19.01.2011Simon Levi ile söyleşi"Bir kültür asla yok olmaz"
Fas'taki Yahudi müzesi İslam dünyasında, bu bağlamdaki tek müze. Bu kurumun kurucusu ve yöneticisi olan, emekli profesör Simon Levi, Yahudiliğin geleceğinin yalnızca barışla güvence altına alınabileceğini düşünüyor. Alfred Hackensberger, Simon Levi ile bir söyleşi yaptı.
Simon Levy "Yahudilik ile Fas arasında özel bir bağ bulunuyor. Yahudiler 2000 yıldır Fas'ta yaşıyor, Yahudi kültürü Fas kültürünün bir parçasıdır." Birçokları için bir Arap ülkesinde bir Yahudi müzesinin bulunması şaşırtıcı. 1996 yılında bu müzeyi Fas'ın Kazablanka şehrinde kurmanızın nedeni neydi?
Simon Levi: Yahudilik ile Fas arasında özel bir bağ bulunuyor. Yahudiler 2000 yıldır Fas'ta yaşıyor. Yahudi kültürü Fas kültürünün bir parçasıdır ve bunun tersi de doğrudur. Diğer yandan Kazablanka nüfusu en büyük olan şehirdir. Elbette bu müze bizim çalışmamızın yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Faslı- Yahudi kültür mirasını korumak amacıyla kurduğumuz bir vakfa ait.
Bu vakfın diğer görevleri nelerdir?
Levi: Örneğin sinagoglarımızı korumaya ve restore etmeye çalışıyoruz. Dini mekânların korunması çok önemli bir görevdir. Fas'ta ondan fazla sinagog var, ülkenin kuzeyinden güneyine kadar, hemen hemen çölün içine kadar. Bunlar dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan eşsiz sinagoglar. Bunun dışında, bu Yahudi-Faslı kültürün olası bütün görünümleriyle ilgileniyoruz. Müzikten edebiyata kadar, var olmuş olan her şeyle.
Edebiyattan söz ettiniz: Faslı-Yahudi edebiyatını nasıl tanımlıyorsunuz?
Levi: İbranicede değil, Arap dilinde, klasik Arapçayla yapılan bir Yahudi-Faslı edebiyatımız var. Bu tamamen özel bir şey. Ancak bu edebiyat yalnızca 15. yüzyıla kadar sürmüş. Sonra popüler Fas dilinde, her Yahudi'nin kullandığı, yaygın olan genel lehçede devam etmiş. Gelgelelim, Arap dilinde yapılan bu edebiyat İbrani yazısıyla yazılmış. Fas'ta o zamanlar Yahudi eğitimi dini ağırlıklıydı, her Yahudi İbrani alfabesini biliyordu. Bu yüzden, Arap dilindeki edebiyatı yazmak için bu alfabe kullanıldı. Tıpkı İspanya'daki Ladino ya da Almanya'daki Yidişçe gibi.

Yahudi-Faslı kültürün önemi giderek azalıyor. Fas'ın Azemmur şehrinde, fark edilmeyen, küçük bir sinagog. 1940 yılında Fas'ta yaklaşık 300.000 Yahudi yaşıyordu…
Levi: ... Bugün sayıları birkaç bin, eski nüfusun yüzde 10'u bile değil. Eskiden en azında yüzde 10'luk bir Yahudi nüfusa sahip olmayan tek bir Fas şehri bile yoktu. Eskiden Kazablanka'da 80.000 Yahudi'nin yaşarken, bugün nüfusun en fazla yüzde 20'sini oluşturuyorlar. Güney'de, Atlantik kıyısındaki bir liman şehri olan Suveyre'de Yahudiler üçyüz yıl boyunca nüfusun yüzde 50'sini oluşturdular. Bugün orada sadece çok küçük bir Yahudi topluluğu var.
Bu kadar çok Yahudi neden göç etti?
