10.09.2009Ulrich Schreiber ile söyleşiArap ve Batı dünyası diyaloğu üzerine gelecek vizyonları

Berlin Uluslararası Edebiyat Festivali yöneticisi Ulrich Schreiber'a göre bu seneki festival, Avrupa ile Arap dünyası arasında bir edebiyat köprüsü kurma yolunda kilometre taşı olacak. Mohamed Massad, Ulrich Schreiber ile görüştü.

Ulrich Schreiber; Foto: Selma Marie Schreiber
Ulrich Schreiber: "Arap edebiyatı genellikle sadece menşei olan ülkede basılıyor ve okunuyor."
Bu yılki Berlin Uluslararası Edebiyat Festivali'nin odak noktası "Arap dünyası". Programın kapsamı nedir?

Ulrich Schreiber: Berlin Uluslararası Edebiyat Festivali (ilb), dünya çapındaki edebiyat festivalleri arasında en yaygın uluslararası katılıma sahip olanı. Her yıl festivalimize dünyanın dört bir yanındaki 50 ülkeden düzyazı ve şiir alanında eser veren 150 yazar davet ediliyor ve bunların yaklaşık 300 etkinlikte eserlerini tanıtmalarına ve tartışmalar yürütmelerine olanak tanınıyor. "Reflections" ("Yansımalar") başlığı altında önemli siyasi konular ele alınacak. Bu sene söz konu başlık Arap dünyası ile Batı diyaloğunun gelecek vizyonlarına ayrılmış durumda.

"Anılar, konuşun" adlı etkinlik dizisi, Homeros'tan Mahmut Derviş'e uzanan bir yelpazede müteveffa yazarların metinlerinden okumalar içeriyor. Sayıları 30 bini aşan ziyaretçilerimizin 10 bini henüz okul çağında ve bir başka program başlığı olan "Uluslararası Çocuk ve Gençlik Edebiyatı" etkinliği çerçevesinde daha sabahın erken saatlerinde okumalar için festival mekanına akın ediyorlar. Son yıllarda gençlik edebiyatına özellikle vurgu yaptık ve uluslararası düzeyde henüz tanınmasa da memleketlerinde yayınladıkları ilk eseriyle beğeni kazanan yazarları davet ettik.

Geçtiğimiz yıllarda da Arap ülkelerinden yazar ve müzisyenleri festivalimizde ağırlamıştık. Bu vesileyle de kurulan temasların ve Arap edebiyatı hakkındaki bilgilerin derinleşmesini arzu ediyoruz.

Çabalarımızın ana hedefi, Arap dünyasından gelen konuklarımıza, edebi eserlerini, kültürel ve siyasi duruşlarını layıkıyla aktarmalarına olanak tanıyacak bir alan açabilmek. Bizi asıl ilgilendiren soru şu: Arap dünyasının odak noktası olan meseleler nelerdir?

Bu seneki festivalinizin ağırlık noktası olarak "Arap Dünyası"nı seçmenizin nedeni nedir?

9. Berlin Edebiyat Festivali'nin logosu
Festival özellikle genç edebiyatçıları tanıtma amacını taşıyor.
Schreiber: Özellikle son yıllardaki gelişmelerin ardından Arap kültürlerinin Batı dünyasında daha geniş bir düzlemde ortaya konulmasının ve anlaşılmasının hayati bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Durum böyle olunca da, hangi sanat türü bunu, insanın en mahrem arzu, umut ve korkularını dile getiren edebiyattan daha iyi yapabilir?

Berlin Uluslararası Edebiyat Festivali'nin bu seneki ağırlık noktası olan "Arap Dünyası"nın yegâne amacı Arap dünyasının kültür ortamını, ilgi duyan insanlara açmak, karşılıklı anlayışı desteklemek ve sanatçı, aracı ve yazarlar arasındaki temasları teşvik etmek.

Arap yazarların seçiminde hangi ölçüleri kullandınız?

Schreiber: Seçimlerle ilgili olarak öncelikle şunu söylemek isterim: Her sene olduğu gibi bu festivalde de ağırlık noktamızın edebi çerçevesini mümkün olduğunca kapsamlı biçimde karşılayabilmek için büyük çaba gösterdik.

Elbette yazarların edebi niteliği bizim için çok önemliydi. Bu bağlamda Arap ülkelerinden gelen eski konuklarımıza, Arapçadan çeviri yapan çevirmenlere, Avrupa'da Arap şiir ve düzyazıları basan yayıncılara, Arap ülkelerindeki Goethe Enstitüleri'ne ve Kahire, İskenderiye, Ramallah, Dubai, Beyrut, Şam, hatta çok sayıda Arap sanatçının yaşadığı İsrail'deki yazarlara danıştık.

Bizim için önemli olan, genç nesillerin de dahil olduğu, bölgenin Almanya'yı henüz tanımayan önde gelen yazarlarının katılımını sağlamaktı.

Arap ile Alman edebiyatının etkileşimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Schreiber: Avrupa dünyası ile Arap dünyasının karşılıklı ilişkilerinin diyalog yönünü ön plana çıkaran çok sayıda kültür projesi zaten bulunmakta. Festivalimizin ağırlık noktası, örneğin Peter Ripken'in Frankfurt Kitap Fuarı için çıkardığı iş ya da Ortadoğulu ve Alman yazarların buluşmasıyla iki tarafın edebiyatı hakkında karşılıklı bilgilendirme amaçlı Berlin menşeili " Doğu- Batı Divanı" adlı projelerin doğrultusunda gerçekleştirilecek.

Assia Djébar; Foto: dpa
Bu yılki Berlin Edebiyat Festivali'nin katılımcılarından Assia Djébar Alman kitabevi tarafından verilen barış ödülünün sahibi.
Söz konusu ülkelerin edebiyat ve kültürlerine olan ilgi 11 Eylül 2001 ertesi artış gösterdi. Nitekim bunun en belirgin örneğini 2004 Frankfurt Kitap Fuarı'nda gördük. Ne var ki, eserlerin yaygınlığı konusunda temelde bir değişiklik olmadı: Arap edebiyatı, neredeyse sadece menşei olan ülkede yayınlanıyor ve okunuyor. Şu ana kadar gerçekleşen karşılaşmalar istisnai bir karaktere sahip.

Ağırlık noktası Arap dünyası olan festivalinizden beklentiniz ne?

Schreiber: Arap dünyasıyla kurulan edebi ve kültürel iletişimde bir kilometre taşı olması, arkadaşlıkların kurulması ve Almanların burada tanıdıkları ülkeleri ziyaret etme ve oradaki temaslarını derinleştirme tasarıları içinde olmaları.

Bu sene Berlin'e gelemeyen Arap yazarlara ne söylemek istersiniz?

Schreiber: Yani davet edilmedikleri için hayal kırıklığına uğramış olabilecek yazarları mı kastediyorsunuz? Onlara yanıtım şu olacak: Bu festival ebediyen sürecek!

Söyleşi: Mohamed Massad

Almancadan çeviren: Ogün Duman

© Qantara.de 2009