01.02.2011Mısır'da ayaklanmaDespot tanrıların sonu
Tunus'taki olayların ardından Mısır'da başlayan halk ayaklanması, tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Hüsnü Mübarek, Bin Ali gibi olayların akabinde ülkeyi terk etmedi; eşi ve oğlunun ise ülkeyi çoktan terkettiği söyleniyor. Mübarek ne kadar daha direnecek bilinmez ancak bugün milyonlarca insanın sokağa dökülmesi bekleniyor. Stefan Weidner gelişmeleri değerlendiriyor.
S. Weidner, "Bu ülkeyi ve insanlarını birazcık tanıyan herkes, zamanın ne kadar olgunlaştığını, durumun ne kadar çıkmazda olduğunu, diktatörden ne kadar çok nefret edildiğini biliyordu" diyor. Bir zamanlar dünyanın umudu olan Obama, cuma gecesi Mübarek'i reformların ciddiyeti konusunda uyardığını vurguladığında, Mısırlılar bu sözleri çok müstehzi bulmuş olmalılar. Pazar sabahı, hükümete yakın işadamlarının ailelerini taşıyan ondokuz özel uçak, Kahire'den Körfez Ülkeleri'ne gitmek üzere havalandı.
Üç gündür Kahire sokaklarında bir tek polis bile görülmedi. Burada artık hiç kimse gösteri özgürlüğünü sınırlamıyor, lüzum halinde yine göstericiler düzenin kurulması çağrısında bulunuyor ve gerektiğinde ordudan yardım istiyorlar. Batılı hükümetler gerçekliği algılama konusunda açıkca başarısız oldular.
Ancak daha kötüsü, internet bağlantılarını keserek ve pazar gününden itibaren El Cezire televizyonunun uydu yayınını da engelleyerek, kendi kendini Truman-Show'a hapseden Mısır'daki resmi siyasal yapının tavrıydı.
Bu "Başkan"ın 1981 yılında iktidarı devralmasından bu yana, Mısır'da olağanüstü hal yürürlükte; istisnanın kurala dönüşmesi durumunda, artık bir istisna olmadığını ve artık kimseyi korkutmadığını bilmek için siyasetbilimci olmak gerekmez.
Ayrıca, cuma günü sokağa çıkma yasağı ilan eden ve bu arada polis teşkilatı buharlaştığı için sokaklardaki "partiye" ordusunu gönderen, güçlü bir adam olmalı ve bütün diğer güçlü adamlar tarafından kendisine saygı duyuluyor olmalı. Bu sokağa çıkma yasağı, insanlık tarihinin en tutarlı bir biçimde çiğnenmiş ve hem de, çiğnendiği bütün kanallar tarafından en iyi bir şekilde belgelenmiş sokağa çıkma yasağı oldu.
Ama bu sokağa çıkma yasağını uygulamaları gereken o güzel, yeni, kum rengi piyade panzerleri, bir gecede pervasız spreyciler tarafından tam tersi bir simgeye dönüştürüldüler ve sistemin akıbetini haber veren uyarıyı bütün kameraların önüne taşıdılar: "Kahrolsun Mübarek"!

Panzerlere spreylerle sloganlar yazılmıştı: "Kahrolsun Mübarek" Tamamen dağıldı
Ve hedefe hemen hemen ulaşıldı. Gerçi Mübarek resmen hâlâ iktidarda, ama bu öyle bir iktidar ki, ayağının altındaki zemini kaybetmiş bir halde, havada asılı duruyor. Dönüşümün treni istim üstünde ilerliyor, hâlâ bütün dünyadan telefonların geldiği başkanın vagonu ise, yolda kalmış bekliyor. Hükümetin hâlâ yapabildiği tek şey, Mısırlıları sokakların kaosuna terk etmek ve böylelikle onlardan itaatsizliklerinin öcünü almak. Sözümona sorumlular, 'görelim bakalım' demiş olmalılar, 'halk iddia ettiği kadar olgun muymuş?'