Levi: Esas olarak, geçtiğimiz yüz yılın son 50 yılında yaşanan siyasal olaylar yüzünden. Yahudiler İsrail'e, Fransa'ya, İngiltere'ye veya Kanada'ya göç ettiler. Yahudiler vatanlarını adım adım terk ettiler. Nedenlerden bazılarını maddeler halinde sayacak olursak, bu göçün Siyonizmle, sömürgecilikle, İsrail'in komşularıyla kurduğu kötü ilişkilerle ve savaşlarla bir ilişkisi var.
Bugünkü durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yılda yaklaşık 75.000 Yahudi'nin Fas'a turist olarak gelmesi şaşırtıcı.
Levi: Bugünkü durum genel olarak, yarısı boş veya yarısı dolu olarak görülebilen ünlü bardak örneğine benzetilebilir; ben ikinci seçeneği görme eğilimindeyim. Fas'ta gerçi küçük ama çok iyi örgütlü, dışarıya göç etmiş üyeleriyle sıkı bağları olan bir cemaat bulunuyor. Dışarıya göç etmiş olanlar da Fas'ta kalmak için çok zaman ayırıyorlar. Fakat en önemlisi; anne babalarını, çocuklarını, torunlarını, kuzenlerini ya da tanıdıklarını ve dostlarını ziyaret etmek için sık sık geliyorlar. Böylece Yahudi-Faslılar cemaati çok küçük olsa bile, dışarıya göç etmiş Yahudi cemaatleriyle bu cemaat arasındaki bağlar muhafaza ediliyor.
Fas Kralı V. Muhammed'in (1909 – 19691) "Fas'ta Yahudiler yok, yalnızca Faslılar var" dediği söyleniyor. Bunlar çok dokunaklı sözler.
Levi: O zamanlar da bugünkü gibi çok şeyler söyleniyordu. 1940 yazında, Yahudilere karşı bu tipik ırkçı, antisemitist tavra sahip olan yeni bir devlet kuruldu. Yahudiler bu durumu protesto ettiler ve Kral V. Muhammed ile buluştular; kral da bu vesileyle, sizin alıntıladığınız sözleri sarf etti. Yahudilere kâğıt üzerinde yazılı olan ile gerçeklik arasında farklar bulunduğunu anlattı.

Fas'ta Yahudilere ayrıcalıklı davranması, Kral V. Muhammed'in Fas'taki, İsrail'deki ve başka yerlerdeki Yahudi halk tarafından çok sevilmesine neden oldu. Birkaç ay sonra, bir bayram vesilesiyle Kral Yahudi delegasyonunu büyük bir itibar göstererek kabul etti, kendi yakınında, etkili politikacıların ve yüksek rütbeli askerlerin yanında oturttu. Bazı kimseler, bu askerlerin arasında, Fransız ordusunu denetleyen Almanların da bulunduğunu söylüyorlar. Yahudilere gösterdiği bu teveccüh, söylediği "Yalnızca Faslılar var" sözleriyle birlikte Kral V. Muhammed'in Fas'taki ayrıca İsrail'deki ve başka yerlerdeki Yahudiler arasında da çok sevilmesine neden oldu.
Bir defasında, Yahudi kültürünün kaybolduğunu söylemiştiniz…
Levi: Böyle bir şey söylediğime inanmıyorum. Bu kültür kaybolmadı. Bir kültür asla kaybolmaz. Sanırım bu sözleri başka türlü ifade etmişimdir. Bakın: Bugün Fas'ta Yahudi okullarında Fransızca, yanı sıra çok az Arapça öğretiliyor. Buna karşılık bizden yaşlı olanların hâlâ Fas ağırlıklı bir kültürü var. Arapça konuşanların sayısının giderek azalıyor olması ise, nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bir sorun.
Sizin durumunuz nedir?
Levi: Ben, kültürümüzün güçlü olduğu bir dönemde doğdum. Bugün ise bu kültürün etkileri yalnızca mutfakta ya da ibadette görülebiliyor. Bir Yahudi-Faslı kültürün yaşanacağı bir yer, bir mekân yok artık. Kültür yalnızca eski kitaplarda ya da sinagoglarda yaşıyor, ama sokakta veya bir komşuda yaşamıyor. Artık Yahudi Mahallesi yok ve varsa bile orada Müslümanlar yaşıyor. Şimdi gerçekten, kelimenin tam anlamıyla bir azınlığız. Daha önce bu halkın, başka bir dine sahip olan ve başka mahallelerde yaşayan bir parçasıydık…
Sayın Levi, bir defasında İsraillilerin gerçek anlamda Yahudi olmadıklarını söylediniz mi? Kendini Yahudi olarak hissetmek için diasporada yaşamış olmak gerektiğini söylemişsiniz.
