24.10.2010Almanya'da İslam araştırmalarıDini otorite için karar yetkisi
Almanya'da yakın gelecekte üç ayrı üniversite bünyesinde, imam ve İslam din dersi verecek öğretmen yetiştirmek üzere, İslam Araştırmaları Merkezi kurulacak. Aşağı Saksonya Şurası (Schura Niedersachsen) Başkanı Avni Altıner, Müslümanların karar hakkına saygı duyulması gerektiğini belirtiyor.
Avni Altıner: "İdeolojik açıdan tarafsız bir devlet, dini cemaatlerin iç işlerine karışmamalı. Derslerin içeriğini kararlaştırmak da, ilgili dinin meselesidir. Anayasanın korunması ilkesi, inançlarından bağımsız olarak, tüm insanlar için aynı derecede geçerlidir." Bilim Konseyi'nin, üç farklı üniversite bünyesinde İslam ilahiyatı merkezlerinin kurulması yönündeki tavsiyesini ifade etmesinden bu yana, bu konu hak ettiği ilgiyi görüyor gibi. Federal Almanya Eğitim Bakanı Schavan, bundan sonra imamların ve İslam din dersi verecek pedagogların eğitimini üstlenecek ilk yerleşkeleri kısa süre önce açıkladı: Tübingen'in yanı sıra Münster ve Osnabrück.
Oysa Kuzey Almanya'daki Schura e.V. gibi Müslüman dernekler yıllardan bu yana, federal hükümeti İslam din dersini geniş ölçekli olarak uygulamaya ve bir yandan da Almanya'da İslam ilahiyatçıları yetiştirmeye çağırıyordu.
Ne var ki, bu konuyla ilgili olarak derneklerin hedefleriyle, siyasi karar mercilerinin görüşleri arasında derin farklılıklar var. Zira siyasi kanat bu tarihi adımı atmaya, entegrasyon ve güvenlik gerekçeleriyle sıcak bakıyor.
Oysa Müslüman dernekler için, adı geçen faktörlerin yanı sıra başka noktalar da önemli: Eşit haklar; Avrupa bağlamında kendine özgü bir İslam ilahiyatının geliştirilmesi; Müslümanların, geldikleri ülkeden bağımsızlaşması ve özgürleşmeleri.
Derneklerin önemi

Federal Eğitim Bakanı Schavan, imamların ve İslam din dersi verecek pedagogların eğitimini üstlenecek yerleşkeleri kısa süre önce açıklamıştı: Tübingen, Münster ve Osnabrück. Yukarıda andığımız hedeflere ulaşabilmek için, içeriği Müslüman derneklerle beraber belirlenmesi gereken, yüksekokullar bünyesinde İslam ilahiyatı kürsülerine ihtiyaç var. Bu işbirliği kaçınılmaz, zira Almanya'daki Müslümanlar, dini vecibelerini, Müslüman derneklere ait 2500 İslam kurumunda yerine getiriyor.
Dernekler Almanya'daki dini altyapıyı meydana getiriyor. Dernekler, sağladıkları dini hizmetle hem Müslüman tabana ulaşıyor hem de devlet ile Müslüman cemaat arasında bir köprü vazifesi görüyorlar. Gerçi Müslüman derneklerin, düşük üye sayıları nedeniyle ülkedeki tüm Müslümanları temsil etmediği ileri sürülüyor; ne var ki, dernek ya da cemaatlerin gerçek etkisini belirlemek için bu sayıları birkaç katına çıkarmak gerekir.
Derneklere genellikle ailenin bir ferdi üye, dolayısıyla ailenin kalan üyeleri derneklere bu kişi üzerinden ulaşıyor ve derneklerin hizmetlerinden faydalanabiliyor. Çatı derneklerinin üye sayısı düşünüldüğünde, Müslüman derneklerinin asıl etki alanı tahmin edilebilir.
İdeolojik açıdan tarafsız devlet
Cami dernekleri bunun ötesinde dini görevlerin yerine getirilmesi işini de üstlendiklerinden Bilim Konseyi tarafından tavsiye edilen komisyonlarda özel danışman olarak bulunmaya hak kazanıyorlar.
Tam da bu sebepten dolayı Bilim Konseyi'nin, Almanya'daki devlet üniversiteleri bünyesinde kurulacak İslam ilahiyatı bölümünün eğitim içeriğinin Müslüman derneklerle beraber hazırlanmasını talep etmesi doğru bir karardı. İdeolojik açıdan tarafsız bir devlet, dini cemaatlerin iç işlerine karışmamalı. Derslerin içeriğini kararlaştırmak da, ilgili dinin meselesidir. Anayasanın korunması ilkesi, inançlarından bağımsız olarak, tüm insanlar için aynı derecede geçerlidir.

