretmenleri, bunun maddi nedenleri de var: Devlet personel açığı olan bu tür meslekler için eğitim kredisi veriyor ve yıllık 600 dolar olan eğitim ücreti, bu kredi sayesinde ödenebiliyor.

Özel üniversitenin şimdilik en önemli gelir kaynağı bu eğitim ücretleri. Ayrıca Tanzanyalı iş adamlarından da para geliyor. Suudi "World Assembly of Muslim Youth" ve Karaçi'deki Ağa Han Üniversitesi'yle yapılan anlaşmalar şimdiye dek maddi bir katkı sağlamamış. "Önce bizim terörist yuvası olmadığımızı görmek istiyorlar muhtemelen" diye homurdanıyor, Njozi.

Üniversitedeki gazetecilik eğitimi seküler, şeriat, hukuk fakültesinde tamamlayıcı bir bölüm olarak var, o da bir Hırıstiyan uzman tarafından onaylanmış. Tanzanya'da tüm ders planlarına devlet onayı gerekiyor: Hükümet denetiminde olan ve ağırlıklı olarak Hırıstiyan bilimadamlarından oluşan bir kurul var. Çok az sayıda, eğitimli Müslüman akademisyen olmasından dolayı, üniversitedede daha çok Hırıstiyanlar ders veriyor ve genellikle de dışardan hocalar oluyor bunlar.

"İyi -kaliteli- elemanlar istiyoruz, yoksa kendi bindigimiz dalı kesmiş oluruz" diyor, Njozi. Fen fakültesinin dekanı bir Hindu; alnında kırmızı bir nokta olan, neşeli bir Hintli kadın.

İslami ile Müslüman arasındaki fark

İslami ile Müslüman arasındaki ayrım bu eğitim kurumunda çok açık: "Bu üniversite Müslüman" diyor, rektör yardımcısı. "Çünkü Müslümanlara ait, Müslümanlar tarafından yönetiliyor ve finanse ediliyor. Öğrencilerin çoğu da Müslüman." Ona göre İslami olan ve öğrencilerin takip etmesi gereken şey, değerler; "onur ve özveri." Öğretmenlik bölümlerinde okuyan öğrenciler mezun olduktan sonra ülkenin en ücra köşelerinde bile öğretmenlik yapmayı taahhüt ediyorlar.

Kalite kontrol bölümünün dekanı ve yöneticisi Hamdun Süleyman, üniversite Doğu Afrika Üniversitelerarası Kurul'un denetiminden başarıyla geçince, içi çok rahatlamış. Süleyman, üniversiteyi Birleşik Arap Emirlikleri'nde okuduktan sonra Güney Afrika'da doktora yapmış. Hayalinin ne olduğu sorusuna şu cevabı veriyor: "Hayalim, bu toplumda nüfuz kazanmamız. Bundan sonra devlette yüksek makamlar için dürüst insanlar arandığında, bu insanlar buradan çıkmalı."

Charlotte Wiedemann

© Qantara.de 2011

Alomancadan çeviren: Zehra Aksu Yılmazer

Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de