Levi: Tabii ki mutlaka diasporada yaşamış olmak gerekmez. Ancak Yahudi kültürünün 2000 yılı aşkın bir zaman diliminde çok sayıda ülkede bir diaspora kültürü olduğu bir gerçektir. Şimdi Yahudiler yeniden tek bir ülkede birleştiler. Ne var ki, birincisi bu ülkede herkes Yahudi değil. Halkın yarısından fazlası İsrail dışından geliyor. İkincisi: bir azınlık kültürü ya da en azından dini farklı bir başka halkın içinde yaşıyorsa, o zaman bir azınlık tutumu gelişiyor.
Halkın kendisi hükümeti oluşturan, bir orduya kumanda eden belirleyici bir çoğunluksa, o zaman başka bir zihniyet gelişiyor. Diasporadaki Yahudilerin geleneksel klasik karakteri, İsrail ordusunun karakterinden tamamen farklıdır.
Söyleşi: Alfred Hackensberger
© Qantara.de 2011
Almancadan çeviren: Mustafa Tüzel
Editör: Hülya Sancak/Qantara.de
Qantara.de
André Azoulay ile söyleşi
"Benim hayattaki görevim kültürler diyaloğu için çalışmak"
Fas Kralı'nın danışmanı André Azoulay Arap-İslam dünyasında müstesna bir kişilik. 20 yıldan beri Fas'taki iktidarın üst makamlarında bulunan tek Faslı Musevi olan Azoulay, kültürler ve dinler arası diyalog için uzun zamandan beri aktif olarak çalışıyor. Rim Najmi, Rabat'ta Azoulay'la görüştü.
Küreselleşmenin Mağrip ülkelerine etkisi
Masallar diyarında kimlik erozyonu
Mağrip ülkeleri, kötü siyasi yönetimler ve küreselleşmenin baskısı altında eşsiz kültürünü, değerlerini ve geleneğini yitirmek üzere. Beat Stauffer'in makalesi.
İslam dünyasında Yahudi yaşamı
Yahudi değil "İbrani"
Yahudi kültürü, Müslüman ülkelerin birçoğunda kültürün sabit bileşenlerinden biri olmayı günümüzde de sürdürüyor. Ne Ortadoğu krizi ne de İran devlet başkanı Ahmedinejad'ın antisemitik beyanları bu durumda önemli bir değişikliğe yol açamadı. Alfred Hackensberger bildiriyor.
André Azoulay ile söyleşi
"Benim hayattaki görevim kültürler diyaloğu için çalışmak"
Fas Kralı'nın danışmanı André Azoulay Arap-İslam dünyasında müstesna bir kişilik. 20 yıldan beri Fas'taki iktidarın üst makamlarında bulunan tek Faslı Musevi olan Azoulay, kültürler ve dinler arası diyalog için uzun zamandan beri aktif olarak çalışıyor. Rim Najmi, Rabat'ta Azoulay'la görüştü.
Küreselleşmenin Mağrip ülkelerine etkisi
Masallar diyarında kimlik erozyonu
Mağrip ülkeleri, kötü siyasi yönetimler ve küreselleşmenin baskısı altında eşsiz kültürünü, değerlerini ve geleneğini yitirmek üzere. Beat Stauffer'in makalesi.
İslam dünyasında Yahudi yaşamı
Yahudi değil "İbrani"
Yahudi kültürü, Müslüman ülkelerin birçoğunda kültürün sabit bileşenlerinden biri olmayı günümüzde de sürdürüyor. Ne Ortadoğu krizi ne de İran devlet başkanı Ahmedinejad'ın antisemitik beyanları bu durumda önemli bir değişikliğe yol açamadı. Alfred Hackensberger bildiriyor.