29.06.2007Hamas'ın Gazze'deki Zaferiİsrail - Batı Şeria - Gazze Üçgeni'nin Geleceği

Hamas'ın Gazze'de, Filistin Yönetimi'nin kontrolü altında olan güvenliğin tümünü ele geçirmesi bölgede yeni siyasi sınırların çizilmesine yol açtı. Peki şimdi ne olacak? Yossi Alpher iki senaryo öngörüyor.

Hamas militanları, El Fetih karargâhını işgal ettikten sonra yeşil bayraklar dikiyor; Fotoğraf: AP
Hamas'ın yönetimi ele geçirmesi, öncelikle Filistin'in iç yapısı bakımından bir coup d'etat olarak algılanabilir.
Geçen hafta Gazze'de yaşananlar, birçok açıdan bir devrim niteliğindeydi. Hamas'ın yönetimi ele geçirmesi, öncelikle Filistin'in iç yapısı bakımından bir coup d'etat olarak algılanabilir.

Ayrıca yaşanan değişim, Ortadoğu'nun bu bölgesinde daha geniş devrimsel bir duruma yol açtı. Bu gelişme aynı zamanda, İsrail - Filistin, Filistin - Filistin ve Filistin - Arap ilişkileri bağlamındaki birçok temel veya tarihi varsayımı, hatta geleceğe yönelik varsayımları da çökertti.

Bu değişime stratejik açıdan bakıldığında, yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmeler hakkında sadece tahmin yürütebilir. Gelecek hakkında bugünden kesin saptamalar yapanlar ise, kaygan bir zeminde hareket ediyorlar demektir.

Durumu İsrail'in perspektifinden daha iyi kavrayabilmek için, gelecekte yaşanabilecekler hakkında en uç ihtimalleri içeren iki senaryo sunulabilir. Ancak olayların akışı büyük ihtimalle bu iki senaryonun arasında bir orta yolu işaret edecek.

Yarı dolu, yarı boş

Yelpazenin en iyimser ucunda, iki farklı cephedeki iki ayrı Filistin yönetimi ile ilişkilerini nispeten başarılı ve barışçıl bir şekilde yürüten bir İsrail bulunuyor.

Hamas ve El Fetih'in arasında süren çatışma; Fotoğraf: AP
Gazze'de yeniden yaşanan çatışmalardan dolayı binlerce insan evlerine hapis oldu
Batı Şeria'da Devlet Başkanı Mahmut Abbas, El Fetih hareketinin bölgedeki hâkimiyetini sağlamlaştırıyor, güvenlik konusunda istikrar sağlayıp, sadece Batı Şeria'yı temsilen, İsrail ve uluslararası kamuoyu ile müzakere etmeyi kabul ediyor.

Selim Fayad yönetimindeki yeni hükümet, İsrail'in vergi gelirlerinden yararlanabiliyor, ayrıca Avrupa ve Amerika'dan da yardım alıyor ve böylece Batı Şeria gelişiyor. Abbas, İsrail'in Filistin bölgelerinden çekilmesini ve ek yerleşimlerin ortadan kaldırılması için İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile geçici bir anlaşmanın pazarlığını yapmaya başlıyor.

Diğer taraftan Hamas, tek başına kontrol ettiği Gazze'de, altyapı desteği almaya ve tarım ürünleri ihracaatına devam edebilmek için güvenliği sağlama gereksinimi ile karşı karşıya bulunuyor.

İsrail, Gazze geçidinin açılmasını, Sderot ve çevresine Kassam füzelerinin düşmesinin engellenmesine ve mahkûm mübadelesine bağlıyor. İsrail ve Mısır etkili bir silah ambargosu uyguluyor. Mısır'ın zorlaması ile halka uyguladığı şiddet ile yüzleşmek zorunda kalan Gazze'deki hükümet, daha pragmatik davranmaya karar veriyor.

Zayıf noktalar Hamas'ın saldırılarına yol açıyor

Buna karşılık, yelpazenin karamsar ucunda ise, son haftalarda Abbas ve El Fetih hareketinin ortaya koyduğu örgütsel ve yönetsel zayıflık bulunuyor. Bu eksiklik Batı Şeria'daki performanslarını etkilemeye devam ediyor. Hamas burada saldırılar düzenliyor ve farklı yöntemlerle İsrail'e karşı terör saldırıları başlatıyor.

Bu durum, İsrail ile Filistin arasında güvenliğin sağlanmasını ve Batı Şeria'da ekonomik ve siyasi işbirliğini imkânsız kılıyor. Bu arada Gazze'de, Hamas'ın etkin askeri kanadı kendi bölgesinde yönetimi ele geçirme girişiminin ardından, şiddeti İsrail'e ihraç etmeye başlıyor.

