21.06.2010Yeşil Hareket'in ardındanDemokrasiye ulaşma çabaları

İran Devlet Başkanı Ahmedinejad'ın zaferini ilan ettiği seçimlerin ardından başlayan protestoların üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, Yeşil Hareket hâlâ rejime karşı somut ve etkili bir strateji belirlemiş değil, diyor İran uzmanı Karim Sadjadpour.

Protestolar, foto AP
Rejim, muhalif Yeşil Hareket'in dinamiğini, şiddet yoluyla dağıtmayı zamanla başardı...
Bu ay İran'ın radikal çizgideki devlet başkanı Mahmud Ahmedinecad'ın tartışmalı bir şekilde yeniden seçilmesi birinci yılını dolduruyor. Bu seçim 1979 yılındaki İslam Devrimi'nden bu yana ülkedeki en büyük halk ayaklanmasına yol açmıştı.

Rejim, muhalif Yeşil Hareket'in dinamiğini şiddet yoluyla dağıtmayı zamanla başardı; ülkedeki derin iç parçalanmışlık ise –hem siyasal seçkinler arasında hem de hükümet ve toplum arasında– bir uyuma dönüşmekten çok uzak.

Seçimleri izleyen dönemin çok sayıdaki kurbanından biri de İran'ın bir "İslam Cumhuriyeti" olarak yapısıydı. Ölen büyük Ayetullah Ali Montazeri'nin sözleriyle, rejimin kendi halkına yönelik gaddarlığı, ülkenin artık "ne İslami ne de bir Cumhuriyet" olmasıyla sonuçlandı.

Taraflı otokrat

Bir diğer kayıp da en büyük rehber Ayetullah Ali Hameney'in meşruluğuydu. Hameney yirmi yıl boyunca aldatıcı bir biçimde tarafsız ve yüce gönülle bir rehber imajı yaratmıştı; ancak Ahmedinecad'ı açıkça ve inatla savunması onun darkafalı, tarafgir bir otokrat olduğunu ortaya çıkarttı. Geçen yaz yapılan sokak gösterilerinde atılan sloganlardan biri de göstericilerin hep bir ağızdan bağırarak dile getirdikleri: "Hameney katildir, iktidarı hukuka aykırıdır!" sloganıydı.

Hamaney yönetiminde, giderek artan bir biçimde yeni zengin devrim muhafızlarından, katı bir çizgi izleyen mollalardan ve beyinleri yıkanmış Basiç milislerinden oluşan, uğursuz bir üçlemenin iktidarı sözkonusu. Ruhani lider olarak dini iddialarına rağmen, Hameney'in geleceği büyük ölçüde devrim muhafızlarının elinde. Kum kentindeki önde gelen din adamlarının, Hameney iktidarına karşı çıkmaları ona zaten sorun yaratırken, devrim muhafızlarının içindeki bir direniş, kendisi için kötü sonuçlar doğurabilir.

Mehdi Kerrubi, foto AP
Siyasi baskı altında: Mehdi Kerrubi, birçok kez silahlı rejim taraftarlarının hedef tahtası haline gelmişti. Sonunda, başkanlık seçimlerinden 7 ay sonra, Ahmedinejad'ın yeniden seçilmesini tanımak zorunda kalmıştı.
Hükümetin meşruluk krizine ve ülkedeki kötü ekonomik duruma rağmen,–muhalefetin başkan adayı Mir Huseyin Musavi ve Mehdi Kerrubi önderliğindeki– yeşil hareket büyük engellerle karşı karşıya. Danışman kurmayları ya hapishanede veya ev hapsindeler ya da iletişim kuracak durumda değiller. Örgütlenme ve strateji açısından yetersizler.

İnsanlar artık koyun değil

Geçen yıl protestolar başladığında, ilkönce Yeşil Hareket'in bir taban hareketi olma özelliğinin bir avantaj oluşturduğu, kolaylıkla lidersiz bırakılamayacağı düşünüldü. "Otuz yıl önce insanlar koyun, Humeyni ise onların çobanıydı" demişti bana, İranlı ünlü bir demokrasi aktivisti. "Bugün bir çobanımız yok, ama insanlar da artık koyun değiller."

Sayısal üstünlüklerine rağmen, Musavi ve Kerrubi'nin sokak protestolarına aşırı güvenmeleri işe yaramadı. Cesur yandaşları hoşgörüyü savunur ve şiddet kullanmama ilkesini hayata geçirirken, kendileri iktidarı korumak için öldürmeye ve ölmeye hazır olan silahlı hükümet güçleri tarafından şiddetle bertaraf edildiler.