Göz göre göre, Mısır şehirlerini yağmaya açtılar. Bu yağma cuma günü Afrika'nın en büyük, dünyanın en önemli müzelerinden biri olan, normal zamanlarda bir kale gibi korunan Ulusal Müze'yle başladı. Ta ki müzenin soyulduğu göstericiler arasında kulaktan kulağa yayılıp, müzeyi korumak için silahlı yurttaş grupları oluşturuluncaya kadar. Sonunda koruma işini ordu devraldı. Birkaç vitrin parçalandı, bazı şeyler de kayboldu. Yine kötü son, erkenden önlenebildi.
Mısır rejimi, hepimiz gibi, Mısırlıların örgütlenme yeteneğini ve disiplinini küçümsedi. Cumartesi akşamına kadar bütün mahallelerde yurttaş komiteleri kuruldu, caddelerde barikatlar ve kontrol noktaları oluşturuldu. Onlardan yardım isteyen, yeni oluşturulan 19614 numaralı telefonu arayabilir.
Fırsatçıların yağmacıların ya da kim bilir, organize çetelerin miadı, pazar gecesi doldu. Ne var ki, cuma gününden beri yanan iktidar partisinin gökdelenini söndüren bir itfaiye yok. Sadece İçişleri Bakanlığı –Mısır'ın istihbarat merkezi– başkanlık muhafız birliğinin keskin nişancıları tarafından hâlâ korunuyor. Ölenleri sayısı pazar akşamına kadar 102'yi bulmuştu. Neler olabilirdi ve hâlâ belki neler olabilir diye düşündüğümüzde, bu sayının az olduğunu söylememiz gerekir.
Zamanı geldi

Özgürlük çığlıkları: Mübarek rejiminin sonu. Kahire'deki Tahrir Meydanı'nda "Öfke Günleri" gösterileri... Tunus'taki olaylardan sonra, Mısır'da benzer bir olay olmaz demeyecek, bir gözlemci bile yoktu. Yine de, bu ülkeyi ve insanlarını birazcık tanıyan herkes, zamanın ne kadar olgunlaştığını, durumun ne kadar çıkmazda olduğunu, diktatörden ne kadar çok nefret edildiğini biliyordu. Bu Mübarek, nasıl da kurnaz bir tilki, diye düşünülüyordu buna rağmen.
Hatta "Şikago" adlı başarılı romanında, bütün çağdaş Arap edebiyatı içinde, işbaşındaki bir hükümdara en acımasız hicvi yazan Alaa El Aswani gibi popüler bir yazara bile göz yummuştu. Bu kitap orada yayımlanabildiğine ve yazarına dokunulmadığına göre, Mısır'da bir tür ifade özgürlüğü yok muydu?
Ancak bu hukuktan değil, egemenlerin azametinden kaynaklanan bir ifade özgürlüğüydü. Geçen salı günü, merkezi Tahrir meydanındaki, El Aswani'nin de katıldığı ilk büyük gösteride, yazardan halka seslenmesi istendi. Aswani çok konuşmak istemiyordu, ama şu cümleyi de sarf etti: "Nihayet bize insan muamelesi yapılmasının zamanı geldi!"
Dünya politikasındaki gündönümü
Mübarek'in başkan yardımcılığına atadığı, istihbarat servisinin 67 yaşındaki şefi, ABD ve İsrail tarafından takdir edilen usta diplomat Ömer Süleyman'a, başkanın muhtemel halefi gözüyle bakılıyor. Ömer Süleyman, geçiş döneminin başkanı olarak, yeni seçim yasalarıyla –eski yasalarla özgür seçimlerin yapılması imkânsız– yeni bir başkanlık seçimini organize edebilirse, kendisinden beklenenden daha fazlasını başarmış olacak. Önümüzdeki haftalarda olmazsa, en geç bu seçimden sonra, kendi istediği dışında yeniden tarihe karışacak. Dünya politikasındaki bu gündönümü kaçınılmaz olarak Ortadoğu sorununa da sıçrayacak.

Muhalefetin umudu, Nobel ödüllü Muhammed el Baradey... İsrail'in açıkça tehdit edilmesi biçiminde değil; ama yine de İsrail'in uzlaşmaya hazır olmayan güncel politikasının artık anlamsızlığının ortaya çıkacağı bir şekilde. Sadece yarı yarıya halkın iradesinin yönlendirdiği bir Mısır bile Gazze Şeridi'ne olan sınırını açacaktır. Hamas'ın izolasyonu sona erdiğinde ise, Filistin-İsrail kartları yeniden dağıtılacak. Tamamen karaya oturmuş olan "barış süreci"nde gereken hareketlilik acilen gelecek.
