03.01.20117. Dubai Uluslararası Film Festivali"Biz"deki çeşitlilik

Geçen ay, çöl emirliği Dubai'de "Bridging Cultures- Meeting Minds" ("Köprüler Kurmak- Zihinleri Buluşturmak") sloganıyla 7. Uluslararası Dubai Film Festivali düzenlendi. Arap filmlerinin yanısıra uluslararası filmlerin de yer aldığı festivale ilgi yoğundu. Hanna Labonté, Dubai Film Festivali'ni değerlendiriyor.

Basın toplantısı, foto: obs/Government of Dubai, Department of Tourism and Commerce
Yaratıcı ve çok sesli tartışma platformu: "Bridging Cultures, Meeting Minds" - 7. Dubai Uluslararası Film Festivali
Dubai'nin finans krizi sırasında girdiği şoktan yavaş yavaş uyandığı konusunda, emirlikte yaşayan ekspatlar ve yerliler ender rastlanan bir görüş birliği içindeler. Emirliğin eskiden olduğu gibi etkileyici fütürist güzelliğine dönüp dönemeyeceği henüz belli değil ama toparlanma emareleri görmezden gelinemeyecek kadar açık.

Böylece, şehrin kültürel etkinlik takviminin tartışmasız doruk noktası olan 7. Uluslararası Dubai Film Festivali de, yeniden hak ettiği rağbeti gördü. Çok sayıda sinema yıldızının katılması ve parlak bir gösterim programının yanı sıra, özellikle izleyici sayısının büyük ölçüde artmış olması, etkileyici ve gişe amaçlı olmayan filmlere yönelik ilginin arttığının da bir göstergesi.

Emirliklerdeki canlı sinema ortamı

75 ülkeden 150 filmin gösterildiği festivale, Dubai'nin nüfus yapısına uygun olarak, özellikle ekspatlar rağbet etti. Ancak Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelen –genellikle– kısa filmlere gidildiğinde, sinema salonlarındaki izleyici profili tamamen değişiyordu: Uluslararası misafirler mi bu filmlere uzak durdular, yoksa Emirlikler'in yerli izleyicileri mi kendi filmlerine daha büyük ilgi gösterdiler bilinmez. Her halükârda salonlar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin genç, canlı sinema sektörünü alkışlarla destekleyen, keyfi yerinde Emirlik sakinleriyle doluyordu.

Dubai Film Festivali sinema salonu girişi, foto: Hanna Labonté
12- 19 aralıkta Dubai Film Festivali'nde 75 ülkeden 150'ye yakın film gösterildi.
Kısa filmler özellikle estetik ve teknik üslup araçlarıyla, fotografik uygulamayla ve oyunculuklarla çok ilgiliydi. Arap sinemasında bol bol bulunan siyasal mesajlar kimi zaman kenarda kalıyor ya da çok incelikle ima ediliyordu. Elbette bu durum özellikle Körfez bölgesinde edebiyatta da çok tercih edilen, tanımı gereği daha örtük ve yorumda kişisel deneyim ufkuna daha açık olan sanatsal kısa formun doğasında yatıyor olabilir.

Sıkıcı balayı seyahati

Özellikle BAE'li kadın yönetmen ve yapımcı Nayla el Haya'nın kısa filmi "Melal", yerel izleyicide büyük bir yankı yarattı. BAE'de yaşayan genç bir kadının, balayı seyahatindeki can sıkıntısı, kocasını kazanmak için gösterdiği umarsız çaba başka bir yaşamın olasılığına endişeli bakışı, genç nüfusu canevinden yakalamış gibiydi. Görücü usulü evliliğe nasıl yaklaşıldığı sorusu, sinema izleyicilerini ilgilendiriyor ve etkiliyor: Filmde bu soru soruluyor, ama yanıtlanmıyor.

Politik yönün sürekli varlığı Arap filmlerinin gösterimlerini etkiliyor. Festival'de, Gazze Şeridi'nden Mısır'a kazılan tünelleri konu edinen 30 dakikalık belgesel kısa film "Azrail'in Bileti" ile temsil edilen Filistinli yönetmen Abdallah Al Ghoul festivale katılamadı; Çünkü kendisi de, böyle bir tünelden Mısır'a geçtiği suçlamasıyla Mısır'da hapisteydi.

Sadece bir günde çekilen bu film, Gazze Şeridi'nden ikmal tünelleri kazan genç adamları anlatıyor. Al Ghoul, genç adamları böyle tehlikeli bir işe girişmek zorunda bırakan çaresizliği gösteriyor. Bu filmin belirgin özelliği, ümitsizliği ve insancıllığı harmanlamış olması.

Kimlik tartışma konusu

Dubai Film Festival'i logosu
Uluslararası Dubai Film Festivali 2004'den beri her yıl düzenleniyor. Ortadoğu'da sinema kültürü açısından önemli bir yeri olan Festival, film yapımcıları için de önemli bir platform
Filmden sonraki tartışmalarda da siyasal unsur sürekli mevcut. Özellikle, filmlerde de ele alınan, tartışmalı bir "Biz" ile sürekli uğraşılıyor: İzleyiciler ve sinemacılar –tercihan Arap, Müslüman, Emirlik vatandaşı, Filistinli– benliğin "doğru" temsili sorusu üzerine tartıştılar ve bu tartışmalarda, olumlu bir benlik imgesi iletme isteğindeki güvensizliklerini ve bunun ne olabileceği hakkındaki büyük anlaşmazlığı tartıştılar. Ortak yönlere, kimliğe ilişkin soruların yanı sıra ayırıcı özelliklere ve yabancıların algılanışına ilişkin sorular da sık sık soruldu.

Omar Shargawi 'nin "Babam Hayfa'lı" filminin gösteriminden sonra, bir izleyici Shargawi'nin babasının filmde Filistin hakkında belirttiği eleştirel görüşlere öfkeyle karşı çıktı ve "Biz"in ne olduğu hakkında bir tartışmanın başlamasına neden oldu: "Bizim görüşümüz tamamen farklı". Bu sözlerin ardından, "Biz"in kim olduğu ve "biz"in kimi içerip, kimi dışarıda bıraktığı hararetle tartışıldı. Shargawi yanıtında birleştirici, biz-oluşturan unsuru şu noktaya vardırıyor: "Elbette "biz" hiçbir zaman tek bir görüşe sahip değiliz." Ne var ki, tam da görüşlerdeki bu çeşitlilik "biz"in diyalog yoluyla tanınmasını ve keşfedilmesini sağlıyor.

Muhtemelen film festivalinin en büyük kazanımı da burada yatıyor: Bir tartışma platformu sunuyor ve böylece sloganının hakkını fazlasıyla veriyor. Bölgenin çok şeyler vaat eden genç film sektörünü övme, destekleme olanağı sunuyor ve böylelikle kendi sorularını, güvensizliklerini, benliğini arayışı farklı görüşlerle yaratıcı bir diyalog içinde, sanatsal olarak işlemenin zeminini oluşturuyor.

Hanna Labonté

© Qantara.de 2011

Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel

Editör: Hülya Sancak/ Qantara.de 2011