Çalışan kesimin desteği gerekli

Ahmedinejad protesto, foto AP
"Ahmedinejad benim başkanım değil"
Yeşil Hareket hükümetin karşısına gerçek bir meydan okumayla çıkmak istiyorsa pazar esnafının, önemli sektörlerdeki işçilerin, nakliye sendikalarının ve hükümet çalışanlarının desteklerini alması gerekiyor. Bu grupların destekledikleri grevler ülkenin ekonomisini felç edebilir. İran'ın iş gücü kesimlerinin gerçi son derece memnuniyetsiz - ama bizzat Yeşil Hareket'in kendisi kadar- ve amorf oldukları gerçeği dikkate alındığında, bu son derece yüksek bir hedeftir.

Dahası, belki İslam Devrimi'nin yerine getirilmemiş vaatleriyle ve taşkınlıklarıyla kısmen dizginlenen Musavi ve Kerrubi, ani değişikliklere yol açmak için aceleleri olmadığı görünüyor. Bunun yerine, adım adım hareket ederek ruhban sınıfı ve devrim muhafızları dahil olmak üzere, geleneksel sınıfların huzursuz mensuplarını, yeşil harekete ikna etmek ve saflarına katmak için yaklaşımını güdüyorlar.

İran hükümetinin nükleer niyetlerinin, Birleşik Devletler, Avrupa ve özellikle İsrail için taşıdığı aciliyet, Yeşil Hareket'in temkinli davranış tarzını zora sokuyor. ABD gibi dış güçlerin İran'daki siyasal reformları etkilemede oynayabilecekleri rol sınırlıyken, Obama hükümeti İran politikasının karşısında iki temel engel görüyor.

Öncelikle açıkça bir rakibe ihtiyaç duyan bir rejimle nasıl bir anlaşmaya varılabileceği sorusu ortaya çıkıyor. İranlıların büyük bir çoğunluğu ABD ile yeniden yakınlaşmayı isterken, İranlı radikaller için ABD'ye karşı düşmanlık İslam Cumhuriyeti kimliğinin önemli bir bileşeni haline geldi. Güçlü muhafızlar meclisinin başkanı Ayetullah Ahmet Cenneti " İran'da Amerikan yanlısı eğilimler iktidara gelirse, her şeye veda etmemiz gerekir" diye belirti. "Nihayetinde Amerikan karşıtlığı İslam devletimizin temel özelliklerinden birisidir."

ABD'nin karşısındaki ikinci engel ise İran'da muhalefet güçlerinin bağımsızlığına halel getirmeden insan haklarından ve demokrasiden yana olmaktır. Yeşil hareketin çok yönlülüğü açısından, ABD'nin hangi siyasal davranış biçimlerinin özellikle yapıcı olduğuna dair bir uzlaşı bulunmuyor.

Karim Sadjadpour, foto: www.carnegieendowment.org
K. Sadjadpour: "Hükümetin gaddarlığı ve gözdağı tarihin ilerlemesini yıllarca durdurabilir, ama sonsuza kadar erteleyemez."
ABD askeri operasyondan uzak durmalı

Amerika'nın askeri operasyonlardan mutlaka uzak durması, İslam Cumhuriyeti'ndeki insan hakları ihlallerini mahkum etmesi ve İran halkıyla ahlaki dayanışma içinde olduğunu ifade etmesi gerektiğine duyulan inanç açıkça genel olarak paylaşılıyor.

Ne var ki, hedeflenen yaptırımların potansiyel etkililiği gibi daha tartışmalı sorunlarda ise, büyük bir görüş birliği bulunmuyor. Devrimden sonraki ilk İran başbakanı Mehdi Bezirgan'ın 1979 yılındaki gerçek devrim önderinin Ayetullah Humeyni değil, farklı grupların kendisine karşı birleşmesini sağlayan Şah olduğunu söylediği anlatılıyor. Bugün belirli bir benzerlik gösteren bir dinamik mevcut: Muhalefetin direnme yeteneğinden sorumlu olan iki kişi Musavi ve Kerrubi değil, Ahmedinecad ve Hameneydir.

Hükümetin gaddarlığı ve gözdağı tarihin ilerlemesini yıllarca durdurabilir, ama sonsuza kadar erteleyemez. Yeşil Hareket kısa vadede nasıl gelişirse gelişsin, milyonlarca cesur İranlı gösterici geçtiğimiz yaz aylarında, ülkelerinin yüz yılı aşkın bir süredir gösterdiği demokrasiye ulaşma çabasının, zamanı gelmiş bir ideal olduğunu tüm dünyaya gösterdi.

© Project Syndicate 2010

Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel

Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de 2010