Rauf Ceylan, Osnabrück Üniversitesi'nde İslam Araştırmaları bölümü profesörlerinden... Müslüman derneklerin önemli kararlara dahil edilmesi bir sinerji etkisi de yaratır: Demokrasiye katılımın sağlanmasıyla Müslümanların, artık bizatihi parçası oldukları toplumla özdeşleşmesi de teşvik edilmiş olur.
Kendini özdeşleştirme bağlamında karşımıza çıkan özel bir başka durum da, hukuk devleti kapsamındaki sekülerizmin Alman modelinde görülen devlet ile dini cemaatlerin işbirliğidir.
Fransa, Tunus ya da Türkiye'deki laik demokrasilerden farklı olarak Alman modeli, anayasaya saygılı oldukları ve böyle kalacakları takdirde dinleri ya da dini cemaatleri desteklemeye, onlarla işbirliği yapmaya hazırdır. Devlet tüm inançlara karşı aynı mesafede durarak tarafsızlığını korur.
Bu arka planın ışığında sadece "din görevlileri" değil, din eğitimcileri de kamu üniversitelerinde okullarında eğitim alacak. Dolayısıyla devlet, bu din adamlarının eğitimi ücretlerini, gerektiğindeyse maaşlarını da üstleniyor.
Müslümanların karar hakkı
Ancak kamusal yaşamın şahsiyetleri tabir edilen ve kendilerini "kültür Müslümanı" olarak adlandıran belli bir kesimin neden bu komisyonlara dâhil olması gerektiğini anlamış değilim. Katolik ya da Protestan kiliselerinde böyle şahsiyetler, artık Hıristiyanlıkla herhangi bir ilgileri kalmadığından, ne ilahiyat bölümünde çalışacak kişilerin seçiminde ne de müfredatın oluşturulmasında herhangi bir söz hakkına sahip değillerdir.
Buna karşın Bilim Komisyonu'nun, komisyonun üyelerinin seçiminde savunduğu görüş tam da bu. İlahiyat, en nihayetinde ilgili dinin mensupların yanı sıra kurumsal ve saygın ilahiyatçılar tarafından belirlenebilir ancak. Ne devlet ne de bırakın inanç sahibi olmayı, ilahiyat alanında yetkinliğe sahip olmayan kamusal yaşamın şahsiyetleri bu konuya dâhil olmamalıdır. Yetkinlik, otorite ve meşruiyet birlikte hareket eder.

A. Altıner: "Müslüman derneklerin önemli kararlara dahil edilmesi bir sinerji etkisi de yaratır: Demokrasiye katılımın sağlanmasıyla Müslümanların, artık bizatihi parçası oldukları toplumla özdeşleşmesi de teşvik edilmiş olur." Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, dini cemaatlerin din özgürlüğü konusundaki karar haklarının, bilim özgürlüğünden çok daha önemli olduğuna karar verdi. Yoksa bu karar Müslümanlar için geçerli değil mi?
Derneklerin köprü işlevi
Bugüne kadarki deneyimler, maalesef Müslümanlar söz konusu olduğunda karar verme hakkının her zaman geçerli olmadığını gösteriyor. Müslüman tabanın temsilciliğini üstlenen bir köprü olarak Müslüman derneklerinin görüşüne sadece, ara sıra başvuruluyor.
Schura Niedersachsen (Aşağı Saksonya Şurası) olarak yıllardır Osnabrück Üniversitesi'yle bu gibi olumlu deneyimler yaşıyoruz. Son on yılda bu işbirliği son derece verimli ve yapıcı geçti. Sadece giderek daha çok okulda uygulamaya alınan İslam din dersi uygulaması değil, Osnabrück'teki üniversitede bu ay başlayacak "İmam ve din adamları için meslek içi üniversite eğitim programı" bu işbirliğinin ürünlerinden ikisi.

Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, dini cemaatlerin din özgürlüğü konusundaki karar haklarının, bilim özgürlüğünden çok daha önemli olduğuna karar verdi. Yoksa bu karar Müslümanlar için geçerli değil mi? diye soruyor, Altıner. Bir sonraki adım İslam ilahiyatı enstitüsü ve bunun kurulunun oluşturulması olacak. Artan güven ilişkisi ve ortaya konan konsept nedeniyle Aşağı Saksonya'nın dışında Bremen, Hamburg, Schleswig-Holstein ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerindeki tüm şuraların camileri bu süreci destekliyor.