Humeyni değil el Baradey
Uzun süredir Mübarek rejiminin tek alternatifi olarak siyasal İslam görünüyordu. Şimdi sivil toplumun nasıl bir öfkeyle inisiyatifi ele geçirdiğini şaşırarak görüyoruz. Müslüman Kardeşler devrim trenine son dakikada, yani ancak cuma günü atladı. Hâlâ en arka vagonda oturuyorlar ve orada kalabilirler.
Tamamı da Din Bakanlığı tarafından atanan ve denetlenen cami imamları, sorumluklarının bilincinde olarak cuma günü okudukları hutbelerde, Allah'ın ifade özgürlüğüne ve protestoya izin verdiğini, ama kaosu ve şiddeti yasakladığını bildirdiler.
Zaman zaman yapılan, 1979 İran devrimi benzetmesi de, ortada bir Mısırlı Humeyni görülmediği için, geçersizleşiyor. Yurtdışından geri dönen tek muhalif politikacı, eski Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu başkanı, Nobel barış ödülü sahibi Muhammed El Baradey.
Bir insanın kendini yakmasının, intihar saldırılarından daha etkili olduğunu gösteren korkunç ama unutulmaz Tunus dersi, artık Arap kolektif bilincinden silinemez.
Stefan Weidner
© Qantara.de 2011
Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel
Editör: Hülya Sancak
Qantara.de
Ayin esnasında kiliseye saldırı
Mısır'da gerginlik tırmanıyor
Yılbaşı gecesi Mısır'ın İskenderiye şehrindeki kiliseye yapılan ve 21 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırı, bütün dünyada üzüntüyle karşılandı. Kurbanlar, büyük bir kalabalığın katıldığı törenle defnedildi. Linda Staude Kahire'den bildiriyor.
Muhammed El Baradey ile söyleşi
"Baskı oluşturuyoruz"
Muhalefeti gaddarca bastıran bir ülke nasıl değiştirilir? Gero von Randow ve Michael Thumann, Nobel Barış Ödülü sahibi Mısırlı Muhammed El Baradey ile İslam ve demokrasi konulu bir söyleşi yaptı.
Müslüman Kardeşler
Demokratik açılımda yön tartışmaları
Müslüman Kardeşler, pek çok Arap ülkesinde ve özellikle Mısır’da en büyük siyasal muhalefeti oluşturuyor. Bugünlerde, dünyanın en eski ve en büyük İslamcı siyasi grubunun içinde ortaya çıkan çatlaklar, bu hareketin çok önemli bir dönüm noktasına geldiğine işaret ediyor. James M. Dorsey'in haberi.
Ayin esnasında kiliseye saldırı
Mısır'da gerginlik tırmanıyor
Yılbaşı gecesi Mısır'ın İskenderiye şehrindeki kiliseye yapılan ve 21 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırı, bütün dünyada üzüntüyle karşılandı. Kurbanlar, büyük bir kalabalığın katıldığı törenle defnedildi. Linda Staude Kahire'den bildiriyor.
Muhammed El Baradey ile söyleşi
"Baskı oluşturuyoruz"
Muhalefeti gaddarca bastıran bir ülke nasıl değiştirilir? Gero von Randow ve Michael Thumann, Nobel Barış Ödülü sahibi Mısırlı Muhammed El Baradey ile İslam ve demokrasi konulu bir söyleşi yaptı.
Müslüman Kardeşler
Demokratik açılımda yön tartışmaları
Müslüman Kardeşler, pek çok Arap ülkesinde ve özellikle Mısır’da en büyük siyasal muhalefeti oluşturuyor. Bugünlerde, dünyanın en eski ve en büyük İslamcı siyasi grubunun içinde ortaya çıkan çatlaklar, bu hareketin çok önemli bir dönüm noktasına geldiğine işaret ediyor. James M. Dorsey'in haberi.