Hamas ayrıca Mısır'ın Gazze - Sina sınırındaki zayıf polis kontrol noktalarından da istifade ederek Mısır'ın Sina yarımadasında bulunan bazı hedeflere saldırılar düzenliyor.

İsrail buna karşılık olarak Gazze'ye ağır askeri operasyonlar düzenliyor ve kaos ile kriz böylece yayılıyor. İsrail'in iki cephede kendini savunma noktasına getirildiğini anlayan İran ise, Suriye ve Lübnan'daki Şii yandaşlarını, üçüncü bir cephe açmaları yönünde cesaretlendiriyor.

Diğer varsayımlar

Beklenen gelişmeleri dikkatli bir biçimde değerlendirmeye çalışırken, bu kritik noktada çok tartışılan ama vuku bulmayacakları neredeyse kesin olan diğer gelişmeleri de teşhis etmek mümkün.

Ehud Olmert; Fotoğraf: AP
Abbas, İsrail'in Filistin bölgelerinden çekilmesini ve ek yerleşimlerin ortadan kaldırılması için İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile geçici bir anlaşmanın pazarlığını yapmaya başlıyor.
Birincisi, mevcut ve kısa vadeli dönemdeki şartlar altında, Gazze'de uluslararası bir güç bulunmayacak. Hiç bir üçüncü ülke, gönüllü olarak askerlerini İsrail ile Hamas arasına veya (Gazze - Sina arasındaki "philadelphi" koridoruna) Mısır ile Hamas arasına yerleştirmek istemeyecek.

Barışı koruyucu bir gücün Ortadoğu'da başarılı olabilmesi için hem sürdürülebilir bir barış antlaşması hem de birlikte çalışabileceği, tutarlı ve sorumluluk sahibi iki hükümete ihtiyaç var. Hamas bu konuda sınıfta kalırken, Hamas'ın Şam'daki lideri Halit Meşal ise, her fırsatta bu fikri geri çeviriyor.

İkincisi, her ne kadar Suudi Arabistan ya da Mısır tarafından Filistin'de yeni bir milli birlik hükümeti kurulması yönünde girişimde bulunulsa da, El Fetih ve Hamas arasında, ya da diğer taraftan İsrail ile Hamas arasında gerçek bir uzlaşma olmayacaktır. Sınırlar, bizler ve Akdeniz kıyısındaki radikal dinci bir Arap rejimi arasında çiziliyor.

Üçüncüsü, Hamas kendi halkına ne kadar kötü davranırsa davransın, İsrail'e ne kadar zıt giderse gitsin, İsrail Gazze'de gerçek anlamda bir insanlık dramına, açlıktan toplu ölümler yaşanmasına izin vermeyecektir.

Dördüncüsü, İsrail ile Filistin arasında sadece Batı Şeria ile sınırlandırılmış siyasi bir süreç, güven sağlayıcı bir atılıma ve kriz çözümüne muhtemelen destek sağlayabilir. Ancak hem Abbas ile Olmert'in zayıf noktaları hem de Hamas'ın müdahale kapasitesi göz önünde bulundurulacak olursa, tam bir barış sürecini andıran bir sonuç beklenmemeli.

Mısır ve Ürdün'ün rolü

Beşincisi, İsrail'in kurduğu hayallere bir yana, Gazze için Mısır, Batı Şeria için de Ürdün sorumluluk üstlenip, İsrail'in paçayı ucuz kurtarmasını kabul etmeye hazır değil.

Bunun tam aksine, Mısır, Gazze'deki diplomatik ve askeri danışmanlarının sayısını azaltıyor. Kahire'de jeton nihayet düştü. Artık Hüsnü Mübarek rejiminin, Hamas'ı kendine bir muhalefet olarak algılamaya başlaması umuluyor.

Ürdün için ise, Batı Şeria'da İsrail ile Filistin arasındaki siyasi sürecin başarılı bir şekilde yeniden canlandırılması, Doğu ve Batı Şeria arasındaki işbirliğinin arttırılması ve bu bağlamında yeni fırsatların doğması anlamına geliyor. Ancak Amman'da Kral Abdullah'ın daha da fazla Filistinliyi kendi krallığına bağlamaya ve onlara tekrar Ürdün vatandaşlığını geri vermeye yanaşacağı da şüpheli.

Bütün bunların da ötesinde, İsrail ve İsrail'in Arap komşuları ile birlikte, Avrupa ve Amerika da, rüşvete açık bir İslamcı parçacığın oluşumu ile karşı karşıya bulunuyorlar. Bu durum, çabuk, kansız veya basit bir çözüme fırsat tanımıyor.

Yossi Alpher

© OpenDemocracy 2007

Almanca'dan çeviren: Murad Bayraktar