Şuralarda Sünniler olduğu gibi Şiiler de yer alıyor; üstelik birçok etnik gruba da ev sahipliği yapıyor. Kökenleri Türkiye, Fas, Arnavutluk, Bosna, İran ve Almanya'da olan bu üyelerimiz, Müslüman Almanya yurttaşı olarak burada çalışıyor.
Geleceğin imamlarının dini otoritesi
Ancak, derneklerin yukarıda anılan kapsama alanının, komisyondaki üye sayısına da yansıtılması biz Müslüman dernekler için son derece önemli. Bu uygulamaya, başka yerlerde oluşturulacak komisyonlarda da dikkat edilmelidir. Böyle bir kararın alınması, Müslüman derneklerine tanınan bir iltimas değil, tıpkı diğer dini cemaatlerde olduğu gibi, dini konularda söz söyleme ve karar alma -sürecine katılma- hakkıdır.
Müslüman derneklerin, bu yapıya uygun bir biçimde dâhil edilmesi başarılamayacak olursa, Bilim Konseyi'ne tavsiyelerini şu şekilde değiştirmesini salık vereceğim: İslam bilimleri alanında, cami ve din dernekleri olmaksızın "liberal ve ilerici" Müslümanların yerleştirileceği kürsülerin oluşturulması.
Ancak burada karşımıza şu soru çıkıyor: Müslüman cemaat bu süreci destekleyecek, bu bölümün vereceği mezunları dini bir merci olarak kabul edecek ve mezunlar camilerde imam olarak çalışabilecek mi? Bu soruların yanıtı aslında ortada...
Avni Altıner
Almancadan çeviren: Ogün Duman
© Qantara.de 2010
Avni Altıner her mezhep ve milliyetten Müslümanların temsil edildiği Aşağı Saksonya Şurası (Schura Niedersachsen) Başkanı.
Editör: Hülya Sancak/Qantara.de 2010
Qantara.de
Mathias Rohe ile söyleşi: Şeriat tartışmaları
İslami kurumlar oluşturulmalı
Hukukçu ve İslam bilimci Mathias Rohe'ye göre, Almanya'da yaşayan Müslümanlar için, seküler hukuk devleti ile uyumlu dinsel temeller ve yorumlar oluşturmanın tam zamanı. Rohe ile Loay Mudhoon söyleşti.
Prof. Rauf Ceylan ile söyleşi
İmamların uyum sürecine katkısı
Osnabrück Üniversitesi'nden Prof. Dr. Rauf Ceylan "İslam'ın Vaizleri" adlı kitabında, Almanya'daki imamları mercek altına alıyor. İmamların Almanya'da yetişmesi gerektiğini savunan Ceylan ile Jülide Danışman konuştu.
Alman İslam Konferansı
İslam dini Alman üniversitelerinde
Alman İslam Konferansı, İçişleri Bakanı Thomas de Maiziére başkanlığında ilk kez toplandı. Zirvede, "Almanya'da Müslümanların katılmını güçlendirmek" başlığını taşıyan bir çalışma programı kabul edildi. Jülide Danışman'ın haberi.
Mathias Rohe ile söyleşi: Şeriat tartışmaları
İslami kurumlar oluşturulmalı
Hukukçu ve İslam bilimci Mathias Rohe'ye göre, Almanya'da yaşayan Müslümanlar için, seküler hukuk devleti ile uyumlu dinsel temeller ve yorumlar oluşturmanın tam zamanı. Rohe ile Loay Mudhoon söyleşti.
Prof. Rauf Ceylan ile söyleşi
İmamların uyum sürecine katkısı
Osnabrück Üniversitesi'nden Prof. Dr. Rauf Ceylan "İslam'ın Vaizleri" adlı kitabında, Almanya'daki imamları mercek altına alıyor. İmamların Almanya'da yetişmesi gerektiğini savunan Ceylan ile Jülide Danışman konuştu.
Alman İslam Konferansı
İslam dini Alman üniversitelerinde
Alman İslam Konferansı, İçişleri Bakanı Thomas de Maiziére başkanlığında ilk kez toplandı. Zirvede, "Almanya'da Müslümanların katılmını güçlendirmek" başlığını taşıyan bir çalışma programı kabul edildi. Jülide Danışman'ın haberi.